Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DEVLET OLMAK ZORDUR!

Bizim gibisi olmak çok daha zordur!

Ne var ki yuvarlak ifadesiyle tutun  ki yarım asrı aşkın süredir  kendimize sadece “devlet” demiyoruz..

Bir devlette olması gereken demokratik kurallara uygun “yönetim erklerini” de oluşturup çalıştırarak Kıbrıs’ın Kuzey’inde bizimle ilgili  siyasi çevrelere adeta meydan okuyarak, “devlet olduğumuzu” haykırıyoruz..

Tabi ne kadar anlar yada anlamak isterler bilmiyorum..

Ancak 47 yıldır bu adanın Kuzey’inde “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” olarak  siyasi varlık oluşumuzu ispat etmek yollarında sürdürdüğümüz siyasi mücadeleyi; kendini dünyaya adanın tek devleti olarak lanse eden Güney’deki komşumuz bile yadsıyamaz..

Hatta (altını çiziyorum) tüm adanın devleti oluş iddiasının ancak Kuzey’deki Türk devletinin ve Türkiye’nin  kendisini bu siyasi yapısallığıyla tanıması sonucunda  mümkün olacağını da çok iyi bilir..

(Anti parantez içinde yazayım.) Anastasiadis’in son zamanlarda 1960 Kıbrıs Cumhuriyetine dönüşe yönelik çağrıları bu kuşkudan kaynaklıdır çünkü 47 yıldır sınır tellerinden uzanıp Kuzey’e izinsiz bakabilme hakkı bile yoktur ki adanın bütünü üzerinde hak iddia etsin!)

***

NE VAR Kİ bu siyasi gerçeklere karşın kendimizi adanın Kuzeyinde bir Türk Devleti olduğumuza dünyadaki hiçbir devlete, bazı “ulusların birlik ve ittifaklarına”  kabul ettiremedik..

Doğruyu söylemek gerekirse zaman zaman siyasi sorun nedeniyle sıkışık pozisyonlara düşmüş, Amerika AB gibi dünya siyasi bloklarıyla mücadele etmek zorunda kalmışsak da hani Türkiye’nin bu konuda ne tarafların dikkatini çekecek öyle ahım şahım  ısrarı oldu ne de “Kıbrıs” başlıklı çok özel bir dünya politikası.. Peki:

***

NEYİZ BİZ? Bazen lafları eveler geveler asıl söylemek istediklerimizi söylemeden veya söyleyemeden  etrafında dolanır, sonra da öğretmenleri karşısında hadlerini bilen uysal okul çocukları gibi başlarımızı eğerek, “bizden anca bu kadar devlet olur” deriz!

Ki bırakın bizden başkasının umurunda bile olmayan şu yukarıda hatırlattığım adadaki siyasi  varlık iddiamızı…

Doğrusu derdimizi Ankara’ya bile anlatamıyoruz.

***

BUNLARI NEDEN BİR DAHA  DÜŞÜNDÜM? Yaşadığımız son “Meclis” gerçeğinden dolayı! Ki o Meclis’in bir diğer vurgulaması kimselerin tanımamasına karşın KKTC devletinin “kurucusu” oluşudur ki bu nedenle “yüce” diyoruz..

İŞTE o “yüce” dediğimiz Meclis geçen gün yeni yasama yılına başlarken “iktidar muhalefet” çekişmeleri yüzünden toplanamadı!

Yaşanan ilk olay olmasa da “değişmeyen” teamüller yönünden ilginçtir!                         Şöyle ki kendimizi yönetmek için bile sağlıklı yönetimlere sahip olabilmeyi geçin…

Meclis gibi “yüce” olması gereken bir siyasi devlet organını, kırk yedi yıldır iktidarı muhalefetiyle KKTC halkının   kabul edeceği  yasaması haline getiremedik!

***

O ZAMAN SORARLAR: Neyi idare edip neyi yöneteceksiniz? Hangi siyasi argümanınızla dünyaya “devlet” iddianızla açılacaksınız..

“Benim değil, iktidarın meclisidir” dediğiniz  iddialarda,  hangi millet mefhumuna dayalı devlet oluşu savunacaksınız!..

***

KISACA TAKILDIĞIM: (NEYSE Kİ “GÜNEY” VARDIR!)                                                            Başımıza vurmasa da bu adada varlık nedenimizi hatırlatması yönünden tutun ki “iyilik perimiz” olmalıdır..

Nitekim son numarası, olası Türk-Rum- Yunan savaşını nasıl başlatabileceğine  yönelikti!

Senaryoya göre Malta’dan bir araştırma gemisi tedarik edilecek…                            Ardından Türk Kıta Sahanlığını kapsamına alan deniz sahasında navtex ilan edecek… Tabi Ankara da bu ihlale tepki gösterirken bir yerlerden çatışmanın ayak seslerine yönelik üç beş kurşun havada uçuşturulurken Doğu Akdeniz’de kıyamet kopacaktı!..                                                  ***

BU KADAR BASİT!  Sonrasında Rum-Yunan ikilisinin feryatları Vaşington’da işitilirken AB alarma geçecekti..                                              Belki karşılıklı bombalar patlatılacak..      Yıllar yılıdır olduğu yerde işsizlikten esneyip esneyip uyuklamakta  olan BM’ler kendine vazife çıkarmışlığının sevincinde anında devreye girerken…                                ABD gibi büyük ülkeler yanı sıra İsrail’inden Mısır’ına kadar  olaya burnunu sokmayanın kalamayacağı gerçeklerde, Kıbrıs sorunu bir kez daha bir dünya sorunu olduğunun sevinçli ispatını yaşayıp yaşatacaktı!

***                             YILLARDIR Güney’deki komşumuzun bu hayalleriyle yatıp kalkıyoruz! Ne diyelim? Bizim gibi eskiler “Allah kurtarsın gayrı” derlerdi.. Amin!

 

***

MESELA Özker Yaşın.. Öteki  nam’ı adıyla “Terzioğlu” bakın 1970’ler “Topluma gazel” şiirinde ne diyor:

“GÖRÜŞMELERDEN sonuç sıfıra sıfır demek..                                                               YA senin kaderindir ey toplumum beklemek.

İsmet Paşa atanmış inanıp bay Jhnson’a

Ne yazık bunun için atmamış Rum’a kötek!

Neticede kabaklar başımıza patladı.

Yıllardır yaptığımız dertlere dert dert eklemek.

Denktaş’la Klerides ne konuşurlar bilmem

Elbet güzel oluyor buluşup kebap yemek.

Şu tazminat işini bir sıraya koymadan

Doğru mu göçmenlere geriye dönün demek.

Rumlar koşar adımla geliyor hedefine

Biz hedefsiz kalmışız işimiz emeklemek…

***

ARADAN yarım asır geçti. Var mı bir değişiklik?