Emek var, dayanışma var…
Emek bir araya geldi… Hizmet üretip, hizmet ürettikleri alanı yönetiyorlar…
Mülkiyet vakıflarda… Ama karar isçilerin…
Dünyada çok az ülkede benzer örnekler var.
Doğrudan çalışan karar sürecinde…
Devlet işletmesi iken zarar eden bir yapı…
Özelleştirilmesi istenen bir yapı…
Ya sonra?
8 yıl önce devreye işçiler girdi.
Sendika girdi.
Dome Otel’den bahsediyorum.
Ciddi bir başarı hikayesine imza atan işçilerden…
İşçileri doğru örgütleyen sendikal bir yapıdan…
Yapıcı yaklaşımlarla, aslında “battı” denen bir çok kurumun, yüzebileceğinden…
O dönemi anımsadım birden…
Turizm Emekçileri Sendikası işçilerle proje üretmiş, dönemin başbakanı Ferdi Sabit Soyer de “bu modeli deneyelim” demişti.
Devamında 4 yıl süren bir mahkeme süreci…
“Ne pahasına olursa olsun burayı alacağım” diyen bir Vakıflar Müdürü…
Denize sıfır kumarhane yaratma heveslisi “yatırımcılar…”
Çalışanlar hepsine göğüs gerdiler.
Biliyorlardı ki, Dome Otel, sadece bir otel değildi…
Bir ruh…
Bir anı…
Bir tarihti…
“Siyasetçilerle rantçıların kabaran heveslerine” birileri dur demeliydi…
Kıdem haklarını…
Maaşlarının yarısını kaybetmelerine rağmen, çalışanlar buna “dur” dedi.
Şimdi, sözleşmenin uzatılmasına CTP “evet” diyemedi…
2 yıl kaldı.
UBP- DP hükümeti ne yapacak?
Göreceğiz.
2 yılda, para kazandı
2 yılda Dome Otel’in kara geçtiğini biliyor musunuz?
Sorun mülkiyetle falan alakalı değildi…
Sorun, yönetme şekli…
Çalışanlar kendi malında işleyip, kendi malını yönetiyor.
Çalışan işini kurtarmak için yola çıktı.
Vakıflar döneminde işçi ücretleri de çok yüksekti.
Maaşı değil iş güvencesini düşündü çalışanlar.
Ciddi fedakarlık yaptılar…
Hızla var olan problemler çözüldü.
Çalışanlar insani koşullarda çalışıp, yine iyi ücret alıyorlar…
Diğer otellerle kıyaslanamayacak kadar ciddi bir fark bu…
Ciddi sermaye koymadan da ekonomik başarı elde etmek mümkün…
8 senede bu tecrübe yaşandı Dome Otel’de…
Üç hükümet de kayıtsız kaldı…
4 yılı mahkemede geçti Dome Otel’in.
Son dört yılda ise hiç zarar etmeden, 7 milyon TL yatırım yapıldı.
Sözleşme süresi uzatılmadı. Aradan üç hükümet geçti.
Kimse rakamlarla Dome Otel’i incelemedi.
Siyasi bakmaya devam edildi.
“Dome Otel bir ruhtur” diyen işçiye inat…
“Buradan iyi para kotarılır” diye ekonomik bakmaya devam ediliyor.
Bakın Saray Otel’e…
2.5 milyon Euro yatırım kaydıyla, 30 yıllığına devredildi.
Şimdi ne kadar Lefkoşalı Saray Otel?
Ne kadar eski ruhu yaşatılıyor…
Oysa bakın saray Otel’in tarihine…
Hangi şartlarda inşa edildi…
Şimdi ne durumda?
Bazı eserler, o ülke insanının ruhunu yansıtır.
Saray Otel de öyleydi…
Dome Otel de öyle…
Nitekim…
Siyaset halen daha ders almadı…
Rant gözüyle baktılar…
Önemsemediler.
Ne derseniz deyin.
8 senede 7 milyon TL yatırım.
Hepsi isçinin kendi parası ile.
Yönetim Kurulu Başkan’ı Bayram Karaman’a göre çalışma, yaşam standardı ve sosyal açıdan diğer otel çalışanlarına göre Dome Otel çalışanları daha rahat.
Süreç zor…
Şimdi zor bir dönem başladı.
Sözleşme uzatılması için son iki sene.
Soyer döneminde işçi modelinin denenmesine izin verildi, ve 10 yıl kiraladı.
Geriden gelen CTP’li başbakanlar Soyer gibi risk almadı.
Bu sürede çalışan kazandı.
Vakıflar kazandı…
Girneli kazandı.
Müşteri kazandı.
Tarihinde Vakıflar Dome Otel’den yıllık 1 milyon TL kazanamadı.
Şimdi yıllar içinde bu rakama ulaşıldı.
Kısa sürede…
Şimdi bu para teklif ediliyor Vakıflara…
Kumarhanesi değil ha..
Otelin kendisi…
Vakıflara bak… “Kumarhane…” Kerhane…”
Vakıf malları üzerinde kumarhane de var, kerhane de…
Vakfedenlerin kemikleri sızlıyor şimdi.
Vakıfların peşkeş çekilmeyen yeri kalmadı.
Kamunun da…
İstihdam edildiği yerde üretmek isteyen bir çalışan yapısı var…
Vakıflar İdaresi’nde yöneticilerin sık sık değişmesi de başka dert.
Muhataplarınız sürekli değişiyor.
Sendika TES…
Patron ise çalışanlar.
Net ifade ediyor bu?
Vakıfların eklı selimle hareket etmesi bekleniyor.
Çalışanlar “uzatma” ummakta…
Mali yönden hep artıda…
2009’dan itibaren hep artıda kapattı mali dönemi.
Şu anda 3 milyon TL artıda.
Kasada para var yani…
Ayrıca…
Piyasaya normal borç dışında, bir borç yok.
Yurt dışındaki tur operatörlerinden alacaklı…
Batak parası yok…
Vergi Dairesi, sosyal sigorta ve ihtiyat Sandığına da borcu yok…
Vakıflar İdaresi’ne kar payı verdi.
Çalışanı da aldı kar payını.
Hiçbir bankadan da kredi kullanılmadı.
Ha..
Sendikanın yüzde 51 hissesi var ya.
Kar payını alıyor.
Ama.
Sıkı durun…
Tamamını işçiye dağıtıyor.
Üstelik…
Hissedar olup olmadığına bakılmaksızın…
Oteller arasında en yüksek gelir vergisi ödeyen çalışanlar da Dome Otel’de.
Çalışan maaşı üzerinden oluyor yatırım…
Şimdi…
Şimdi…
Tablo bu.
Herkes karar verecek…

Dome Otel, dış cephesi, katı, silüeti değiştirilerek, beş yıldızlı bir “tüccar oteli” mi olacak…
Yoksa “ruhu” ile birlikte, bu binada yaşayacak mı?
Anıların barındığı bvalo salonu bir kumarhane salonuna mı dönüşecek?
Yoksa, ülkenin bir çok kurumu balolarını orada yapmaya devam mı edecek?
Ben olsam TES Başkanı Bayram Karaman’ın yerinde…
Kimseye yalvarmam…
Toplumu bir sınavdan daha geçmesi için bırakırım.
Siyaset de karar versin…
Girneli de…
Kıbrıslı da…
Tablo ortada…
Ruh ortada…
Emek ortada…
Dome Otel için bir kavga verilecekse…
Ortada bu başarı varken…
Ben işçinin yanında seve seve saf tutacağım…
































