Köşe Yazarları

Demokrasi  özgürlükler  ekonomi..

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı  Mahmut Kanber yazdı






Ülkede 13 aydır yaşanan olağan üstü durumu   yorumlayamayan   halkının sorunlarını çözemeyen,sorumluluklarını yerine  getirmeyen hükümet, sağlık ve  ekonomi tartışılırken halkımızın,refahını sağlamak yerine başarısız  geçen 13  aylık  pandemi süreci iflaslarla devam etmektedir. Kapanan işletme sayısı  beş binin  üzerine çıkmıştır, elli bin işsiz vardır, bu yöntemlerle devam ederse’ hükümet edenler ülkeyi geri dönülmez  bir yola sokacağı aşikardır.Pandemi sürecinde ve öncesinde Aslında hükümet bize olaylara verdiği tepki Reaksiyon ve çözme yöntemlerinin çağdaş bir bakış açısına sahip olmadığını her zaman göstermiştir Dolayısıyla Bugün yaşananların ekonomik sosyal kültürel veya siyasal sorunlara bakış açısı da halkından kopuk anlaşılabilir olmayan halkın iradesine  saygı göstermeyen seçilmişliğin vermiş olduğu güç zehirlenmesi çerçevesinde Ben yaptım oldu diyebilecek kadar demokrasiden ve özgürlüklerden uzak bir yapı ve statüko ile karşı karşıyayız. Öncelikle Bu tespiti bir kez daha ortaya koymak istedim, çünkü yaşadıklarımızın  siyaseten Devleti yönetme sorumluluğu alan hükümetin  toplumsal bir bakış açısı sergileyeceğine inanmadığımı söylemek istiyorum. On yıllardır sürdürdüğümüz toplumsal fayda amaçlı mücadelemizin ekonomik boyutunun yanında Aynı zamanda sosyo kültürel ve siyasal sorunlarla ilgili toplumsal Mücadelenin  içerisinde olmaktan ve tespit ettiğim sorunların Aslında bugün yaşadığımız sorunlar olduğunu ülkedeki  aynı hassasiyeti duyan kesimlerle birlikte mücadelesini sürdürdüm sürdürmeye devam edeceğim.Bir ülkede halkının ihtiyaçlarına olağanüstü durum yaşanırken yaklaşımları ekonomide adil bir gelir dağılımı sağlamak için mücadele etmezken,

Dar gelirli kesimin ve yoksullara  Real yardımlarda bulunmazken, bu zor zaman diliminde ortak akıl yerine Benim bildiğim en doğrusu derken,

Çarşılarda işyerleri siftahsız kapatırken Biz açtık Siz başınızın çaresine bakın derken,

En yaygın kullanılan  sterlinin Türk parası karşısında 12 kat daha değerlenmiş olması ve bunun yarattığı sorunlara bir çözüm arayışında olmaksızın Kendi başınızın çaresine bakın derken,

ülkemizde küçük ve orta boy işletmelerde daralmanın %50 bulduğu bir zaman diliminde bunları görmezden gelirken,

Hükümet devletin gelirleri azaldı sözcüğünün  ardından yerel gelirlerinin artırılması için elindeki tek enstrümanın vergi ve aflar olduğunu ve Bu çerçevede esnafı en zor gününde bile elindeki her şeyi almak için birçok yöntemi deneyen bu sistemden ne bekleyebiliriz.

 

Dolayısıyla buradan yola çıkarak Aslında son birkaç  içerisinde gelişen  rektörler konusuna ve Anayasa Mahkemesi kararlarına hükümet edenlerin bakışının kısaca çizdiğim çerçeveye bakış açılarından bu konulara da nasıl bakacakları çok nettir.

Örnek vermek gerekirse üniversite rektörlerinin yaptığı açıklamanın Öncelikle Bilim insanlarının bilimsel çalışmaların ardından, toplumun Hayati meseleleri ile ilgili söz söylemeleri öneri yapmaları İnsanlık adına veya yaşadığınız toplum adına geçerliliği olan açıklamaları takdir etmek isterdim.

Bilim insanlarının kendi alanlarında açıklama yapmaları  tartışmaları daha sağlıklı bir zemine çekilebilmesi için bilimi kullanmaları kadar çağdaş ve ilerici bir düşünce olamayacağını düşünmekteyim.

Gelelim  bizim ülkemizde yaşanan anayasa mahkemesinin aldığı bir kararın  sonucunda  ortaya çıkarılmaya çalışılan ve tartışmayı bu zemine çekmek isteyen güçlerin ortaya koyduğu performans oldukça etkileyici, kendi Anayasası’nın öngördüğü şekilde karar üreten laikliğin tanımını ortaya koyup ve Bu çerçevede inançların devletin gözetiminde ve denetiminde yapılması noktasında kararı hatırlatan bir karara anayasaya bağlılık yemini eden siyasilerin Hatırlamasını istiyorum.

 

Konuyu kendi meşru zemininden alıp daha çok inanç ve özgürlüklerinin tartışılmasına sebep verecek ve bunun üzerinden ülkemize içeriden ve dışarıdan baskı, yönlendirme, tehdit, ve buna benzer şekilde müdahale edilmesine meşru zemin oluşturan hükümeti, kendi yurttaşlarının inanma ve inanmama özgürlüklerini tekelleştirerek, Devletin yapısını ve toplumun yapısını sadece bir inanç üzerinden yapılanmasına müsamaha göstermesini kabul edilebilir bulmuyorum.

Anayasadaki eşitlik ilkesine ve eşit Yurttaşlık haklarının tüm yaşayanlar Devletin sosyal devlet tanımına uygun insanların inanç özgürlüklerini bireysel özgürlükler çerçevesinde değerlendirilmesini ve devletin bu olanakları ülkede yaşayan herkes için eşitlikçi Adil hukuka uygun ötekileştirmeden sağlaması devletin anayasal görevidir. Bu çerçevede üretilen kararı desteklediği mi bildirmek istiyorum.

Siyasal iradenin geçmişten bugüne göstermiş olduğu Anlayışın bu tür konularda, halkının özne olduğunu hatırlamasını isterim. Halkımız demokratik  ve özgürlükler çerçevesinde yapacağı mücadelenin savunulması noktası önemli bulur ve desteklerim.

 

 

 







Başa dön tuşu