Hayatta bir şeyleri değiştirebilmeyi başarmak önemlidir.
Yapılanla fark yaratmak.
Bununla insanların yaşam kalitesini yükseltmek, hayatlarını kolaylaştırmak önemlidir.
Hayatları zenginleştirmek…
Kolay olanı herkes yapar ama önemli olan zor olanı yapabilmektir.
Zoru başarabilmektir.
Başarmak için inanmak gerekir.
Yaşadığımız yüzyıl fark yaratanların kazandığı bir yüzyıldır.
İnsanların hayatını kolaylaştıranların.
En güzel örnek ise Apple’dır.
Bir teknoloji şirketi olan Apple yarattıkları ile insanların hayatını değiştirmiş, kolaylaştırmış ve zenginleştirmiştir.
Bu büyük bir başarıdır ve insanlık tarihinde yerini alacaktır.
Gelinen aşamada teknoloji şirketleri dünyada en büyük şirketler olma yolunda hızla ilerlemektedirler.
Amerika Birleşik Devletleri’nde teknoloji şirketleri bir zamanların devleri olan General Motors, General Electrics gibi dev şirketleri geride bırakmıştır.
Apple, Google ve Facebook gibi şirketler insanların hayatını değiştirmede önemli rol oynamanın karşılığını cirolarını büyüterek almaktadırlar.
Dünyada artık iletişim kolaylığı, teknolojiye erişim ve teknolojinin sağladığı kullanım kolaylığı ile birlikte kurallar yeniden yazılmaktadır.
Eskiden hayatın bir parçası olup vazgeçilmez olan birçok şey günümüzde artık kullanılmamaktadır.
Dünyanın değişmesine neden olan buluşlara imza koyanlar yola çıkarken yalnızdılar.
İnandıkları için başaran bu kişiler, insanların hayatını kolaylaştırdıkları için çok çabuk büyüdüler.
Peki biz değişen dünyanın neresindeyiz, ya da değişen dünyaya adapte olabilmek için ne yapıyoruz?
İnsanlarımızın hayat kalitesini daha iyi bir yere getirme adına ülkeyi yönetenler ne yapıyor?
Bu yönde ortaya bir vizyon, plan, program ya da proje koyabiliyorlar mı?
Bu soruların yanıtı maalesef hayırdır.
İnternete erişimi, hızlı internet servisini bile ülkeye doğru dürüst getiremeyen bir yapı ile karşı karşıyayız.
Üniversitelerin sayısal çokluğu ile övünen ancak kalite konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan bir ülkede yaşıyoruz.
Üniversitelerde teknoloji üretmeyi öncelikler arasına koymadık.
Bilgiye ve bilime gereken önemi vermedik.
Sonuç ortada…
Değişime kapalı bir yapıda yaşıyoruz.
Yaptıkları ile fark yaratma peşinde olanlara mevcut yapı tahammül etmediği için onları barındırmıyor.
Kısacası üretmeyen yapı üretmek isteyenleri sevmiyor.
Tüketim üzerine kurulu düzen kendisini koruma altına alıp zırhlamış durumda.
Bunların sonucu olarak Dünya değişirken biz geriye doğru gidiyoruz.
Kaybedenler kulübündeki yerimizi sağlamlaştırma adına her gün yeni bir çivi çakıyoruz.
Maalesef durum bu!


























