KıbrısManşetRöportaj

“Devletin temeli biziz… Bizi fark edin”

Doğumdan ölüme tüm aşamalar onlardan geçiyor… Her şeye, herkese hâkim onlar…  Onlar mahallenin muhtarları, seçilmiş noterler

Nezire Gürkan

Herkesi tanıyan, her şeyi bilenlere  “mahallenin muhtarı” der Kıbrıslı. Boş bir söylem değil bu, temeli var. Her şeyi bilen, bulunduğu bölgede herkesi tanıyan, her şeye hâkim, her yabancının başvurduğu, siyasinin ilk kapısını çaldığı kişidir çünkü muhtar.

Ne mi yapar?

Doğumdan ölüme tüm resmi işlemlerin ilk kaydı ondan geçer. Doğum belgesini onaylar, ölmediğinizi  ispatlar, okula kayıtta belgeyi o verir, evlilik/vatandaşlık aşamalarında onayı şarttır. “Beraber yaşam belgesi” ondan çıkar. Bankadan kredi, kefillik, tapu işlemlerinde kapısını mutlaka çalmakla yükümlüsünüz. Ve daha nice konuda…

Her yöne, 7/24

“Bu kadar da değil” diyor kadın muhtarlardan Emine Davutoğlu Sheekho…

“Zorunlu işlemlerimiz var; ille de bize bakan, ille de bizim onay ve mührümüzün gerektiği. Bunlar devlet işleyişinin ilk basamağı. Bir de doğal misyonlar gelişir, göreviniz olmadığı halde.  Çünkü vatandaşla bire bir muhatap olan ilk aşama biziz. En kolay ulaşılır mülki amirler. 7/24 devrede. GSM operatörleri gibi her yöne hizmet… Anasına bakamayan da bizi arar, evine yılan giren de… Bölgede sorun olduğunda polisin, belediyenin, kaymakamlığın, bakanlıkların ilk aradığı da biziz… Her derde deva misali…”

Piramidin temeli

Devleti piramide benzeterek “Tepesinde cumhurbaşkanı/başbakan var; temelinde muhtarlar. Bu temel sağlam olmalı, çökerse piramit çöker” diyen Sheekho, buna karşın muhtarların yeterli ilgi ve saygınlığı görmedikleri inancında. “Varız ama yokuz gibi” diyor. “Biz de diğerleri gibi seçilmişiz ama devletten yeterli saygı ve ilgiyi görmüyoruz…”

Ne istiyorlar…

Kökeni İngiliz Sömürge dönemine dayanan muhtarlar, genellikle profesyonel değil. Maaşları yok. İşine ek olarak yapılan bir görev muhtarlık. Gelir kapısı değil. Yaptıkları işlemler için ücret alabiliyorlar, ancak bunlar çok cüzi rakamlar. Son 10 yıldan beri de asgari ücretin yarısı oranında bir “ödenekleri” var. Maaş değil, ödenek.

Yeterli değil mi bu miktar?

“Bu miktar ikramlara, kahveye yetmez. Binaya, arabaya ihtiyacınız var. Benzin masrafınız var,  telefon var… Hangi parayla yapacaksınız! Doğal olarak cepten harcayacaksınız. Benim gibi kendi işyeri olan orayı kullanır, olmayanlar oradan/buradan imkân arar. Belediyeden, kaymakamlıktan… Maaş verilmeli muhtara. Ve saygı gösterilmeli. Devlet kapısı hep açık olmalı. Muhtar, seçilmiş kişidir. Vatandaşın ilk başvurduğu mülki amirdir. Her bilgiye, her makama rahat ulaşma imkânı olmalı. Sorunları başka nasıl aşarız! Bizi fark etsinler, bize saygı göstersinler…”

Riskli bir iş… Beraber yaşadığını nasıl bileceksiniz!         

Riskli bir iş yaptıklarına, hatalı bir belgenin bedelinin çok ağır olduğuna da dikkat çekti Sheekho…

“Eskiden herkes bir birini tanırdı, muhtarların işi kolaydı. Şimdi öyle değil. Nüfus arttı, çeşitlendi, yer değiştirdi. İnsanlar yan taraftakini bile tanımıyor. Bu şartlarda insanlarla ilgili belge vermek kolay değil. Beraber yaşam belgesi isteyenin beraber yaşadığını nasıl bileceksiniz! Tanıyan yok, bilen yok. Gidip soracaksınız, araştıracaksınız. Çok sorarsanız veya belgeyi vermede gecikirseniz, bu sefer de ilgiliden tepki alırsınız. Ama başka çare yok. Çünkü o yanlış, hatalı belgenin bedeli ağır. Devleti yanlış yönlendirirsiniz, suç işlersiniz, bunun hem kişiye hem muhtara cezası var…”

Nüfus sayımına gerek kalmaz

Bina, bilgisayar, internet imkânıyla devlet kayıtlarına ulaşma imkânı verilmesi gerektiğini de vurguladı Sheekho.

“Sigorta maaşının devamı için belge verirken, vatandaşın hayatta olup olmadığını internet üzerinden araştırma imkânı olması veya ilgili birimlerden hizmet almamız, yaptığımız işin güvenliğini de artırır, bizim işimizi de kolaylaştırır.”

Hatta daha da iddialı…

“Muhtarlara gereken imkânlar sunulsun, nüfus sayımına bile gerek kalmaz. Oraya harcayacakları parayı muhtarlara harcasınlar, sayım yapmasınlar. Hiçbir memurun ulaşamayacağı kadar mahallelere, sokaklara, sokak aralarına hâkim olan muhtarlardır…”

Hem çocuk, hem kariyer… 16 yıllık

Son seçimlerle birlikte daha görünür olan kadın muhtarlardan biri Emine Davutoğlu Sheekho. Lefkoşa Metehan bölgesi, Aydemet Mahallesi’nin muhtarı. Yeni değil, 5. dönemi. 16 yıllık muhtar yani. Kökeni Yeşilyurt/Güzelyurt bölgesi olmasına karşın 30’lu yaşlarından beri bu bölgede muhtar. Bölgedeki sosyal konutlar, Şehit Arsaları olarak bilinen villa bölgesi, Alayköy yolu onun mahallesine dâhil. Yaklaşık 6 bin nüfusu olan bir bölge. Seçmen sayısı 1500. Sürekli gelişen bölgelerden. 350 konutluk yeni bir sitenin yapımı sürüyor bölgede mesela. Bir sonraki seçime mahalle nüfusuna 1500 civarında ekleme bekleniyor.

KKTC genelindeki 240 muhtarın oluşturduğu Muhtarlar Birliği’nin de genel sekreterliğini yapan Emine Davutoğlu Sheekho, Filistinli marangoz Shaalan ile evli. En küçüğü 6 yaşında 3 çocuk annesi. “Hem çocuk, hem kariyer yaparım” diyenlerden. Aynı zamanda noter ve güzellik uzmanı. Zaten muhtarlık binası da kendi ofisi. “Arada muhtarlık da yapıyorsunuz” deyince, “Hayır, muhtarlıktan zaman bulursam arada işimi de yapıyorum” diye düzeltiyor. 6 yaşındaki kızı Vedia da ofisteki en büyük yardımcısı. Kahveler bile ondan…

Bu bir sevda…

“Bu kadar uğraş gerektiriyor, kazancı da yok ama 5. dönemdir adaysınız. Neden?” diye soruyoruz…

“Bu bir sevda. Uğraşmayı, insanlara dokunmayı seviyorum. Elim ayağım tuttuğu sürece de bu işi yapmak isterim. Ama daha iyi şartlarda, daha saygın…”

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı