Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Devlet ciddiyeti zarar görmüştür…

Ne hareketli bir gündü. Haberlere yetişemedik. Okuduk, okudukça kafamız karıştı, akıl, mantık, diplomasi, devlet ciddiyeti hepsi tartışıldı…

Önce görüşme konusu.

Akıncı: “Bana haber verilmedi”…

Özersay: “Ben Başbakan’a bilgi verdim”…

Anastasiadis: “Yemek yemek için izin mi alacaktık”…

Gülşah Manavoğlu: “Söyleyelim Özersay’a yemek yemesin insanlarla artık, otursun evinde”.

Seviyenin geldiği yerlere bakar mısınız?

Vatandaş sosyal amaçlı yemeklerde Rumlarla buluşur da, “”Dışişleri Bakanıyım” diyen kişi yapamaz bunu. Çünkü hiçbir hareketi şahsını bağlamaz artık. Her yaptığı işte, bu devlete ve bu devletin halkına karşı sorumlulukları vardır. Biz böyle bilirdik.

Diplomasi zaman zaman, hatta çoğu zaman gizlilik içerir.

Tamam…

Ama yok da Cumhurbaşkanı’ndan.

Müzakere görevi Cumhurbaşkanı’nın. Ya da onun görev vereceği, bilgisi dahilinde hareket edecek kişilerin.

Yasa bu, kural bu, teamül bu. Hatta demokrasinin gereği bu.

Müzakereciden gizli görüşme?

Bu mızrak hiç bir çuvala sığmaz.

Ne konuşacaktınız ki, Akıncı’dan gizlemeyi seçtiniz?

Şimdi kitap dolu laf söyleyip savunma yapsanız da, zerre kadar değeri yoktur. Vatandaşın büyük bir kısmı da aynen Cumhurbaşkanı gibi düşünmektedir ve hepimizin aklı karışmıştır.

Sakat olan görüşmek değil, Cumhurbaşkanı’ndan gizli görüşmek.

Güven sıfırlanmıştır.

Korku, endişe hakim olmuştur.

Bu bir…

İkincisi… Tam da bu güvensizlik ortamında gelen ikinci haber…

Maraş’ta envanter çalışması, hatta inşaat, yapılaşma falan…

Bundan Cumhurbaşkanı’nın haberi var mı?

Yok görünüyor…

Çünkü Dışişleri Bakanı Bakanlar Kurulu sonrası açıklamasında, “Cumhurbaşkanı’na bilgi verilecek” demekte.

Ben size bir şey söyleyeyim mi; ben zaten Maraş konusunun içeriğine hiç takmadım. Neyin ne olduğunu az çok biliyoruz 45 senedir.

Ya neye taktım, siz bu devletin bütünlüğüne, demokrasiye zarar veren tutumunuzla ağzınızla kuş tutsanız bu halkı olumlu bir iş yaptığınıza inandıramazsınız…

Hani yukarıda görüşme konusunda dedim ya, kafalara o kuşku girdi ya, gerisi boş.

Temas da yapacaksınız, açılım da. Maraş konusunun gündeme getirilmesi belki de doğrudur, belki zamanlaması da doğrudur ama yöntem yanlış. Görüşme dersen, tam fiyasko.

Böyle açılımlar yaptığınızda, karşı tarafın da sizi ciddiye almasını sağlamak zorundasınız.

Bunun için devleti yönetenlerin tümünün konsensusu gerekir. En azından makama saygıyı gerektirir.

Sonra, destek ister, destek.

Şaka değil, değiştirilecek olan “devlet politikasıdır”. Hükümet politikasıyla yapamazsınız bu işi. Hem de devletin başından gizli.

Böyle bir çıkışı bu halk yutmaz ve de asla destek çıkmaz.

Halkın desteği olmayan bir icraatın da başarı şansı yoktur.

Hani ulusal dava, hani ulusal politika?

Oldu-bitti işler, oldu-bitti siyasetleri getirir ve bitirir.

Ben bunu bilir, bunu söylerim ve de gidişat o yöndedir.

Yazık…

 

YERİN KULAĞI VAR

ZİYARETİN ŞİFRELERİ:

Yeni hükümetin kurulur kurulmaz yaptıkları Ankara ziyaretinin şifreleri yavaş yavaş çözülüyor. Özersay’ın Anastasiadis ile görüşmesi, hükümetin aniden gündeme getirdiği Maraş konusu, Ankara ziyaretinde Kıbrıs konusunda “değişime” karar verildiğinin işaretleri. Kimse çıkıp da, bu “açılımları” Özersay’a veya gelişmelerden bi haber Tatar’a mal etmeye kalkmasın…

 

DÜŞÜNÜN…:

En çok hoşuma giden yorum sosyal medyadan geldi. İsmini şimdi vermek istemem, belki yayınlanmasını istemez, bir arkadaş özetle diyor ki, “Düşünün, Denktaş Cumhurbaşkanı, Kenan Atakol gizlice Kiprianu’yla görüşüyor ve ‘Çağatay’a bilgi verdim’ diyor.”… Sonrasında olabilecekleri siz hayal edin. Bu odur. Nasıl geldik biz bu duruma? Nasıl yıktık bunca yılın devlet birikimini?

 

SEÇİMLE ALAKASI YOK:

Bazı kesimlerin, olup bitenleri cumhurbaşkanlığı seçimlerine bağlama gayreti açık seçik seziliyor. Bence alakası yok. Bir değişim var ortada ve parlamenter demokrasinin temel kuralları çiğneniyor. Cumhurbaşkanı’nı iradesiz, yetkisiz, her türlü faaliyetin dışında tutma girişimini, cumhurbaşkanlığı seçimi bahanesiyle geçiştiremezsiniz…

 

ENVANTER:

Benim bildiğim o envanter defalarca yapıldı. Basın toplantıları düzenlendi, halka da açıklandı. Kastınız vakıf mallarıysa o da açıklandı. Bu çıkışın içini doldurmanız zor olacak. Adamlar takır takır kuyu kazıp, dünyadan her gün destek mesajları çıkarırken, bunun karşılığı bu içi boş girişim olmamalıydı…

 

“GAYRI RESMİ”GÖRÜŞMELER:

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kıbrıs Türkleri’nin haklarının garanti altına alınması için “Rum kesimi, KKTC, Yunanistan ve İngiltere ile neyi müzakere edeceğimizi gayriresmi görüşüyoruz”  açıklamasında bulundu. Acaba diyorum Kudret Özersay’ın sosyal yemeği bu gayrı resmi görüşme?

 

GÜNEY DE KARIŞTI:

Anastasiadis’in ‘Ankara’nın gözdesi Özersay ve taksimle flört ettiğini’ iddia eden AKEL Genel Sekreteri Kiprianu, “Anastasiadis’in iki devletli çözümle flörtü hakkında son dönemde duyulanlarla da bağlantılı şekilde bu buluşma pek çok soru işareti yarattı ve sonuçta Kıbrıs sorununda ne yapılmasının hedeflendiğine dair yoğun endişeleri arttırdı” diyor. Siz adanın bölünmesinden endişe mi duyuyorsunuz Bay Kiprianu? Hiç öyle görünmüyorsunuz.

ZİRVEDEKİLER

Hasan Kahvecioğlu: “Konu; Cumhurbaşkanı’nın Rum ‘muhatabı’ ile yapılan bir gizli görüşmedir… Bunun halktan gizlenmesidir… Haber budur… Sorgulanması gereken ise; ‘Bu adam ne işler karıştırıyor?’ olması değil mİ? BM yetkilileri ile görüşmeler yapılırken, Cumhurbaşkanı Akıncı, Anastasiades’le görüşmeleri yeniden başlatmak için, Türkiye ile birlikte bazı koşullar ileri sürerken, henüz BM temsilcisinin temasları tamamlanmamış iken ‘gizli’ görüşme ile Kıbrıslı Türklerin ve onların iradesinin aşağılanması kabul edilebilecek bir durum değildir”…

DİPTEKİLER

Vasilis Palmas: Bu da kim diyeceksiniz. Anastasiadis’in Müsteşarı. Demiş ki, “Türk tarafının Maraş adımı kabul edilmezdir, bölünmeye hizmet eder”. Sanki bölünme politikasını kendi ustası ortaya atmamış gibi. Desentralizasyon, gevşek federasyon falan derken kastı, adanın sahip olduğu kaynakların üstüne tek başına oturmak değil miydi? Hiç şikayet etmesinler. Sürekli olarak uyarıldılar, ama yine dinlemediler. Olacağı buydu.