Acaba denetim işini sıkı tutmamak da mı statükonun bir parçasıdır? Yani mevcut kaos ortamının devam etmesinin gereği, denetim yapmamak mıdır?
Bu alışkanlık nasıl gelişmiştir?
Tek bir konuda değil, hayatın her alanında denetim…
Madem ki kurulan ve adına devlet denen bir sistem var, o sistemi korumayı da yine devlet kendi yasalarıyla yapacak. Kaçınılmaz görev bu.
Ama nedense, KKTC’de işler denetime gelince tıkanıyor.
Bunun sebebi başta yönetenlerin yasalara uymamaktaki direnişi midir?
KKTC’de siyasetin özünde bulunan partizanlık, adam kayırmacılık hastalığı, yönetenlerin kızdırmak istemedikleri kesimleri denetimden muaf tutmak istemeleri midir?
Bir düşünün son bir yılda ne kadar yeni kural kondu. Ama işin denetim boyutu tam olmadığı için, uygulama hiçbir zaman istenen sonucu vermedi…
Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nın cezalar kısmını tamamlamak için, pandeminin ilanından sonra tam 6 ay geçti.
Denetimin yaygınlaştırılması, yerel yönetimlerin işin içine katılması ise daha birkaç hafta önce olabildi, o da tam değil.
Vatandaş, neredeyse tek açık sektör olan marketlerdeki fahiş fiyat artışlarından şikayetçi. Marketler arasındaki fiyat uçurumları ha keza.
Popülist “denetim” lafları boş, ne bugün ne de dün ciddi bir denetim yapıldığı görülmemiş. Heyecanlı Ekonomi Bakanı Erhan Arıklı pek bir iddialı başladı, koltukta 60 günü geçirdi, tek bir adım attığını göremedik.
Hayvancılar, Ticaret ve Veteriner Dairesi denetim yapmadığı için et fiyatlarının yükseldiğini açıklıyor. Yem fiyatından başlıyor, üretici fiyatları artıyor, sonuçta marketteki et fiyatı da füze olup uçuyor. Sektörün kendisi söylüyor bunu. İnsanların gelirlerinin en çok düştüğü bu zamanda bile…
Herkesin cebine para koyamadığınıza göre, en azından denetimle hayatı bir nebze olsun kolaylaştırabilirsiniz; nedense yapılmıyor…
Kapandık, insanlar haftalardır dükkanlarını kapattı, gelirinden oldu, iflaslar başladı.
Bunca acıya karşılık bari işe yarasaydı, o da yok, kapanmanın avantajını göremiyoruz. Vaka sayısı düşmüyor.
Çünkü denetim tamam değil…
Polisin denetimi daha çok ilçeler arası. Her gün 30-40 civarı ihlal olduğu haber veriliyor. Ya ilçelerin içinde? Herkes mobilize… Yani ihlal edenlerin sayısı, denetimin kat kat üstünde.
Karantina otellerine her ay verilen 15 milyon lira mesela? Neden ev karantinasına geçilmez? Çünkü öncelikle kapalı olan otellere kaynak aktarma gailesi çekerler. Sanki tek geliri ufacık dükkanı olanın durumundan daha kötüdür otel sahiplerinin durumu… İkincisi, ev karantinasını adam gibi denetleyemeyeceklerini bilirler.
Ya vergi denetimi? Günlerdir bulduğumu okuyorum, nice yasalarımız var, ama bunun da denetimi yok. Haksız kazancı araştıran bir denetim, olağanüstü paraların döndüğü işlere yönelik denetim sanki bilinçli olarak engelleniyor.
Sonuçta bende oluşan kanaat, denetimsizliğin bilinçli bir tercih olduğu yönünde.
Bu da ister istemez otorite boşluğunu ve ardından doğal olarak fırsatçılığı ve kaosu getiriyor.
Denetimsizliğin marifet sayıldığı bir yerde adaletsizliğe kurban edilen vatandaş, devletin kurumlarına güvenmez ki…
“Devletimiz” dediklerinde merteklerden toz dökenler, devleti ve onun vatandaşını korumak adına görevini tam yapmadığında, bu hamaset şampiyonlarının devletlerini koruduğuna kim inansın?
YERİN KULAĞI VAR
AŞI PASAPORT OLAMAZ:
Sağlık otoriteleri aşı ile girişlere karşı çıkıyor. Çünkü aşıların garantisi yok. Basında Çin aşısı olup, antikor seviyesinin yükseldiği tek tük örneklere rastlasak da tam tersine, değer olarak 1’in altında antikor oluşan çok örnek gördük, moralimiz bozuldu. Aşıyı tek başına pasaport saymak intihar olur diyor hekimler. Adam gibi PCR denetimi, karantina otelleri olmasa bile, izolasyon koşullarının tam olarak sağlanmasından başka çare yok. Geçen yılın Temmuz’undaki gibi bir çılgınlık ise yeni bir yıkım olacak. İç piyasanın çalışma koşulları oluşturulsun, biz bize yeteriz…
“SİNİRLİ VE SALDIRGAN”:
Bir Başbakan, ana muhalefet partisi liderine “sinirli ve saldırgan” diyebiliyorsa, önce aynaya bakacak. Bu ifadeler aylar boyu sorumlu davranıp, hükümetlere takoz koymayan muhalefete değil sadece, hiçbir yerde söylenecek laflar değil. Bu tavır, yaptığı işleri savunabileceğine inanan, kendine güvenen insanların tavrı olamaz. Aksine, başarısızlığın getirdiği saldırganlık olabilir…
ÖNCE KARA ÇAL, SONRA KADROLAŞ:
Erhan Arıklı bakan oldu olalı, enteresan bir tavır sergiliyor. Kendine bağlı yerlerde önce bir yolsuzluk iddiası ortaya atıyor, herkese kara çalıyor, sonra da istihdama, kadrolaşmaya geçiyor. Piyangolarda yapmaya çalıştığı da budur, Kıb-Tek’de de. Kendisi dahil, kimse de bu yolsuzluk iddialarının peşine düşmüyor nedense…
TATAR’IN HATALARINI ÖDÜYORUZ:
Toplum olarak önceki hükümetin başı olan Tatar’ın yaptığı yönetimsel hataları şimdi toplum olarak fena ödüyoruz. Salgın konusunda en büyük eksiğimiz olan hemşire istihdamı yerine dönemin Başbakanı Tatar, seçimler öncesinde yaklaşık 200 partizan istihdamı yaparak, bugün sağlıkta yaşanan sıkıntılara ilk darbeyi vurmuştu. Yıllardır torpilli kamu istihdamı yerine, ihtiyaç olan alanlara, sağlığa ekonomiye, eğitime liyakatlı kadrolar yerleştirilseydi, bugün çok farklı şeyler konuşur olacaktık…
HERKES ALTERNATİF ARIYOR:
Saner hükümetinin en büyük destekçisi olan patronlar kulübü de isyan noktasına geldi. Ticaret Odası, hükümetin, herhangi bir sektörün açılıp perakende sektörünün kapalı kalması kararı alması durumunda sivil itaatsizlik yapacaklarını ve pazartesi günü mağazalarını açacaklarını açıkladı. Aylardır kriz masası kuralım çağrısı yapan ana muhalefet partisi CTP, karşılıksız desteğini çekti, hükümetin herkesi yok saydığını belirterek, işbirliği yapmayacaklarını ve kendi kriz merkezlerini kuracaklarını açıkladı… Bu ülkede yanlış var, hem de ardı arkası gelmeyen yanlışlar. Bunlar hepimizi bitirmeden, birlikte karşı koymak zorundayız. Tepki gösterenler, toplumsal desteği almanın yolunu da bulmalılar.
SANER’DEN GERİ ADIM:
Katıldığı bir programda, “1 Nisan’dan sonra iki aşıyı yaptıranlar ülkeye karantinasız girebilecek” diyen Saner gelen tepkiler üzerine geri adım atarak, bu kararın Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’ne ait olduğunu, kendisinin sadece bu hedefi dile getirdiğini” söyledi. Yahu aylardır üst kurul kararlarının tam tersini yapan ve kurul kararlarını bypass eden yine kendisi değil miydi?
































