Biz “Bunların derdi memleket değil” dedik, ısrarla oynadıkları oyuna “hizmet aşkı” adını taktılar.
Değildi tabii. Dertleri iktidar olmaktı, yine yeniden…
Birçok konuda ayak sürüyen, yanlışa yanlış demeye başlayan HP’nin kendiliğinden ayrılmasıyla, tam istedikleri uyumu sağlayabilecekleri bir iktidar…
Bir inattı sonuçta.
Öyle olmasaydı, şimdi gül gibi bir teknokrat hükümetimiz olurdu. Eldeki imkanları adil bir şekilde kullanan, sorunları gerçekten sorun olarak görüp, ona göre yaklaşan bir hükümet. En azından siyasi istikrar için… Güvenebileceğimiz bir iktidar.
Bunu daha önce yaptık, denedik, çok da güzel oldu, tersini söyleyen tek bir kişi bulamazsınız.
Bir uzlaşma hükümetinin gereğini duymak için bundan daha kötü bir ortam olabilir miydi?
Sen başkanını bile seçememişsin, atadığın kişiyi memlekete başbakan diye dayatmışsın, ondan bundan milletvekili istifa ettirip, iş yapamayacağı çok açık olan bir azınlık hükümeti kuracaksın. Meclis oturumlarını bile açamadın ki?
Ne oldu? Daha 1,5 ay bile geçmeden iflasını açıkladın…
Bunun Kıbrıs Türk halkının dertleriyle alakasını söyler misiniz? Millet iş derdinde, aş derdinde, para derdinde, sağlığının derdinde. Hastane dolmuş taşmış, yoğun bakım üniteleri hemşire eksikliğinden kapanmış, günde ortalama 20 yeni vaka ve sen buralarda hükümetçilik oynayacak, bir de “rahat olun” diye racon keseceksin.
O başbakan olacak, öteki turizm bakanı olacak, beriki kadrolaşacak.
Mesele bu kadar basittir…
UBP’yi tekrar tekrar yazmaya gerek var mı? UBP asla bir kitle partisi değildir, adamcılık partisidir. Çıkara dayalı bir ortaklıktır. “Filanca, falan makamı alsın da benim de işim görülsün”, en basit özeti budur. Bireysel çıkara dayalı olduğu için, Eroğlu otoritesinin ortadan kalktığı günden itibaren, her şey su yüzüne çıkmış, iş rezilliğe dökülmüştür. İrsen Küçük döneminden başlayın ve hatırlayın.
Serdar Denktaş’ın ayrılmasından sonraki DP yapısının da kimseye vereceği bir şey yoktur. Şu anda DP ne devedir ne kuştur. İlk seçimde siyaset sahnesinden çekilmeye adaydır o kadar. Ataoğlu’nun bu hükümete bu kadar asılmasının sebebi de budur.
YDP’nin ne istediği de açıktır. O devlet içinde, başta yargı olmak üzere kadrolaşmak derdindedir. Devlet tecrübesi olmadığı bir yana, kurumlara karşı da saygısının olmadığını şu son birkaç ayda gördük.
Düşünün CTP görevi aldığında “hemen kuralım, memleketin sorunları acil” diyerek teklif ettiği teknokrat bir hükümet kurulmuş olsaydı. Bir hayal edin. Seçim derdi olmayan, sırtındaki küfenin ağırlığını sonuna kadar hissedecek, ona buna gebe olmayan, devletin içinden ya da meslek kuruluşlarından işini bilen art niyetsiz insanların sağlık, ekonomi, tarım, eğitimin başında olduklarını.
Ama olmadı… Aslında yine yapılabilir. Bir önceki teknokrat hükümet sadece 3 aylığına kurulmuştu. Bu defa da kurulur, 5-6 ay gider, en azından bu zor günlerde herkes de bir nefes alır. Ama bu noktaya geleceklerini asla sanmam. Halkın yaranına yapacakları bir şey olmadığını bildikleri halde bırakmazlar. Malum, dertleri memleket değil. Aynı frekanslarda değiliz.
Yine belirsizlik, yine kaos, yine istikrarsızlık, umutsuzluk. Kimden ne bekleyeceksin? Ölü gözünden yaş mı?
Üzülüyorum, bu toplum bu kadar sefalet ve korku içindeyken yaşadığımız bu çaresizliğin uzamasına üzülüyorum.
Yazıklar olsun!
YERİN KULAĞI VAR
“BOZUK ATMOSFER”:
Türkiye Cumurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay’ın KKTC ziyareti ertelendi. Ziyaretin, KKTC siyasetinin içinde bulunduğu ‘bozuk atmosfer’ nedeniyle ‘yanlış yorumlara’ neden olabileceği kaygısıyla ertelendiği açıklandı. Halbuki aksine gelmeliydi bence ve yaratılan bu ucube hükümetin ne kadar acemi ve iş bilmez olduğunu bizzat görmeliydi. Şaka bir yana, gördüklerinden ve dizlerini dövdüklerinden eminim. Onlar bile bu kadarını tahmin etmemiştir.
DÜNYA NERE, BİZ NERE:
Dünyada o kadar önemli olaylar olurken, biz dünyadan soyutlanmış bir halde incir çekireğini doldurmayan gündemlerle boğuşuyoruz. ABD’de neredeyse iç savaş başlayacak, Ortadoğu yeniden şekilleniyor, Kıbrıs konusunda önemli bir dönemece girdik. Şubat ayında 5+BM bir zirve var, Rum tarafının ortaya attığı ve bence üzerinde düşünülmesi gereken Güven Yaratıcı Önlem önerisi var. Ama durum bu iken, bizim gündemimiz seçemediğimiz Meclis Başkanı ve seçim kavgaları…
BU DEFA DA MECLİS’İ YOK SAYMAYA KALKTI:
Cumhurbaşkanlığı döneminde Mustafa Akıncı’yı yok saymayı marifet sayan Ersin Tatar, şimdi de parlamentoyu, devletin yasama organını yok saymaya kalktı. BM Temsilcisiyle ne konuştu, bilen yok. Eğer Tufan Erhürman Meclis’te çıkıp da uyarmasa, yine çağırmazdı. İşte onun için adam gibi muhalefet lazım diyoruz. Başka türlüsünden anlayacakları yok. Oturduğu makamın kendinden menkul olmadığını her an hatırlatmak gerek. Aksi taktirde bu halkın hiç de istemediği şeyler olabilir…
YAŞASAYDI, ESAMENİZ OKUNMAZDI:
Rahmetli Rauf Denktaş için yüzlerce mesaj yayınlandı. Acaba bu ülkeyi bu hale getirenler bu mesajları yayınlarken biraz olsun utandılar mı? Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, O’nun Kıbrıs Türküne kendi yönetimini kurarken murat ettikleriyle şu yaşananları bir karşılaştırın. Hayatta olsaydı, yetkili olsaydı, bu çıkarcılar, bu beceriksizler, memleketin sırtında böylesine at oynatabilirler miydi? Hepsini her dakika yerin dibine sokar çıkarırdı…
ZAM, ATAMA, VERGİ:
Eskiden hükümetler 100 günü bulduklarında bir basın toplantısı düzenlerler, neler yaptıklarını anlatırlardı. Şu topal ördek hükümeti, neredeyse 100 gününü doldurmadan iflas bayrağını çekti. Geriye ne kaldı? Böyle bir ortamda bile kamuya yeni yük getirecek atamalar, bir vergi yasa taslağı ve bir sürü insafsız zam. Ve bu kafalar daha kaç ay burada kalacaklarının hesabını yapmaktalar. Korkmaz da ne yaparsın?
DEĞİŞTİRMEK ELİMİZDE:
Genelde muhalefette olan partiler iktidar olma arzusuyla seçime sıcak bakarlar. Bizde ise bunun tam tersi örnekler var. İktidarda olan parti erken seçim çağrısı yapıyor ama muhalefette olan bazı partiler, seçim olmasın diye adeta bin dereden su getiriyor. Yok ülke seçime hazır değilmiş, yok vatandaşın derdi seçim değil geçimmiş. Yani bu hükümetten geçim derdine çare bulamasını mı bekliyorsunuz? Sade partiler de değil, vatandaşların birçoğu da olası bir seçimde Meclis aritmetiğinin değişmeyeceğine inanıyor. Bana göre tam tersi olacak, Meclis’in yapısı bugüne göre oldukça değişecek… İnsanlar çektiklerini bilir.
FOTO GÜNDEM: Tam da bizim yaşadıklarımızı anlatıyor.

































