Köşe Yazarları

DEĞERSİZSİN







Bu toplum değerli bir insana hak ettiği değeri veriyor mu?

“Değer bilmek” diye bir sözümüz vardır. Bu daha ziyade kişiler arası ilişkilerde kullanılır. Ne güzel bir insani meziyettir değer bilmek. Her insan takdir edilmek beğenilmek değerli olduğunu hissetmek ister. Ama inanın kişiler arası iletişim kurarken de en az yaptığımız şey budur. Nedenini çok merak ederdim!  Birçok insan karşısındakinin meziyetlerini övmekte çok zorlanır. Hatta rahatsız olanlar var. Kendilerini eksilteceklerini sanırlar. Psikolojik gerekçeleri ayrı bir konu. Ama sosyolojik bir zayıflığımız olduğu kesin.

Çevrenizdeki insanlar, size veya bir başka Arkadaşına “ne güzel yaptın” “çok başarılı oldun” “ben yapamazdım” gibi kelimeleri ne kadar sıklıkta kullanıyorlar. Bence şu cümleleri daha fazla duyarsınız. “şikar iş yaptı(n)” “ben daha iyisini yapardım” “bakayım kimden destek aldı(n)”.

Sonuç olarak insanlara değer verildiğini gösteren cümlelerin ne kadar zor kurulduğunu gördüm. Eleştiri ve dedikodu yapmak bizim mayamıza daha uygun. Şimdi ben de tam bunu yapıyorum. Ama benim gerekçem hazır. Ben bir yazar(!) olarak toplumu uyarmam yönlendirmem lazım.

Bu sorun da toplumsal. Ama bu yazının amacı sosyolojik tahliller yapmak değil pratik hayatta yaşadığım gerçekleri anlatmaktır. Yoksa daha çok gidecek yolumuz var diyerek mevcut durumu olağanlaştırmak hiç istemem.

KABUL GÖREN DEĞERSİZLER

Bu coğrafyada değerli insanı değerlendirecek bir kurumsal yapıya kavuşamadık. Esas olan şekildir. Esas olan pazarlama gücündür ve parti ile ilişkindir. Karşındakinin ekmeğine yağ sürebilme yeteneğindir, uyumlu olmandır. Bu ülkede olumsuz sicili oldukça kabarık olan bir çok insan hep el üstünde tutuldu.

Terfi almaya layık görülmüştük. Ancak ilgili komitenin bir üyesi, eşi hakkında olumsuz bir rapor tanzim ettik diye yıllarca bu terfilerimizi engelledi. Yasa dışı bir emri yerine getirmediği diye görevden alınan müdür de gördük.

Daha somut ve kamu yönetimi ile de ilişkili ve yıllardır bu ülkede hoyratça kullanılan bir kavram olan liyakat kavramına bakarsak da farklı bir şey göremeyiz.

Parti devlet ilişkisinin varlığı ve bundan nemalananlar, “Biz hükümete gelince liyakatı esas alacağız”, “Siyasi Kamu Görevlileri’nin üçlü kararname ile atanmasını kaldırıp liyakata göre seçeceğiz” diyorlar. Ancak hükümete gelince partinin adamlarını yerleştirmek şart oluyor. Bir de devlet bütçesi, denk bütçe ve kamuda verimlilik diyorlar. Palavra.

Üniversite yıllarında bir hocamızın kitabında okuduğum şu cümle çok ilgimi çekmişti. Amerika dünyaya yaptığı yardımların iki katı kadar getiriyi kendine beyin göçünden elde etmektedir.

Bizim dünyanın dört bir tarafında teknoliji, tıp ve diğer birçok alanda harikalar yaratan insanlarımız vardır. Çağıracak olsak  barem dokuzdan  başlatacağız. Aslında onları çağıracak ne yüzümüz var ne de onlara uygun işimiz.

Değer kavramı hak ettiği değeri bulsa ve dürüst ve donanımlı insanlar öne çıkarılsa mevki ve makamlarını kullanarak menfaat elde edenler bu ülkenin kaynaklarını sorumsuzca kullananlar çok daha görünür olacak ve dışlanacaktır.

Ama dürüst insanların kabul görmediği bilakis entrikacıların her zaman en önde oldukları çok net şekilde görülmektedir.

Eğer bu metin bir arkadaş sohbeti olsa size her iki gruba ait yığınla insan sayabilir ve hikayelerini anlatabilirdim.

Bir ülkedeki gelişmenin gerçek ölçüsü ne milli gelirdir ne de ekonomik büyümedir. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir ve onları kullanabilme becerisidir.

Bu ülkenin temel sorunlarından biri de budur.

TAVSİYE ETTİĞİM FİLM

 

Hakkari’de Bir Mevsim

Yönetmen: Erden Kıral

Senaryo: Onat Kutlar

Özgün Eser: Ferit Edgü

Müzik: Timur Selçuk

Süre: 105 dakika

Yapım Yılı: 1982

 

Filmin senaryosu, Ferit Edgü’nün aynı adlı romanına dayanılarak, Ferit Edgü ve Onat Kutlar tarafından yazılmıştır. Filmde, sürgün olarak Hakkâri’ye giden bir öğretmenin (Genco Erkal), orada güçlükler içinde geçirdiği bir kış mevsimi anlatılmaktadır. Filmin başlıca oyuncuları arasında Genco Erkal, Rana Cabbar, Erol Demiröz, Berrin Koper, Şerif Sezer, Macit Koper ve Erkan Yücel sayılabilir. Bununla beraber, 5 yıl Türkiye’de yasaklı kalmıştır. Filmin kazandığı ödüller 1983 CICAE Ödülü 1983 Fibresci Ödülü 1983 Interfilm Otto Dibelius Film Ödülü 1983 Berlin Film Festivali Gümüş Ayı Ödülü. Ancak o dönemde Türkiye’de yasaklanmıştı.

Kendini arayan bu öğretmenin, doğunun ihmal edilmiş ve zor koşullarda yaşayan insanlarla buluşması. Ben yeni izledim. Popüler filmlere alışanlar için zor olabilir ama ben keyifle seyrettim.

 

KİTAP OKUYALIM

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens 

Yazar Yuval Noah Harari

Sapiens, 26 dile çevrilmiş ve tüm dünyada en çok satan kitaplar listesine girmiştir. Tüylü bir maymun türünden, nasıl tüm gezene hakim olan bir canlıya dönüştüğümüzün hikayesini anlatıyor.  İnsanlık tarihi, uygarlık ve insana dair bilgilenmek isteyenlere tavsiye ederim.

OLUMLU VE OLUMSUZ

 

Müşavirlik ile ilgili yasa maddesi değişmiş artık görevden alınan bir üst kademe yöneticisi müşavir olmayacak eski görevine geri dönecek. Geç de olsa olumlu bir gelişme.

 

Seçim yasakları 1 mart’ta başlıyor. 28 Şubat cuma haftanın son günü yani yasaklara 1 gün kala gümrüğe 27 adet memur iş başı yaptı. Yıllar geçsede huylu huyundan vazgeçmiyor.

 

 

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu