Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Demokrasi, hazım gerektirir…

Demokrasi çok sesliliktir.

Eğer birinin hak ve özgürlüklerine, hukuka, devletin varlığına aykırı fiili eylem yoksa, fikir özgürlüğü vardır ve engellenemez.

Biri söyler, diğerleri hazmeder…

Hazmetmezse, küfür edemez, elindekini de fırlatamaz…

Kapasitesi kadar konuşur, cevap verir…

Neredeyse bir aydır, değişik bir gerginlik ortamında yaşıyoruz.

Hiç hayrımıza olmayan bir gerginlik.

Meclis önündeki çirkin olaylar yargıya havale edilirken, herkesi sağduyuya çağıran mesajlar da havada uçuştu.

Ama anlaşılan o ki, mesajı almayanlar ve özellikle almak istemeyenler var…

Gerginlikler, kitle eylemlerine yol açar. Eylemlerin de nerede duracağını kimse bilemez ki.

Ama “benim yaptığım bireysel çıkış” da demesin kimse.

Konuşanın destekçileri, aynı görüşü paylaşanlar bileniyor, kışkırtılıyor…

Toplum ikiye, belki de daha fazla kesire bölünüyor.

Her yeni gerginlik, bu bölünmeyi hızlandırıyor, keskinleştiriyor.

Var mı böyle bir lüksümüz..?

Yok!…

Öfkenizi kontrol edeceksiniz.

İktidarın bir parçasıysanız, bizzat kendi hedeflerinize engel olmamak için yapacaksınız bunu.

Muhalefetteyseniz, öfkeyle, gerginlikle taban büyütemeyeceğinizi bileceksiniz.

Öfke, saldırganlık sağlıklı insan davranışları değil.

Bu ruh haliyle üretilen politikaların da, söylenen sözlerin de itibarı yok.

Çünkü bu tür güç gösterileri, tam tersine zayıflıktır…

Sadece nefreti büyütür, bir kısım kışkırtılmaya hazır kitleleri harekete geçirir belki, o kadar.

Toplumlar bu tip insanların sözlerine inanmaz, kendilerine güvenmez…

Bu ülkede de böyle.

Biz durumlara alışkın değiliz.

Alışsın da istemiyoruz.

Meclisimiz, Tayvan Meclisi’ne dönmesin.

Kimse kimseyi aynı çatı altında diye sevmek zorunda değil.

Ama hazmetmek zorunda…

Demokrasi budur…

Tersi zorbalıktır…

Başka yolu yok…

Hazmetmezseniz, sonucunu ilk seçimde göreceksiniz zaten.

Vakit varken, herkes kendine gelsin…

 


 

 

YERİN KULAĞI VAR

FIRSAT VERMEYİN:

Başbakan Erhürman sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında;“Birileri halkı da bizi de germek, iş yapamaz, yapmamız gereken işlere yoğunlaşamaz hale getirmek için olağanüstü çaba gösteriyor. Kimse boşuna böyle bir oyuna geleceğimizi sanarak ümitlenmesin” dedi. İyi de, kullanılan kelimeleri cımbızla ayıklayıp karşı tez olarak kullananlara karşı biraz dikkat. Özellikle kabinedekilerin kullandıkları sözlerde çok dikkatli olmaları gerekir. Hele de karşınızda fırsat kollayanlar varsa…

 

GÜVEN OYLAMASI BUGÜN:

CTP-HP-DP ve TDP’nin oluşturuduğu dörtlü koalisyon hükümeti için güven oylaması bugün yapılıyor. Mecliste 27 sandalyeye sahip ortakların güven oylaması için 26 olumlu oya ihtiyacı var.  23 vekile sahip ana muhalefet UBP ile YDP hükümete ret oyu vereceklerini açıklamışlardı. Bu durumda hükümetin güvenoyu almaması için dört partiye mensup en az 3 kişinin ret oyu vermesi gerekecek ki, öyle bir ihtimal görünmüyor…

 

BÖLÜCÜ DEĞİL, BİRLEŞTİRİCİ OLUN:

CTP milletvekili Doğuş Derya, Zorlu Töre ile yaşadığı tartışmanın doğru olmadığını, öfkeyle söylenen sözlerinden dolayı da pişmanlık duyduğunu belirterek doğru olanı yaptı. Aslında bu tür çıkışlar sadece kendisini ve partisini değil, yeni hükümeti de zora sokuyor. Hani diyorum keşke sinirlerine biraz hakim olmayı becerebilse. Bu sadece Derya için değil, diğer vekiller için de geçerli.

 

BIRAKIN ŞU LAF YETİŞTİRMEYİ:

Muhalefetin seviyesiz, içi boş eleştirilerinin, sosyal medya üzerinden yayılması kadar, bunların aynı şekilde yanıtlanması da hoş olmuyor. Sonuçta ikisini de aynı seviyeye çekiyor. Tamam, hayatımızın önemli bir bölümünü kapsıyor sosyal medya ama, siyasetin de bir raconu var. Saygınlığın gerektirdiği davranışlar var. Biz politikacılarımıza saygı duymak istiyoruz. Yeter, birbirinize laf yetiştirmeyin artık…

 

ETRAFIMIZ ATEŞ ÇEMBERİNDE:

Türkiye Afrin’de savaşıyor. Bunu fırsat bilen Yunanlı Ege’de oldu bittiler yaratmaya çalışıyor. Güney Kıbrıs ise Avrupa Birliği’ni arkasına alarak Akdeniz’de doğal gaz aramasını tek taraflı sürdürüyor. Kısacası etrafımız tam bir ateş çemberi. Peki biz, böylesi bir ortamda birbirimizi yemekten başka ne yapıyoruz söyler misiniz? Yarın çok geç olmadan bırakın artık şu çıkar kavgalarını…

 

ÖNCELİKLERDEN BİRİ:

Biliyorum ülkenin acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Eğitim, sağlık, çalışma hayatı ve daha bir çoğu. Ancak güvenlik de, sorunlarımızın başında geliyor sanırım. Ülkenin sorma gir hanına dönmesine ve buna bağlı olarak suçlarda yaşanan artış vatandaşta güven sorunu yaratıyor. Bence yeni hükümet özellikle de ülkeye girişlerle ilgili bir takım yeni ve radikal kararlar almak zorunda…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Popülist, günü kurtaracak söylem ve eylemler bizi bir yere götürmez. Geçmişe takılı kalmak, dünyayı doğru okumamak da öyle. Önemli olan bugün değil, gelecek nesiller olmalı. Ülkedeki sorunların pansumana değil, neşter vurulmaya ihtiyacı var. Ülkenin popülizm yapacak siyasetçilere değil, hızlı, doğru, cesur kararlar alıp bunları pragmatik ve kararlı bir şekilde uygulayacak siyasetçilere ihtiyacı var”…


DİPTEKİLER

Sokakta Terör: Meskun mahalde havaya ateş açmak suçtur. Ancak bir süredir araçların içinden, hareket halindeyken havaya ateş açılıyor. Hem de en yoğun caddelerde. İlk bir kaç gün çıkıp baktık, plakayı görür müyüz diye, şimdi korkuyoruz, kör kurşuna kurban gitmek var. Polisin haberi var mı bu olaylardan? Geçtiğimiz Pazartesi günü radyo programında dile getirdik, baktık, her gece devam ediyor.  İçişleri Bakanlığı şu mobese işine derhal el atmalı. Ne aşamada, hızlandırılması mümkün mü diye. İşler iyiden teröre döndü…