Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Demek ki vatandaş memnun..!

Seçim tartışmalarının başlamasıyla birlikte anketler de piyasada dolaşmaya başladı. Önceki gün TDP  Genel Sekreteri Asım İdirs’ten, 1300 kişi ile yüz yüze yapıldığı söylenen bir anket sonucu geldi telefonuma.

Bu araştırmayı TDP’nin yaptırdığına dair bir bilgi yok, çünkü mesajda, “ bizim elimize gelen anket sonuçları” deniliyor. Yazıp yazmamakta tereddüt ettimse de, dün bir gazetemiz bu anket sonuçlarını manşetine taşıdı…

Anket sonucu benim için oldukça ilginçti. Çünkü sokağın sesinin tam tersi bir tablo ortaya koyuyordu. Eminim benim gibi birçoğunuz da, böylesi bir sonucu sürpriz olarak değerlendirdiniz.

170 bin kusur seçmenin olduğu ülkemizde bin 300 kişi ile yapılan bir anket oldukça önemlidir. Tabii eğer güvenilir bir kurum tarafından yapılmışsa. Bunu bir kenara yazmakta fayda var. Çünkü  bu anketi kimin yaptırdığı, kimin yaptığı belli değil. O nedenle balon oöm ası da kuvvetle muhtemel…

Yine de güvenilir bir anket olarak kabul edip değerlendirirsek, durum şöyle;

UBP: 39.78

CTP: 20.75

HP: 18.74

TDP: 7.65

DP: 7.41

BKP: 1. 57

YDP: 1.29

YKP: 1.14

TKP-YG: 1.67

Bu anket sonucuna göre, olası bir seçimde mevcut iktidarın büyük ortağı UBP, neredeyse tek başına iktidar oluyor. “Ülke henüz seçim havasına girmedi, partiler sahaya inmedi, bu sonuçlar çok değişir” diyebilirsiniz haklı olarak. Öyle tabii…

Çiftçi, hayvancı, esnaf ve iş insanları, sendikalar… Nerdeyse ülkedeki tüm sektörler her fırsatta,  mevcut ikitdardan memnuniyetsizliklerini dile getirmekten çekinmiyorlar. Hükümetin 10 aylık iktidar performansı ortada. Aldıkları her karar ya mahkemelerden döndü, ya da toplumsal baskı nedeniyle geri çekildi. Belki de KKTC tarihinde ilk kez sahiller, orman arazileri birilerine peşkeş çekildi. Hatta doğal koruma alanlarına, sit alanlarına da el attılar…

Zamlar, partizanca yasa değişiklikleri, zorlamalar, ısrarlar ha keza…

UBP-DP hükümetinin toplum neznindeki karnesi kırıklarla dolu iken, böyle bir sonuç doğal olarak sürpriz olarak değerlendirilebilir…

Ülkenin en eski partilerinden biri olarak UBP’nin kemikleşmiş oyları vardır. Ne yaparsa yapsın, %23-28 arası kafadan bir oya sahiptir. Ancak, bu kadar kötü bir yönetim göstermesine rağmen eğer olası bir seçimde tek başına iktidarı zorluyorsa, yani bu anket algı operasyonu değil de gerçekse, o zaman tek söylenecek, “vatandaş bu hükümetin yaptığı veya  yapmadıklarından memnundur” olmalıdır…

Bu durumda vatandaş için ölçü, yapılmayan icraatlardan çok maaşların gününde ödenmesi, çiftçi ve hayvancıya olan eski borçların kapatılmasıdır. Memur gününde maaşını alıyorsa, çiftçi kuraklık parasını, üretici teşviğini, öğrenci de bursunu alıyorsa, gerisi onlar için teferruattır…Yandaşlarını işe almışlar, ihaleleri partililerine vermişler, sahilleri, orman arazilerini birlerine peşkeş çekmişler,  çoğunluk için önemli değil demek ki. Ve demek ki, bu partizanlık çarkı çoğuna iyi gelmiş. Herkes bir şekilde düzenini kurmuş, devamını istiyor denebilir.

Ancak, çok ilginç bir durum daha… İnsanlar bu hükümetin sadece UBP kanadından mı memnunlar? DP de aynı icraatların ortağı değil mi? oysa ankete göre DP, %7.41 oy oranı ile barajın hemen üstünde ve beşinci parti durumunda görünüyor… Mantıklı mı bu sonuç?

Anketi birilerinin sahiplenmesini bekleyelim. Eğer “benimdir” diyen çıkarsa, diyeceğim ki, ne sendikalar, ne çalışanlar, ne de iş insanları bundan sonra çıkıp da, pahalılıktan, dövizin yükselmesinden, yapılan haksızlıklardan şikayet etmesinler. “Madem paramızı alıyoruz, isterlerse bütün memleketi birlerine peşkeş çeksinler,biz böyle iyiyiz” demeye devam etsinler. Onlar iyiyseler eğer, bizim de söyleyecek sözümüz olmaz elbette…

 

 


YERİN KULAĞI VAR

AL GÜLÜM,VER GÜLÜM:

Vatandaşlık konusunda hükümet sınırları zorluyor. İddiaya göre 15-20 yıldır vatandaşlık bekleyenler yanında, dokuz mühürü bulunanlar da son günlerde İçişleri Bakanlığına çağrılıp vatandaşlık veriliyor. Müzakere masasının bozulmasını da fırsat bilen iktidar, verilen her vatandaşlığı bir oy olarak hesaplıyor. Seçimleri ötelemeye çalışmalarının nedenlerinden biri de bu olsa gerek. Ne kadar çok vatandaşlık, o kadar çok oy demek…

 

ARTIK KİM İNANIR:

Başbakan mesailer konusunda ekonomik protokolun hilafına sendikalarla anlaştıklarını, protokolle ilgili bir sıkıntı olmadığının kendilerine söylendiğini ifade ediyor. Peki o zaman, sadece tek bir maddeyi soralım, Türkiye sadece iç borç faizlerinin ödenmesi için vereceği 100 milyonluk kaynağı niye kesti. Bu halkı borçlarından kurtulacak yerde keyfi uygulamalarıyla daha fazla faiz yükünün altına sokmaya ne hakları var? Zaten artık ne dediklerine de inanmıyor insanlar. Verdikleri sözden, attıkları imzadan bir kaç gün içinde döndüklerine göre…

 

TAM DA BUDUR:

Eide, farkında olsak da olmasak da parçası olduğumuz uluslararası stratejilerin merkezinde, ABD’de, o stratejilerin plancılarıyla görüşüyor… Çoğu zaman, kendimizi kaptırıp, Kıbrıs meselesinin iki halk arasında çözülebileceğini, kararı bizlerin vereceğini falan sanıyoruz ama gerçek hiç de öyle değil. Kıbrıs başkaları için tam bir mühendislik harikası… Çıkarlarına nasıl gelirse öyle yönlendiriyorlar. Bugünlerde yeni ABD yönetimi Eide ile yeniden bir yoklama yapmış, yakında kokusu çıkar…

 

KONTROL ŞART:

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu KKTC cezaevinde 218 Türkiyeli mahkum bulunduğunu açıkladı. Şu an 412 kişinin bulunduğu cezaevinin yarıdan fazlası, TC vatandaşlarından oluşuyor. Şimdi birşey söylesen “Türkiye düşmanı, Türkiyeyi sevmiyor” damgasını yersin hemen. Halbuki bu konu Türkiyeyi sevip sevmemekle alakalı değil. Adaya girişlerde sıkı bir kontrol ve denetim bu işi çözer ama, bunun için irade ve niyet gerekir…

 

KEŞKE BUNU DA KISKANSAK:

Adamların ekonomisi bundan daha bir kaç sene önce resmen dibe vurmuştu. Ama bunu dert etmek yerine oturdular bir takım radikal kararlar aldılar ve bugün tekrardan ayağa kalkmasını bildiler. Global Finance Magazine tarafından yapılan analize göre Güney Kıbrıs’ın, Gayrı Safi Milli Hasıla ve kişi başına düşen alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, 34 bin 386 dolarla dünyanın en zengin ülkeleri sıralamasında 39. Sırada… Biz ise 43 yıldır Türkiye’den karşılıksız gelen milyonlara karşın hala bir arpa boyu yol alamadık… Neden acaba?

 

SADECE ELAM DEĞİL Kİ: Eski Rum Sözcü Michalis Papapetrou: “Kıbrıslı Türklere mesajımdır. Meclisten ENOSIS kararı geçti diye, toplumu da ENOSIS’ci olarak görmesinler. ELAM’a bakarak, sayısı nüfusun yüzde 2- 3’ünü geçmeyen insanların düşüncelerine bakarak bütün Rumları aynı kefeye koymasınlar” diyor. İyi de Sayın Papapetrou, konu sadece ELAM değil ki, DİKO’su var, EDEK’i var, Çevrecileri, Yurttaşlar İttifakı var. Hatta, çekimser kalan DİSİ’si var. Nasıl korkmayalım…

 


ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel:Mesela tüm Kurumlarımızın şaibeli olması  bir rastlantı mıdır? Ki devleti çalıştırıp yaşatacak olan o kurumlardır ama önem ve işlevlerini  daha yeni yeni anlıyoruz! Anlıyoruz ama 42 yıldır  bu devleti kemire kemire  eritip un uğra haline  getiren ‘kurtların’ ve ‘kurtçukların’ şerrinden hiç birini kurtarmak mümkün olmadı!…”

 


DİPTEKİLER

Hayatımız Erteleme: Biz buralarda “KKTC güçlendirilecek” diye bağırmakla kalıp, güçlendirmek için yapmamız gerekenleri ertelerken, Rum tarafı da anlaşmayı ertelemenin derdinde. Bizim oyalanmamızın sebebi, sistemi değiştirmenin, seçimi olumsuz etkilemesi korkusu; Güney’in derdi de bir anlaşma olmadan önce, doğal gaza kavuşmak… Belki bu ertelemeler Güney Kıbrıs insanları için  çok fazla bir olumsuzluk oluşturmuyor. Ama Kıbrıs Türkü, her geçen gün kaybediyor. Çağdaş bir devlet olmaktan, uluslararası hukukun içine girmekten, kalkınmaktan, refahtan uzaklaşıyor. Daha doğrusu, geleceğini karartıyor…