Doğruysa yapacaksın…

31 Temmuz 2018 Salı | 10:19
Köş, Moreket

Eğer karar verdiğiniz işin doğruluğuna inandığınız halde, yapılması için gereken cesareti göstermezseniz, eleştirilirsiniz…

Haklılığınızı, doğruluğunuzu istediğiniz kadar anlatmaya çalışın. Karşı taraf en ufak bir zaafiyetinizi sezdiği anda, belden aşağı da olmak üzere vuracaktır.

CAS meselesi de budur…

Serdar Denktaş, geçen ayın sonunda işten durdurulacaklarını söyledi, yapılmadı.

Üstüne bir kaç maaş daha verildi.

Eğer o maaş haklarıysa, “durduracağım” demeyeceksiniz.

Yok eğer değilse, ki yargı da öyle söylüyor, o zaman gereğini yapacak, demagojilere, basit şark politikalarına ve en kötüsü popülizme kurban olmayacaksınız…

Devletin sırtında bin bir kambur. Buna bir yenisini daha ekleyebileceğiniz algısı sizi bitirir.

Çünkü zaten o popülizmin alasını yapan var. Ordinaryüsleri var bu işin.

Cesur, yanlışlara “dur” diyeceğini, kesip atacağını, “yeni” olacağını söyleyen, geniş tabanlı bir iktidar da bu cesareti göstermezse, bu memleket bitmiştir.

Batmış KTHY’ye verilen 3,5 milyonun peşine düşmekle ne elde edilecek ki..?

Tartışmalar ve icraatsızlık şu anda da bu iktidarın önündeki en büyük tehlikedir…

 

SAĞLIK DÖN DOLAŞ AYNI NOKTADA…

Sağlıkta yine aynı bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar.

Sağlık Bakanlığı geçmişteki bocalamaların benzerini sürdürüyor.

“Gelin devlette çalışın, sizi ödeyeyim”….

Yok böyle bir şey…

Defalarca yazdık, hukukçulardan görüş aldık, dahası Anayasa Mahkemesi defalarca karar verdi.

Doktorlara ikinci iş olmuyor…

Sen de ödesen, kliniklerinde de çalışsalar olmuyor.

Sadece üç seçenek var.

Bir, “ikinci iş yasak” diyeceksiniz, kalan kalacak, giden gidecek.

İki; Anayasa’yı değiştireceksiniz. Çünkü anayasa eşitlik ilkesine aykırı buluyor.

Üç, eşitliği bozmasın diye, tüm kamu çalışanlarına ikinci iş yapma hakkı vereceksiniz.

Bu kadar basit…

İstediğiniz kadar yasaların etrafından dönmeye çalışın. İsterse bundan sonra on tane bakan daha denesin, aynı yere çıkacak…

Ülke zaman kaybediyor, düşmanlıklar oluşuyor, vatandaşın aldığı hizmetin kalitesi düşüyor.

Her seferinde yeni bir Bakan’la aynı yolları denemeye devam mı edeceğiz..?

Bu mudur..?

YERİN KULAĞI VAR

GELİRLERİ ARTIRMAKTAN NEDEN SÖZ EDİLMEZ:

Sosyal medyada 250 milyonluk bütçe açığı ve Türkiye’den kaynak istenmesi konusu tartışılıyor. Ama bu tartışmalarda gelirlerin artırılmasından nedense hiç bahsedilmiyor. Devletin ilgili birimlerinden öğrendiğimize göre, bugün teşvikler, vergi indirimleri kaldırılsa, devletin bir yılda elde edeceği ek gelir 980 milyon dolar… Senin bütçe açığının 16 misli. 30 tane casino’nun “101 milyon dolar vergi verdik” diye övünmesini seyretmeye devam ettiğimiz sürece, “bizim” olan bir bütçeden dahi bahsedemez olacağız yakında…

POPÜLİZMİN DİBİ:

Kudret Özersay’ın HP milletvekilleri olarak maaş artışlarını bir derneğe bağışlama kararı, sağdan da soldan da tek kelimeyle eleştirildi, “popülizm”. Yetmedi, hükümetçe bu karara uydular. Serdar Denktaş da dün milletvekillerinin hayat pahalılığını, en alt baremdeki 1453 kişiye paylaştırcaklarını söyledi. Buna olsa olsa “popülizmin dibi” denebilir. Siz sadece devlet memurunun vekili, bakanı değilsiniz. İkincisi, siz de söylüyorsunuz ki, zaten baremler arasındaki fark dünya ölçeğinin altında. Ne gerek var ki böyle “hoş” görünmelere… Kendi maaşınızdan keseceğinize, darpahenelere verdiğiniz teşvikleri kesin. Hele de şimdi muhalefet vekillerinin de maaşından kesiyorsunuz ya, yıkacaklar ülkeyi başınıza…

 KRİZ DE YOK İCRAAT DA: “Hükümette beklediğiniz kriz yok” diyor Serdar Denktaş. İyi de hükümetten sadece kriz bekleyenler yok sayın denktaş, icraat, devrim bekleyenler de var. Umut bağlayanlar da. Tamam kriz yok da, ülkenin temlellerini çökerten yanlışlara neşter vuran bir hükümet de yok. Eskiler gibi treni içeriden sallayacaksanız farkınız ne?

NELERLE UĞRAŞIYORUZ:

Memleketin o kadar çok sorunu var ama biz haftalardır vekillerin aldıkları artışlar üzerinden tartışıp duruyoruz. Hak ettiler mi etmediler mi, fazla mıydı, eksikmiydi diye. Yahu ülkede onlarca sorun çözüm beklerken sizler kalkmış kimin kaç para alacağını tartışmasını yapıyorsunuz. Alsınlar be kardeşim, 15 değil, 25 bin lira maaş alsınlar ama, vatandaşın sorunlarını da çözmeye baksınlar. Kimsenin kimin ne para aldığında gözü yok ama, ülke yangın yerine dönmüş ve siz çözüm üretemezseniz aldığınız artış da, yediğiniz yemek de milletin gözüne batar bilesiniz…

 BAŞKA BİR EMRİNİZ:

“Tesisin imar edileceği arazinin devlet tarafından sembolik bedel iLe uzun vadeli kiralanması (en az 49, en çok 99 yıl) ve proje/inşaat aşamasında ilgili tesisin açılışı yapılmadan yıllık tahsis bedeli alınmaması. Tesisin inşa aşamasında ithal edilecek ürünlerden sıfır vergi alınması. Tesisin inşaatında yapılan yatırım tutarının %100’nün ilerleyen yıllarda vergi kalkanı olarak kullanılması yatırımcılar açısından cazibe yaratacaktır”. Otelciler Birliği Yönetim Kurulunun hükümetten talepleri sadece bunlarmış…

TEHDİT EDİYOR:

Casinocular ve otelcilerden sonra Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy da, Kuzey Kıbrıs uçuşlarında maliyetlerin çok yüksek olduğunu belirterek, KKTC hükümetinin havayolu şirketlerine bir kolaylık sağlamasını beklediklerini söylemiş. Aslında tehdit de etmiş. “Vermezseniz, uçuşlar azalır” diyor. Ercan işletmesine 1,5 milyon euro borcunu da ödemeyecek, bir de devletten katkı isteyecek. Ne hallere düştük görüyorsunuz. KTHY’nin batmasına sebep olanlara bir kez daha lanet ettim.

ZİRVEDEKİLER

Sami Özuslu (Yenidüzen): “Kimse parmağının arkasına saklanmasın: Faşizm KKTC’de de kapının hemen dışındadır. Faşizm illa ki Hitler gibi insanları fırında yakmayı gerektirmez. Kenan Evren’in yaptığı gibi 17 yaşındaki Erdal Eren’i yaşını büyültüp asmak da şart değil. Faşizm bir korku yönetimidir. Bir ‘hedef’ seçer, onları susturur. Geridekilere de ‘sıkıysa konuşun’ mesajı verir. Kitleler susarsa, faşizm gelir, yerleşir. Tam o noktadayız”…

DİPTEKİLER

Çevre Dairesi: Dünkü yazımızda, bir beş yıldızlının atıklarını denize akıttığını, dalgıçların bunu tespit ettiklerini yazmıştık. Püsküllü’nü durumu da ortada. Şimdi de Esentepe Belediye Başkanı, bir sitenin kanalizasyonunun denize aktığını söylüyor. Belediye Başkanı olarak bunu Çevre Dairesi ile halledememiş anlaşılan ki, o da basına açıklamış. E, ne olacak? Kimi kime şikayet edeceğiz? Heeeey Çevre Dairesi var mısın, yok musun..?