Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DİZAYNLARA MARUZ KALMAK ACİZLİKTİR…

Birileri hiç vazgeçmeden memleketin içini dizayn etmeye çalışıyor.

Kim cumhurbaşkanı seçilecek, kim başbakan olacak, kim parti başkanı olacak…

Yetmedi, şimdi de kamuoyuna görüş bildiren herkesi belli bir cepheye konumlandırma faaliyeti. İsim isim. Hatta toplumun en çok saygı ve güven duyduğu isimlere bile çamur atmalar.

Bunun için de her yol mübah. Karalama, eski defterleri karıştırma ve dedikodu.

İnsan kaynağını yıpratıcı, güvensizliği körükleyici, umutsuzluk yaratıcı bir faaliyet.

Herkes bir yerlere cevap yetiştirecek diye bölünüyor, karşıtlaşıyor, kavgalaşıyor. Toplumsal değerler yok ediliyor.

İşte son örnek, UBP’nin iç kavgaları.

Yapacakları altı üstü bir kurultaydı. Kuralı belliydi, yöntemi belliydi. Ama ayarlarıyla oynandı. Kurultayın ilk turu yapıldı, ikinci tura kalanlar geri çektirildi. Aradan hiç akılda olmayan, aday bile olmayan biri hem partinin başına hem hükümeti kurma görevine getirildi.

Şimdi biri çıksın da bana bu dizayn değildir desin…

Geri çektirilen adaylardan biri Hasan Taçoy. Önceki günkü konuşmayı yapması için çok ciddi bir şeyler olmuş olması gerekir. “Bana müdahale olmadı” dese de aynı cümle içinde bu kez, “Faiz Sucuoğlu çıksın ve konuşsun” diyor…

“Hülle ile AK Parti’nin buradaki teşkilatının da rakip adaya çalıştığı noktasına getirilmiştir olay”… Bu ne demektir? Koskoca UBP kendi çarklarını çalıştırıp, kendi kararını veremez duruma mı gelmiştir. Önce kendilerinin, bu düşürüldükleri durumdan rahatsız olmaları gerekmez mi?

Kurultaya sadece 4 gün kaldı hala ilan edilmiş değil.

Ben partilerin iç meselelerinin derdinde değilim. Ne isterse olsun bu ülkede hem genel anlamda hem de partiler bazında, demokratik işleyişle ilgili kurallar bütünü vardır. Her kim ne amaçla yapıyorsa, bizim temel değerlerimizi hedef alıyor. Yasaları, teamülleri zorlayarak, insanları birbirine düşürerek.

Bilerek ya da bilmeyerek, küçük çıkarlar için bu işlerin içinde olanlar var. Durumdan vazife çıkaranlar, kraldan çok kralcılar. Olur olmaz “Ankara böyle ister” diyerek, Türkiye’nin adını karıştırıp, ona buna şekil verenler. Seçim sırasında bütün bir halk birbirine düşman edildi, yetmedi şimdi bir partinin üyeleri birbirine kırdırılıyor.

Aslında eğer Hasan Taçoy söylediklerinde samimi ise, yani hani diyor ya, “Ben cesurum, her şeyi herkesin yüzüne söylerim” diye, bu kurultay sürecini de kamuoyuna bir anlatsın. Hiçbir şey söylemeyecekse, sadece kendi adına adaylıktan neden çekildiğini anlatsın. Onun dışında söyledikleri, aynen şikayet ettikleri gibi dedikodudan öteye gitmez…

Farkındaysanız, son bir yıldır ülke dedikodularla yürütülen algı operasyonlarına maruz kalıyor. Sonuçta tüm sistemin tartışıldığı, KKTC’nin ve insanlarının itibarsızlaştırıldığı bir noktaya geliyoruz.

Bu Kıbrıs Türkü ve KKTC adına en büyük tehdittir.

Herkes bir an önce aklı selime dönmeli, bu devletin var olan kurallarına uygun hareket etmeye başlamalıdır. Maksatlı organize işler içinde olanlar bir an önce pasifize edilmelidir. Bunun yolu da şeffaflıktan geçer.

Eğer meseleniz bu ülkenin ve halkının çıkarlarıysa, başka yolunuz yoktur. Şu anda izlenen yol ise sahip olduğumuz her şeyi yıkıp geçmektedir.

Bunu mu istiyoruz…


YERİN KULAĞI VAR

KURULMA OLASILIĞI DAHA FAZLA:

Dörtlü hükümetin kurulma olasılığı, kurulmama olasılığından daha fazla gibi görünüyor. Ancak yine de her şey oldu bitti diyemiyoruz. Partiler çeşitli formüller üzerinde tartışıyor. Parti başkanlarının kabinede yer almaması ve bir milletvekilinin Başbakanlık görevine getirilmesi ve teknokrat bir hükümet formülü yanında, bazı partilerin ısrarla kabinede yer almak istemesi de çözülmesi gereken sorunların başında geliyor. Bu iş, bugün veya yarın bir sonuca varmak zorunda çünkü, 15 günlük süre hafta sonu doluyor…

 

DÜN DÜNDÜR SİYASETİ:

Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı makamında bayrakların kaldırıldığı yönündeki iddialara sert tepki vermiş. İyi de bu bayrak tartışmasını ortaya atan ve dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı eleştiren kendisi değil miydi? Halbuki Denktaş döneminden beri yabancı misyon yetkililerinin kabulü sırasında bayrak bulunmuyordu. Demek ki, zamanında laf olsun diye eleştirdiğiniz bir konu, gün gelip sizi zor durumda bırakabiliyor.

 

“BEN BAKAN OLMAZSAM OLMAZ”:

2020’nin bitmesine sayılı günler kaldı ama, hala bir hükümetimiz, bir bütçemiz yok. Yaklaşık 2 aydır ülke hükümetsiz kör topal devam ediyor. Hala “ben bakan olursam olur, olmazsam olmaz” diyenler var.  Yahu sen kimsin, senin çıkarın bu ülkeden daha mı önemli? Biz ne zaman bu kadar kendini bilmez olduk? İnsanda biraz utanma olur. Hele şu hükümet bir kurulsun, o perde arkaları o zaman ifşa edilecek.

 

  1. MAAŞ MESELESİ:

Sonunda Aralık ayı geldi çattı. Memur ve emeklinin gözü kulağı maliyeden gelecek o bilindik, “13. maaşlar ödeniyor” açıklamasında. Ancak ortada bir hükümet yok. Normal maaşlar bile ancak borçlanarak ödeniyor. 13. maaş sadece kamu çalışanının değil, esnafın da beklediği, çarşıya canlılık getirecek ek kaynak. Hükümetin olmadığı bu ortamda nasıl olacak bilmiyorum ama, 13. maaşların ödenip ödenmeyeceğine, ne zaman ödeneceğine, kurulacak olan yeni hükümet karar verecek…

 

YAYILIYOR:

3-5 derken yeniden 21 vakaya çıktık. Yerel vakaların Girne bölgesinden olduğunu yazdı bir hekim. 3 günlüğüne karantinasız girişlerin ikamet yerleri malum Girne bölgesi. Oralarda çalışanların canları Allah’a emanet. Yılbaşında da 6 bin kişinin aynı kategoride ülkeye gireceği iddia ediliyor. Acaba diyorum kuzeyi ve güneyi kıskandık da onlara yetişmeye mi çalışıyoruz? Bu işin şakası yok, bugüne kadar rahat yaşadıysak, kendimizi koruduğumuzdandır. Bütün dünya yılbaşı kutlamalarını yasaklarken, biz vürüs ithal etmeye karar verdiysek, vay halimize.

 

PANDEMİ ÇAĞRI MERKEZİ:

Güney’de hükümet bir çağrı merkezi kurmuş. İnsanlar, covid 19’la ilgili tüm bilgileri, rakamları, kuralları, uygulamaları, arayıp oradan öğrenebilsinler diye. Hükümetin aldığı kararlar, seyahatlerle ilgili önlemler, diğer her şey. Böyle bir uygulamaya öyle ihtiyacımız var ki. Gün içinde bile değişen kararlarla neyin ne olduğunu biz gazeteciler takip edemiyoruz, normal vatandaş nasıl haberdar olsun. Yüzlerce vasıfsız kadroları olan devlet, kısa bir eğitimden sonra böyle bir merkezi oluşturamaz mı?


Ali Pilli
Ali Pilli

ANLADIK BAŞARILISINIZ DA…: Daha 15 gün önce, “sıkıntılar vardır, onları aşmak için bazı kararların alınması gerekir, onun için süratle bir hükümetin kurulması gerekir” diyen sağlık Bakanı Pilli, şimdi aniden “Hükümet boşluğu bizi etkilemiyor sadece Bakanlar Kurulu’ndan geçmesi gereken bazı protokoller var onları etkiledi” diyor. Yani “ben işimi yapıyorum, başarılıyım” demeye getiriyor da böyle bir kriz durumunda bir bakanlık tek başına ne yapabilir ki? Olsa olsa günlük rutin. İşte radyoterapi alamayan kanser hastaları… Ne yapacaksınız?