Köşe Yazarları

DİK DURMAK VE AYVAYI YEMEK…

Roma döneminde Julius Sezar takvimin yeniden düzenlenmesini ister.

O dönemde bir yıl dört aydan ibaret.

Yetersiz görür Sezar.

“Tekrar düzenleyin” der.

Bu iş Mısırlı bir bilim adamına düşer.

Mısırlı bilim adamı çalışır ve bugünkü takvimi ortaya çıkarır…

– 1 yıl 365 gün sürecek.
-Her yıldan 6 saat artacak ve 4 yılda bir artan bu saatler takvime 1 gün olarak eklenecek, böylece o yıl 365+1=366 gün olacak.
-366 gün ise 12 aya bölünecek. Fakat 366 tam olarak 12’ye bölünmediğinden ötürü 6 ay 30 gün, 6 ay da 31 gün olacak…

Bu hesaba göre Ağustos ayı 30 gündür.

O dönemlerde Mart yılın ilk ayı, şubat ise son ayı.

Ortaya çıkan takvimde Sezar, Temmuz ayına kendi adını verir.

Hazretleri o ayda doğduğu için.

Julius. (July)

Sezar gider Augustus gelir.

Ağustos ayına kendi adını verir ve “Yılın son ayından bir gün alın benim ayıma ekleyin” diyerek, Ağustos’u 31 güne çıkartır.

Böylece Sezar’ınki ile birlikte Ağustos ayı da 31 çeker.

Buna göre de, Şubat ayı dört yılda bir 29 gün, diğer yıllarda 28 gün olur…

Bu yüzden Şubat’ın 29’unda doğanlar ayvayı yer.

Doğum günlerini 4 yılda bir kutlamak durumunda kalırlar.

Augustus’un kompleksi yüzünden…

Ama bu çok önemli mi?

Bir de her gün ayva yemek var?

İnsan dünyanın en kıymetli varlığı mı?

Yaratıkların en mükemmelli mi?

14 buçuk miyar yaşındaki gezegenimizde insanlık tarihi de milyonlarca yıl öncesine dayanır.

Kutsal kitaplara göre, insanlık Adem ve Havva’dan gelir.

Eğer böyleyse, Adem ile avva’nın Aden Bahçesinde yedikleri meyve elma değil ayva olmalıydı.

Havva’nın Aden Bahçesi’nde yedikleri meyve elma değil ayva olmalıydı…

Evrim teorisine göre insanlık gezegenimizin evrimleşmesinden geldi.

Denizlerden,

Balıklardan.

Balıklar karaya çıktı, sürünmeyi öğrendi.

Sonra evrimleşti.

Karada yaşamayı öğrendi.

30 milyon yıl önce dik durmayı öğrendi.

Afrika kıtasından dünyaya yayıldı.

Çağlar atladı.

Kimi yaratıklar bu çağları atlatamadı.

İnsanoğlu dayandı.

Neslini sürdürdü.

Giderek mükemmelleşti.

Doğaya hükmetmeyi, onu değiştirmeyi bildi.

Bunu öğrenince ayvayı bir kez daha yedi…

İnsanlık düşünme yeteneğini de ayakta dik durmaya ve yürümeye başlaması ile geliştirdi.

Konu ile ilgili kimi görüşlere göre, insan dik durup yürüyünce, boşta kalan ellerinin ne işe yaradığını sorgulamaya başladı.

Bu sorgulama giderek düşünme yeteneğine ivme kattı…

Düşündükçe çevresini değiştirmeye başladı insanlık.

Değiştire değiştire bugünlere geldi…

Dik durmak…

Düşünmek…

İnsanlık dik durmayı öğrenmiş önce.

Sonra yürümeyi.

Hep ileri…

Şimdi, dik duranlar ayvayı yemiyor mu?

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı