Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DON KİŞOTLAR HALA YAŞIYOR YENİBOĞAZİÇİ ARTIK CITTASLOW

Yeniboğaziçi Belediyesi ve 8 köyü Cittaslow olmakla kalmadı, Kıbrıs’ın cittaslowdaki başkenti de oldu. Çağdaş Don Kişotlar yani bu yolda gönüllü çalışan komitem perde gerisindeki kahramanlardı. Onları saygı ile selamlarım…

Bir hayalimiz var demiştik

İki yıla yakın bir zaman önce başladık bu hayali kurmaya. İlk başta Kıbrıs için, bizler için sadece bir hayaldi bu. Kıbrıs’ın, bu cennet adanın “fast” bir yaşam karşısında taşıdığı riskler, beslenmemiz, çevresel risklerimiz, unuttuğumuz insani değerler, sonuçta bize hastalık, huzursuzluk, yaşamdan tat almama, özü unutup, insan olmanın ne demek olduğunu karıştıran bir rahatsızlık olarak geri dönüyordu. Kanserde dünya birincisiydik. Tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar, çevreyi korumadaki eğitimsizliğimiz ve umursamazlığımız, çocuklarımızın topraktan kopup bilgisayar başına geçmeleri ve ülkemizin bir türlü sınırları aşamayan, izolasyonları kaldıramayan bu tıkanmışlığıyla bir umuttu bize bu hareket. En azından örgütlüydü. Cittaslow, yani yavaş şehirle ilgili hayallerimiz Don Kişot’un yel değirmenleriyle savaşması demekti. Hala daha bu böyle…

Dünyada pek çok ülke, pek çok şehir çoktan yavaş şehir olmuşlar, bu konuda çalışmalar yapmışlar, yol almışlar meğer. Dört bir yanı izolasyonlarla çevrili bu adada dışarıya açılamazken bir umut oldu bize bu çalışma, bir umuttu daha yaşanılabilir bir dünya hayali kurabilmemiz için. Mimarlar Odası Başkanı Sn. Azmi Öge bu konuyu meclis üyemiz -aynı zamanda Mimarlar Odası üyesi olduğu için- Ali Kömürcügil’e açtı bu konuyu. Yeniboğaziçi ve bölgesi düşünülmüştü bu konuyla alakalı olarak ve böylece konu Belediye Başkanı ve meclis üyelerinin onayına kadar geldi. Herkes bu konuya yabancıydı elbette. Ama durum ortadaydı. İnsan yaşamı odaklı olan bu olay insanlar için iyi şeylere kapı açacaktı. Meclisimizden onay çıktı ve sıra bu konu ile ilgili olarak çalışabilecek insanların oluşmasına kaldı. Geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı. Toplantıdan önce Mimarlar Odası ile birlikte DAÜ Mimarlık Fakültesi’nin de bu konuya ilgi göstermesi herkesin inancını arttırdı. Evet 8 köyümüzü kapsayacak şekilde geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı. Bu konu anlatıldı, açıklamalar yapıldı. O gece belki 30 belki 40 kişi bu konuda çalışmak için gönüllü oldu.  Aylar boyunca dersimize çalıştık.

Neydi bu cittaslow? Aslında bize uzak değildi. İtalya’da başlayan bu akım bizim yani Kıbrıs’ın 30 yıl önceki hali demekti. Tamam teknolojiyi reddetmiyordu ancak teknolojinin insanı yutmasına ve robot haline getiren yaşamlara teslim olmasına karşı duruyordu.

Koordinasyon ekibi kuruldu Ali Kömürcügil koordinesindeki 6 kişi kendisini ilgilendiren konuların başına getirildi. Her konunun altında onlarca madde ya a alt madde vardı. Şu an geriye baktığımızda o çalışmaları nasıl yaptık, o gücü nerede bulduk tam olarak anımsamıyorum. Çok tıkandığımız, yorulduğumuz, bunaldığımız zamanlarımız oldu. Pes etme noktalarına kadar gidip döndük. Ali Kömürcügil’in müthiş dengesi, adaleti, organizesi en büyük gücümüz oldu. Doğrusu yaptığımız bu çalışmalara her insan ayak uyduramazdı. O kadar hızlı bir tempoda çalışıyorduk ki bunların hiçbirisi laf olsun diyerek yapılamazdı. Ortada Mimarlar Odası ve DAÜ Mimarlık Fakültesi de olmasa küçücük bir yerde, belli kalıplara sıkışmış düşünceler arasında bu hayali gerçekleştirmek çok daha zor olacaktı.

Çok anlattım cittaslowu. Defalarca gazetelerde, dergilerde, toplantılarda, halk gezilerinde, mikrofonlarda. O kadar çok yazıp çizdim ki bu sefere insani anlamda ekibimizi yazmak istedim biraz da… Genelde basına ya dışarıya işin genel çizgileri sunulur. İçte neler yaşandığını kimse bilmez. Bu komite çok büyük işler başardı. Belediye Başkanı Cemal Biren, Mimarlar Odası Başkanı Azmi Öge ve ekibi, DAÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şebnem Hoşkara ve öğretim üyelerinden oluşan ekip, ve Yeniboğaziçi Belediyesi Cittaslow Komitesi… Yani: Ali Kömürcügil, Şemsi Oyuncu, Selma Tanık, Umut Kurşun, Sedat Kılıç ve benden oluşan bu ekip ise bu hayalin gerçekleşebilmesi için hep birlikte inanıp bu hayalin gerçekleşmesinde çalıştık ve şimdi bu gururu yaşıyoruz.

Bunun yanında destek veren çok insan oldu. Cesur yüreği ile her zaman yanımızda olan gencimiz, festivalimizin sunucusu, Belediye tiyatrosu oyuncusu Mustafa Tazeoğlu bu gönüllü ekibin ardından bu olayı sahiplenen gençlerin de en güzel örneği oldu.

Bu yolculuğa çıkarken yukarıda saydığım isimlerin yanı sıra Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, müdürü Bülent Köstem, Yağmur Böreği Birlik Başkanı ve Hürriyet gazetesi ekinde yazarı Ayfer Yavi olmasaydı bu hayal gerçekleşemezdi. Bu insanlar bizim mihmandarımız oldular ve büyük fedakarlıklarla hem Kıbrıs’a kadar gelip bizimle çalışmalar yapıp, toplantılar gerçekleştirdiler, hem de bize inanarak uluslar arası arenadaki rehberimiz oldular. Bu sayede Kıbrıs’tan Türkiye’ye ve oradan da İtalya’ya uzanan bir köprü oluştu. Bu güzel insanlara, emeği, çalışmayı önemseyen ve yürekleri sevgiye dönük olan dostlara özellikle teşekkür ederiz.

Evet Yeniboğaziçi Belediyesi 8 köyü ile birlikte artık cittaslow. Artık sakin şehiriz. Bütün iş bundan sonra başlıyor.  Artık insanlar soruyor “şimdi ne olacak? ne gibi değişiklikler olacak?..” Köylülerimiz bekliyorlar. Evet artık Cittaslowun başkenti olduk. Bu gurur sadece bize değil ülkemize ait. Pek çok kişi bunun ne demek olduğunun farkında bile değil. Bunu da aşıp, insan hayatını, insanı önemseyen bu olayı da anlatacağız. Belki herhangi bir siyasi söylem kadar dikkat çekmeyeceğiz ama içimizde çocuklarımız, insanımız ve geleceğimiz için çalışabilmenin vicdan rahatlığı var.

Evet, bir hayalimiz var demiştik. O hayalimizin ilk kısmı gerçekleşti. Çalışmalarımız meyvesini verdi ve artık hangi söylemi seçerseniz seçin ülkemiz için bir kapı araladık biz. Yıllardır siyasilerin başaramadığını yaptık. Uluslararası niteliği olan ve siyasete kurban edilmeden insanların çalışmalarını önemseyen bu birliğe üye olduk. Kolay olmadı bu elbette. Bundan sonrası da kolay olmayacak. Her şey şimdi başlıyor. Artık bölgemizde daha iyi bir yaşamın meyvelerini toplamak için çalışmalarımızın geriye kalanına devam ediyoruz.

Bu bir halk hareketidir. İnsan odaklıdır. İnsan yaşamını ve geleceğini önemser. Siyasiler değişse de bu devam edilmesi gereken bir harekettir. Bu yolculuğumuzda bahsedilen isimler haricinde köylülerimiz, kadın birliklerimiz, enginar üreticilerimiz, spor kulüplerimiz, bölgede örgütlü tüm dernek, kurum ve kuruluşlar, hayvancılar, çiftçiler yani halktan insanlar en büyük katkıyı yaptılar. Şimdi yolumuzu yine kendi insanımızla yürüyeceğiz. Esas iş şimdi başlıyor. Gücümüzü kendimizden ve insan olmanın donanımından alıyoruz. Benim içim rahat. Don Kişotlar hala yaşıyor ve hala insanlar için hayal kurmakta ve hayalleri gerçekleştirmek için çalışma yapıyorlar.