İngiliz adayı Osmanlı’dan devraldıktan sonra, haliyle Osmanlı’nın idari işlerini de devralmış, o güne kadar usul neyse bunlara önce uymaya çalışmıştı.
…
Zaten İngiliz Kıbrıslı Türkleri “Müslim” olarak bilirdi, öyle tutmaya özen gösterirdi.
Bir protokolde papaz müftüden sonra yerini alırdı.
…
Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyetini kurup devrimlerini başlatınca, Kıbrıslı Türkler de bunlara uydu.
Fesi, çarşafı attılar.
Erkekler şapka giydi, kadınlar etek.
İngiliz’in, şapkalı Türk erkeklerini anti-British olarak gördüğü de olmuştur.
Türk Bayrağını yasakladığı da…
…
Din adamları Kıbrıslı Türkler tarafından siyasetten uzak tutuldu.
Daha sonraki yıllarda da hep böyle oldu.
Din devlet işlerine karıştırılmadı.
…
Kıbrıslı Türklerin Makarios’u hiç olmadı…
…
O dönemlerde Türkiye’den bir Müftü getirildi.
Adı Menzilcioğlu.
Müftü camilerde konuşmaya başlar.
Ama Atatürk aleyhine.
Dur durak bilmez.
Müftünün bu hali başta Dr. Küçük olmak üzere diğer yetkililerin de tepkisine neden olur.
Müftü tepkilere dayanamaz ve adadan ayrılır.
…
Türklerde dini lider yoktur.
Dini görevli, müdür, din işlerine bakan memurlar vardır.
…
Örneğin şimdiki Müftü, “lider” değildir.
Memurdur.
Müdür.
İkili kararname ile atanır.
…
Başbakan’ın atadığı bir bürokrat “lider” sıfatı ile protokollerde yer alabilir mi?
…
Yabancılar ne yapmak istiyor?
Zaman zaman her iki tarafın din görevlilerini bir araya getirip, barışa ve çözüme bu cepheden katkı koyma çabası sergiliyorlar.
Aynı şekilde düzenlenen toplantılar “dini liderlerin bir araya gelmesi” olarak lanse ediliyor ve bu iş sırıtıyor…
Ne zamandan beri din işleri ile uğraşan memurlar, Kıbrıs görüşmelerinde yer aldı ki?
Makarios’un karşısına Dr. Küçük’ü değil de, Şeyh Nazım mı oturmuştu?
…
Dini liderler diye ne resmi bir sıfat vardır, ne de fiili bir oluşum var.
Özellikle resmi haber ajanslarının bu tür endek göndeklere dikkat etmeleri gerekiyor.
Olmayan liderlikleri varmış gibi gösteren haberlerin arkasında yatan dürtüler mercek altına alınmalıdır.
…
Hükümet bu işi nasıl kabul eder?
Görüşmeciler nasıl hazmeder?
…
Efendim, “dini liderler” bir araya gelmiş de barış ve çözümdeki katkıları görüşülmüş!..
Burası Irak mı, yoksa İran mı?
…
Oldu olacak, tarikatlardan da görüşmeci atansın!..
…
Ne Türk ne de Rum tarafının siyasetinde hiçbir etkin yeri olmayan dini unsurları, mütemadiyen bir araya getirmenin anlamı nedir?
…
Bu adada din bir mesele değildir.
Sorunun parçası da değildir.
Onlardan sadece inançlılar için dua istenebilir.
Ama durmadan din görevlilerini “lider” adı altında bir araya getirmek, işin rengi değiştirir.
Bu neyin şırıngası?
































