Köşe YazarlarıManşet

‘DENKTAŞ’IN OĞLU KOSTAS’

Başaran Düzgün yazdı







Atina’da berbat bir trafik vardı.




Merkezde tam bir kilitlenme durumu yaşanıyordu.



Bizim ‘mafia driver’ şoförümüz Kostas bile ‘bugün işimiz zor, metro çalışanları grev yapıyor, her yer kapandı’ dedi telaşla.

Avrupa Birliği üyesi Yunanistan birçok kriteri hala yerine getiremedi. Veya getirmek istemiyor.

Çünkü ciddi bir muhalefet ve direniş var.

İletişim ve enerji özelleştirmelerini güç bela yapabildi.

Birkaç yıl önce Pire Limanı’nı Çinlilere sattılar ve büyük olaylar yaşandı.

Şimdi de metronun özelleştirilmesi gündemde ve çalışanlar grev yaparak satışı engellemeye çalışıyorlar.

Birkaç sokak gösterisi  de yapılmış ama biz rastlamadık.

‘Anarşistlerin eylemi olacak mı’ diye sorduk merakla.

Atina’daki Anarşistlerinin eylemleri pek meşhurdur.

Öyle birkaç pankart taşıyıp kuru kuruya slogan atıp, basın açıklaması yapıp dağılmazlar.

Caddelere çıktılar mı Atina yangın yerine döner.

Molotof kokteyller havada uçuşur. Hükümet geri adım tana kadar da devam ederler.

 

*

 

Atina klasik anlamda demokrasinin beşiği.

Doğrudan demokrasinin ilk uygulandığı yer.

Milattan Önce dördüncü yüzyılda, Kralları ve Tiranları devre dışı bırakan Atinalılar kendileri ile ilgili kararları bir meydanda toplanarak tartışırlarmış. Uzun uzun tartışmalardan sonra oylama yapılırmış. Herkes elini kaldırmak suretiyle oy kullanır ve en çok oy alan görüş hayata geçirilirmiş.

‘Bu yöntem yani doğrudan demokrasi bizde de uygulanabilir’ dedim, arkadaşlar dudak büktüler.

Büyük şehirlerde herkesi bir araya toplamak zor olabilir. Ama 2 bin oyla muhtar ya da belediye başkanının seçildiği yerlerde niye olmasın. Halkın karar alma süreçlerine daha etkin katılımı niye sağlanmasın. Politikacıların ‘ben yaparım olur’ dayatmalarının önüne niye geçilmesin.

Sonuçta memleketin sahibi halktır. Halk gider ve memleketi kendi adına yönetmesi için vekalet verir vekil seçer. Vekiller de hükümet kurup ülkeyi yönetirler.  Bunu yaparlarken de halka yabancılaşırlar.

Mal sahibi  halk niye sık sık toplanıp da vekillerine direktif vermesin.

 

*

 

Adeta gök delinmiş gibi yağan sürpriz mevsim yağmuru kısa sürdü ve Akropolis’e çıkabildik.

Atina’nın yanıbaşında yüksek bir tepenin üzerinde kurulmuş tapınaklar silsilesin olan Akropolis’i günde 20 bin turist ziyaret ediyormuş.

Yağmur turistleri kaçırmış ve şansımıza rahat bir şekilde dolaşabildik Akropolis’te.

Akıcı bir Türkçesi olan rehberimiz Kostas 1 saatlik zaman diliminde özetlemeye çalıştı antik Yunan medeniyetini.

Tur bitiminde ‘sen de mi Kostassın’ diye takıldım. Öyle ya şoförümüzün adı da Kostas. Gülerek ‘evet bizde Kostas’lar çok, tıpkı sizde Mehmetlerin çok olduğu gibi’ dedi.

Kostas üniversiteyi İzmir’de okumuş. Yüksek Lisansını da orada yapmış.

Elektrik mühendisliği ve pazarlama eğitimini geride bırakmış ve rehber olmuş. ‘Böyle daha mutluyum’ diyor. Türkiye’den gelen turistlere rehberlik yapıyor.

Bizim Atina turunu organize eden Hilmi İren beyin yanında çalışıyor.

Hilmi bey 40 yıldır Atina’da yaşıyor ve turizm şirketi var. Mutlaka tanımanız gereken bir şahsiyet. 3 gün boyunca her detayla ilgilendi. Rahat ve faydalı bir tur olması için elinden geleni yaptı. Atina ya da Yunanistan’ı ziyaret niyeti olanlar Hilmi beye başvurabilir.

Rehberimiz Kostas İzmir’i ve Türkiye’yi çok seviyor. Çeşitli anılarını anlatıyor bize.

İzmir’deyken şivesi hep Kıbrıslı Türklere benzetilirmiş. ‘Kıbrıs’tan mı geldin’ diye sorarlarmış sürekli olarak.

Bir keresinde ‘çok benziyorsun sen Denktaş’ın oğlu musun’ diye soran da olmuş.

Çok güldük.

Denktaş’ın oğlu Atinalı Kosta.

Ali Fahrioğlu ‘Atina’da bir kardeşi olduğunu Serdar Denktaş’a söyleyelim’ diyor.

Aytuğ Türkkan ‘sen bizim bir arkadaşa da çok benziyorsun, dur fotoğrafını çekeyim’ diyor.

Akropolis kahkahalarımızla çınlıyor.

*

Atina’da ‘zararı azaltılmış tütün ürünleri’ ile ilgili bir konferansa katıldık.

Çok sayıda bilim insanı yeni dönemde tütün ürünlerinin ulaşacağı evreyi konuştular.

Klasik sigaranın döneminin kapandığını kesinlikle söyleyebilirim.

Bağımlılar için yerine ne gelecek noktasında yoğun araştırmalar var.

Philip Morris International şirketinin Küresel Bilimsel İlişkiler Başkan Yardımcısı Gizelle Baker ile görüştük.

Enteresan şeyler anlattı.

Yapılan mülakatı yakında okuyacaksınız.

Dünyanın değiştiği gibi bu alanda da önemli değişimler var.

Ne yöne doğru olduğunu yaşayıp göreceğiz…









Başa dön tuşu