Köşe Yazarları

DİNCİLERİN EKMEĞİNE YAĞ…

Nenem çarşaf giyerdi, annem dışarıya çıkacağında eşarbını takardı.

Niye bunu belirtmek ihtiyacı hissettim;

Giyim tarzı, elbette inanların sosyal ve ekonomik durumu, kültürü ve inançlarıyla ilgilidir.

Ve bu topraklarda kabul görmüş, içselleştirilmiş, herhangi bir çatışma aracı yapılmamıştır.

Giyim tarzının ve hatta yüzdeki sakalın-bıyığın sorun olduğunu üniversiteye başladığımda öğrenecektim.

12 Eylül faşizminin dayattığı tek tip insan modelinde sakalın-bıyığın şeklinden, başa takılacak örtünün modeline kadar hepsi vardı.

Ve o dayatılan modele göre davranmayan da ağır bedeller öderdi.

Başörtüleri zorla çıkarılıp atılan kızlar gördüm.

Sakalları zorla kestirilen üniversite hocaları.

Sarkık bıyıkları yüzünden sivil polislerce alıp götürülenler.

“İyi ki nenem buralarda değilmiş yoksa çarşafından olacaktı, abimler de bıyıkları nedeniyle güneş yüzü görmeyeceklerdi” dediğimi çok hatırlarım.

Türkiye büyük bir cangıldır.

Sadece siyasi olarak değil kültürel-inançsal zeminde de çok vahşi kurallarla idare edilmeye çalışıldı.

Veya hala öyle yapılıyor.

Üstelik muazzam bir dilemma var orta yerde.

12 Eylül faşizminden önce Türkiye’deki İmam Hatip Liselerinin sayısı sadece 66 idi.

12 Eylül yönetimi bu sayıyı 935’e çıkardı.

Sosyal Demokrat, Sol, Sosyalist ideolojiyi engellemek için habire İmam Hatip Lisesi açtılar.

Küçük yaştaki çocukları muhafazakar ideoloji ile yetiştirdiler.

Sonra da dönüp başörtülerine karışmaya çalıştılar.

Fakat başarılı olamadılar.

Şimdilerde binlerce İmam Hatip Lisesi var ve büyük çoğunluğu tarikatların arka bahçesi , İslamcı partilerin oy deposudur.

***

Benzer şeyler bizim buralarda da yapılmak isteniyor mu?

Kesinlikle evet.

İslam’ı siyasallaştırıp, çocukları sadık bir mürit haline dönüştürme çalışmaları hızla yükseliyor.

Camilerde veya lokallerde düzenlenen kuran kurslarının büyük kısmı bu amaca hizmet ediyor.

Türkiye’den gelen tarikat militanları camileri tarikat merkezi gibi kullanıyorlar.

Özellikle fakir ve sosyal açıdan dışlanmış Türkiyeli ailelerin çocukları üzerinde operasyon yürütüyorlar.

Ve ne acıdır ki hükümet dahil herkes bunları uzaktan seyrediyor.

***

Hala Sultan İlahiyat Koleji’ndeki diploma krizi bize göstermiştir ki odaklanmamız gereken nokta laik ve demokratik eğitim olmalıdır.

Eğitim Bakanlığı’nın diploma fotoğrafları üzerinden çıkardığı kriz son derece yanıltıcı ve tehlikelerle doludur.

Bir kız çocuğunun başındaki bez parçasıyla uğraşmak bizim kültürümüzde yoktur.

Bu yanlışa düşülerek o kız çocukları üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışanlara “mağdur” payesi verildi.

Fakat oradaki sorun devam ediyor.

“Teknik öğretmen” adı altında Türkiye’den getirtilenler İslamcı militanlar gibi davranıp, KKTC Milli eğitim Bakanlığı’nın müfredatını yok sayıp kendi ideolojileri doğrultusunda eğitim veriyorlar.

Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit göreve geldiğinde bu “yasadışı duruma” engel olacağını açıklamıştı.

Neler yaptı bilmiyorum ama yaratılan diploma krizi hiç de uygun olmadı.

Eğitim Bakanlığı’nda birileri dincilerin ekmeğine yağ sürdü.

Durum budur…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı