Kategorisiz

 DİRENİŞ ÇADIRINDAN…







DİRENİŞ ÇADIRI




Sabah 8.00’den ö.s. 15.00’e kadar Direniş Çadırında bulundum. Daha önce hiç tanımadığım hepsi de üniversite mezunu gençlerle tanıştım. Kimi mühendis ya da teknik, kimi sosyal ya da siyasal bilimler mezunu. Bir kısmı İngiltere’den mezun. Dolayısıyla İngiliz diline de hakimler. Hatta pek çoğu yalnızca Türkçeyi değil, İngilizce dilini de pek çok bakan ve müsteşardan çok daha akıcı ve anlaşılır konuşuyorlar. Bilgi dağarcıkları yalnızca mezun oldukları branşlarla değil, siyaset bilimiyle de dopdolu. Konuştukça onlar hakkında daha çok şey öğrendim.



Demem o ki; yeniyi, devrimci olanı, geleceğin farklı dünyasını onlar temsil ediyor ve onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

SENDİKACILARIN BAŞBAKANLA GÖRÜŞMESİ

Çadırın ilk ziyaretçileri sabahleyin Başbakan tarafından görüşmeye çağrılan sendika ve sivil toplumdan tanıdığımız kişilerdi. Şener Elcil, Aslan Bıçaklı, Ozan Elmalı, Mehmet Ali Güröz başbakanlıkla görüşmeye girmezden önce ve çıktıktan sonra ayak üstü sohbet ettiğim arkadaşlardı. Edindiğim intiba özetle; “KKTC Maliyesi tam takır kuru bakır!” Kıbrıs İşlerinden Sorumlu AKP kadrolarıysa, ekonomideki bu kriz anında; Elçilik ve Ankara üzerinden “hükümetimizin topluma içireceği ACI İLAÇ” reçetesini (siz yeni neo-liberal ekonomik önlemler diye anlayın) protokole dönüştürmek üzere hazırlamış durumda.

Başbakanlık direniş çadırı

BAŞBAKAN’IN SİYAH ARABALARI…

Öğleden sonra başbakanlığın dış kapısına komşu kaldırımda,  Direniş Çadırının gölgesine sığışmaya çalışan yaşı geçkin beş yoldaş, bir uzun sohbete durmuştuk.

Trafiğin ters yönünden, önde bir siyah Mercedes, arkada ikinci siyah araba başbakanlığın kapısından aniden içeriye daldılar. Öndekinde sürücü koltuğunda takım elbiseli şoförü, onun yanında koruması ve arka koltukta sayın başbakan. Arkadaki siyah arabada birkaç sivil giyimli iri kıyım atletin bulunduğu rahat giysili diğer korumalar.

Bir ihtişam! Bir azamet!

Kadın arkadaşlarımızdan birisi Başbakanın yolun ters yönden giriş yapılmasına tepki gösteriyorlar ve arabadan inen korumalara neden bu yanlışı yaptıklarını soruyorlar. Korumaların tavrı “ne diyor bu yav…” mealinde sert ve haşin bakışlar oluyor. Aralarından birisinin ceketinin altından tabancasının kabzası görünüyor. Diğer takım elbiseli ise: “kadın halinle karışma” diye söyleniyor arkadaşımıza. Resmi giyimli polis de “ben yolu kestim siz niye karışıyorsunuz ki?” diyor Bir trafik suçu ya da yanlışı, resmi üniformalı polis araya girince doğru oluyor!..

direniş çadırı başbbakanlık önü

İSKANDİNAV SİYASİ TEVAZUSUNA KARŞI KKTC SİYASİ KİBRİ…

İskandinav ülkelerinde başbakanlar aileleriyle sokakta korumasız dolaşıyor. Başbakan ve kimi kadın bakanlar makamlarına bisikletle ya da kendi arabalarıyla gidiyor. En küçük bir devlet harcamasından mütevellit yolsuzluk ya da savurganlık suçlamasında “İSTİFA” edecek kadar siyasi ahlak sahibi hepsi de.

Demem o ki; bugün şahit olduğum bu görüntülerin sonrasında: “Erdoğan ve AKP kurmaylarının isteksizliğine karşın UBP’ne Genel Başkan ve adayarımıza Başbakan seçilen sayın Sucuoğlu’nun, ekonomide ve yerel yönetimler konusunda, minimum zamanda seri şekilde aldığı ve halkın çeşitli kesimlerinde öfkeyle karşılanınca telaşla düzelttiği kararları bir yandayken, gördüğüm bu “hal-i kibri” ile yakın zamanda giderek sempatikliğini de yitirebileceğidir.

İskandinavlardaki yaşam kalitesine ve kişi başı düşen gelire (50 bin doların üzerinde), bir de KKTC’ninkine (10 bin doların altında) bakınca, yöneticilerin siyasi kibrinin ve tasarruf eğilimlerinin, yönettikleri ülkenin varsıllığıyla ters orantılı olabileceğini düşündüm.









Başa dön tuşu