Sahne Merkez Bankalarının…
İsviçre ve Danimarka Merkez Bankası’nın şok eden kararları ardından Kanada Merkez Bankası da faiz idirimine giderken, İngiltere Merkez Bankasında faiz artırımı talep eden 2 üyenin talebinden vazgeçtiklerini görüyoruz
Bugün son yılların belki de en önemli toplantısını düzenleyecek Avrupa Merkez Bankasın’dan (TSİ14:45) tutarı € 1,1 trilyona kadar çıkabilecek yeni bir gevşeme adımı bekleniyor
Kağıt paraya olan güvenin sarsılmaya başlaması ile güvenli liman olarak görülen altının yeniden talep görmeye başladığını söyleyebiliriz
Volatilitenin oldukça yükselidiğini unutmamak gerekiyor
USD/TRY kuru 2,36'lı rakamları test etmişti. Teknik olarak 2,36 seviyesinin üstü 2,4150 seviyesini yeniden radar menziline sokacaktır
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Küresel mali piyasalarda Merkez Bankası rüzgarları esmeye devam ediyor. İsviçre Merkez Bankası’nın (SNB) geride bıraktığımız hafta son 3 yıldır uyguladığı ve CHF’yi savumak için 1,20 EUR taban kur uygulamasına son vererek % 30 civarında harekete neden olması, ardından Danimarka Merkez Bankası’nın faizi negatife çekmesini dün de Kanada Merkez Bankası (BOC) takip etti. BOC politika faizini 25 baz puan indirerek % 0,75 seviyesine çekereken yatırımcı güveninin de sarsıldığını görüyoruz. Bir önceki toplantısına ait tutananları dün yayımlayan İngiltere Merkez Bankası, faiz artırım talep eden 2 üyenin düşen enerji fiyatları nedeniyle enflasyon görünümünde yaşanan düşüşe paralel taleplerini geri çektiğini ve faiz oranlarının sabit tutulma kararının 9-0 oy ile alındığını görüyoruz. İçerde ise, TCMB PPK’nin 50 baz puan politika faiz indiriminin eleştirileri hız kesmeden devam ederken, gözler bugün belki de son yılların en önemli toplantılarından bizini düzenleyecek olan Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve akabinde Başkan Draghi’nin basın toplantısına çevrilecek. Piyasaya sızan dedikodulara paralel ECB’nin aylık tutarı 50 milyar EUR olan ve 2016 sonuna kadar devam edebilecek toplam büyüklüğü ise € 1,1 trilyona kadar çıkabilecek kamu tahvili alımı yolu ile niceliksel gevşemeye gitmesi bekleniyor. Tıpkı Amerika Merkez Bankası’nın (FED) yakşalık 6 sene önce faizleri hızlı bir şekilde % 0 düzeyine çekip trilyonlarca dolar para basıp tıkalı kredi kanallarını açarak reel ekonomiyi ayağa kaldırma isteğine, ECB’nin biraz geç de olsa katıldığını görüyoruz. FED’in görev tanımında ya da kanununda fiyat istikrarını sağlamanın yanısıra (enflasyon) büyüme ve istihdam sorumlulukları da bulunuyor (Anglo Sakson Merkez Bankası ekolü). Almanya’nın ise hiper enflasyon yaşaması nedeniyle karşı çıktı parasal genişleme adımı netice itibarı ile EUR’nun oldukça güçlü kalmasına ve rekabet avantajını kaybeden bir çok Avrupa ekonomisinin soğumasına neden olmuştu. Basit bir yaklaşımla büyümenin % 0 veya negatif değerlerde seyrettiği, dolayısıyla enflasyonun da olmadığı hatta Avrupa geneliden son açıklanan veriye göre enflasyonun % – 0,2 seviyesine gerilediği, düşen enerji fiyatlarının bekelntileri daha da bozduğu, işsizlik oranının hızla % 11,5 seviyelerine yükselmesi ve genç nüfustaki işsizliğin daha da vahim bir hal aldığını, bir çok ülkede Mastrit kriterinin (kamu borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasılya oranı % 60’ı geçmemesi) aşıldığı görülüyor. Yani büyüyemeyen, yatırım çekemeyen, rekabet avantajını kaybetmiş, istihdam sağlayamayan ve borcu artan Avrupa ekonomilerine karşı ECB’nin bugün tabir caizse altın vuruş yaparak elindeki son hamleyi de çok iyi bir şekilde kullanacağını tahmin ediyoruz. Başkan Draghi’nin son 6 aylık dönemde atmış olduğu alışılagelmişin dışındaki tüm para politikası adımlar ve araçlarına rağmen istenilen boyutta bir başarının sağlanamadığını söylemek gerekiyor. Bu yorumların ışığında ortak para birimi EUR’nun neredeyse son 11 senenin en düşük seviyesi olan 1,15’lere kadar gerilemesini de yadırgamamak gerekiyor. Teknik bir bakış açısının yanısıra temel göstergelerin de EUR’da ilave zayıflığa işaret ettiğini söylenebilir. 1,1870 seviyesinde bulunan önemli desteğin aşağı yönlü kırılması ardından grafiğin aşağıda boş olduğunu görüyoruz. EUR’da değer kaybı yada daha doğru bir yaklaşımla USD’de değer kazancının ABD ekonomisine ihracat kanadından ne kadar darbe vuracağı ve FED’in bu rahatsızlığını ne zaman dile getireceğini bekleyip göreceğiz. O zamana kadar saman alevi tarzında EUR’da tepki yükselişleri olsa dahi, satış fırsatı olarak piyasa tarafından yorumlanacağını düşünüyoruz. Özetle bugün ECB’den enflasyon yaratmak adına piyasaları hayal kırıklığına uğratmayacak bir adım atması bekleniyor. Peki bu genişleme adımının yansımaları ne tarzda olabilir bir kaç cümle ile yorumlamaya çalışalım. Özellikle doların güçlendiği bir ortamda altın fiyatlarında görülen yükselişin dikkat çektiğini görüyoruz. SNB’nin piyasa üzerinde yarattığı tahribat ardından kağıt paraya olan güvenin zayıflaması, güvenli liman olan altına rağbetin yeniden artmasına neden oluyor. Parasal genişleme adımı değerli metallerin yanısıra Türkiye’nin de gerek portföy yatırımlarına, gerekse Avrupa’da motorun tekrar çalışmasına neden olursa Türkiye’nin ihracatına ve dolayısıyla cari açığına olumlu etki yaratacağını düşünüyoruz. Öte yandan EUR likiditesinin artacak olmasından hareketle EUR/USD paritesinde 1,10 seviyelerine doğru oluşacak yeni bir atak, USD/TL kuru üzerinde baskı yaratabilir ki böyle bir durumda TL’nin sepet bazında değer kaybetmeyeceği varsayımdan hareketle bile USD/TL kurunun 2,40 seviyesinin üzerine yükselebileceğini göz ardı etmeyelim. Öte yandan sıcak paranın borsa ve tahvil cephesine rağbet göstermeye devam ettiğini de not etmek gerekiyor. Ancak, kur ve tahvil / hisse cephesindeki ayrışmanın uzun süre devam edeceğini beklemek de pek doğru olmayacaktır (borsa istanbul dün 90,300 seviyesini aşarken, gösterge faiz % 7,20 seviyelerinde salınıyor)
Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarının güne ılmlı bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Asya genelinde borsalar yeşil bölgede işlem görüyor. ECB’den beklenen parasal genişleme adımının piyasaları dinamik tuttuğunu görüyoruz. TSİ14:45 kararını açıklayacak ECB’ye kadar piyasaların sakin bir seyir içinde kamu tahvili alım programının detaylarının bekleyeceklerini düşünüyoruz. Başkan Draghi’nin basın toplantısı ve ileriye dönük vereceği sinyaller önemle takip edilecek.
Ø USD/TL
2,36 seviyesinin aşılması durumunda teknik bir bakış açısıyla 2,4150 (1 numaralı bölge) seviyesine doğru bir hareket göz ardı edilmemeldir. Grafken de görüleceği üzere, Aralık 2014 ayında Rusya endişeleri ile 2,4150 seviyesini test eden USD/TL kuru, akabinde özellikle faiz indirim beklentisinin canlanması ve hisse ve tahvil piyasasına gelen alımların eşliğinde USD/TL kuru da 2,2750 seviyesine kadar çekilmişti (3 numaralı bölge). Grafikten de görüleceği üzere 2,36 seviyesi (2 ve 4 numaralı bölge) önem arz etmeye devam ediyor. 2,36 seviyesinin tutması durumunda ise aşağıda 2,31’li seviyeleri ilk etapta takip edeceğiz.

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
































