Dolar yükseldi, Sterlin ve Euro düştü

13 Eylül 2014 Cumartesi | 13:25

Geçen hafta içinde başlayan dolardaki yükseliş 2.21 ile son 6 ayın en yüksek değerine ulaştı. Dolarda küresel düzeyde görülen güçlenme ve değer kazanma ve Türkiye ekonomisindeki 2 çeyrek büyüme rakamlarının beklenenin altında gerçekleşmesi (%2.1) dolar kurunun, TL karşısında zirve yapmasına neden olan başlıca etkenlerdir.
Şimdi bu etkenleri biraz detaylandırarak açalım. TL’deki değer kaybının esas nedenlerinden biri, Amerikan Merkez Bankası (FED) tarafından yapılan bir araştırmada, bankanın faiz artırımları ile ilgili görüşlerinin, banka tarafından yapılan bir araştırma ile örtüşmemesi yani uyuşmamasının görülmesi üzerine dolarda global bazda değerlenme başladı ve bu durum, Türkiye piyasalarına da sirayet ederek dolar kurunu 2.20’nin üzerine getirdi.
Bahse konu araştırmaya göre, yatırımcıların,  faiz artışlarına ilişkin piyasa beklentilerinin FED’e göre daha iyimser olduğu ortaya çıktı. Yatırımcılar, FED’in faizleri uzun süre düşük tutmasını ve çok yavaş artırmasını bekliyor ve bunun daha doğru bir adım olacağını söylüyorlar.
Sterlin ve Euro konusuna gelince; Avrupa Merkez Bankası’nın geçtiğimiz günlerde aldığı hem faiz indirimi, hem de varlık alımlarına başlayacağı ve enflasyon oranının uzun süre düşük seyredeceği beklentisinin açıklanması  sonrasında, Sterlin ve Euro, dolar karşısında hızla değer kaybetmeye başlamış, Euro 2.85, Sterlin de 3.50 seviyelerine gerilemişti.
Bunun yanında, İskoçya’da geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir ankette 18 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumunda %51 ile evet çıkacağı sonucu, İngiliz Sterlini’ni son 10 ayın en düşük seviyesine geriletti. Bundan önceki ankette, bağımsızlık yanlılarının oranı % 47 idi. Bağımsızlık yanlılarının oranının yükselmesi İskoçya şirketlerinin hisselerini de %1.5 ile %2.7 arasında kayba uğrattı. Bağımsızlığın, İskoç ekonomisi üzerinde olumsuz etki yaratacağı düşünülüyor. Eğer, İskoçya bağımsızlık sonrası kendi hesabına olan borçlarını üstlenmezse bu durum İngiliz Sterlini’ni daha da olumsuz etkileyebilir.
İngiltere, finansal kriz sonrasında iflas etmek üzere olan İskoç bankalarını kurtarmıştı. İngiltere ve İskoçya arasındaki ortak kamu borçlarının İskoçya tarafından üstlenilmemesi olasılığı, petrol gelirleri paylaşımı, göçmen politikaları ve sınır güvenliği ile para birimi olarak İskoçya’nın Sterlin kullanıp, kullanmayacağı konuları İngiltere’yi endişelendiriyor.
Para birliği içinde olduğumuz, en büyük ticari ortağımız olan Türkiye’de, Dolar kurundaki artışın yansımalarına da bakacak olursak, özellikle, şu tartışmaların yaşandığını görüyoruz. Bir kesim, faizlerin daha da düşmesini, kurların biraz artmasını öneriyor. Ancak, bunların tümünü sağlamak enflasyon artarken çok zor görülüyor. Kurlar artınca, bundan ihracatçı olumlu etkileniyor, cari açık bir miktar azalıyor ama diğer taraftan da özel sektörün dış borç yükü artıyor.
Faizler düşünce, krediler ucuzluyor, yeni yatırımlar yapıyorlar, işsizlik azalıyor. Bunlar doğru ve istenen gelişmeler fakat yüksek enflasyon ortamında faizler enflasyon rakamının altında kalırsa bu sefer TL mevduattan kaçılıyor ve dövize yöneliniyor. Bu durum da, döviz kurlarını yukarıya çekiyor. Bu yüzden, sert faiz indirimleri de, vatandaşların dövize yönelmelerini ve kurlardaki dengeleri bozabilir.
Görüldüğü üzere, faiz ve kur politikası 2 tarafı keskin bir kılıç gibidir. Bu yüzden TC Merkez Bankası’na güvenilmeli ve politikalarına destek olunmalıdır. Odaklanılacak temel konular, ekonomik büyüme, düşük enflasyon ve ihracat artışı olmalıdır.