Köşe Yazarları

Darbeler ve Türkiye’nin kaderi


15 Temmuz’lar Kıbrıslılar için  beyinlere iyice kazınan bir  TARİH oldu.

15 Temmuz 1974 Faşist Yunan Darbesi Kıbrıs’ı bölerken, Doğu Akdeniz’de yarattığı bölünme ve parçalanmalar hala sürmektedir.

15 Temmuz  2016’da, Türkiye’de yapılmaya çalışılan askeri darbenin  etkileri de hem Türkiye’de , hem de bölgemizde uzun yıllar devam edecektir.

Darbelerde, başarırsanız KAHRAMAN, başaramazsanız, VATAN HAİNİ olursunuz. Şimdi Türkiye’de bu süreç yaşanacaktır.

Tayyip Erdoğan iktidarını devirmek amacıyla yapılan darbe, Türkiye içerisinde halkın sokaklara döktürülmesiyle, Tayyip’i daha da güçlendiren bir sonuç yaratmıştır.

İlkesel olarak, baştaki rejimlerin darbeler yoluyla değiştirilmesine karşı olmak gerekmektedir.

Halktan kopuk bir şekilde, elinde bulundurduğun silahlı gücü kullanarak, sistemi yeniden düzenleme hakkını , zor yoluyla gerçekleştirmeye çalıştın mı, sadece DİKTATÖR olursun.

Türkiye’nin 1960 İhtilalinden sonra, 1971 Darbesi ve 12 Eylül 1980  darbelerini yaşamış bir birey olarak, bu darbelerin sonuçlarının Türkiye’ye ve bölgeye çok büyük zararlar  VERECEĞİNİ söyleyebilirim.

Kıbrıs’ın bölünüp, hala bütünlüğünü sağlayamamasında, Yunanistan’daki askeri rejim kadar, 1971 12 Mart Kalıntılarının da etkisi olduğu unutulmamalıdır.

Türkiye’deki darbelere gelince:

Türkiye’de yapılan darbelerde yer alan komutan kadrasunun önemli bir kısmının, Kıbrıs’ta komutanlık görevi yaptığı mutlaka dikkate alınmalıdır.

1978lerde rahmetli Mehmet Ali Akpınar, Kıbrıs’ta Ergenekon Teşkilatının çok etkili olduğunu,  Türkiye’den gönderilen ve gelecek vaat eden subayların bu teşkilat içerisine alındığını ve bu insanların, Türkiye siyasi tarihinde önemli rolleri olacağını söylerken, tarih onun ne kadar haklı ve uzak görüşlü olduğunu devamlı doğrulamaktadır.

Türkiye’deki askeri 15 Temmuz darbesi,  hedefine ulaşamamanın yanısıra, Türkiye’yi daha da anti_demokratik bir yapıya doğru sürüklemiştir.

DARDECİ AVI sürecinde, bütün kurumlar yeniden dizayn edilecek ve birçok suçsuz insan da mağdur edilecektir.

Türkiye’nin demokratik kamuoyu, darbeye karşı tutumlarını yüksek sesle söylemeye devam ederken, demokratik gelenekler için daha fazla mücadele etmek zorundadırlar.

Ak Parti kadroları da, bu darbeci avında ölçüyü kaçırmaları durumunda, daha büyük toplumsal tepkilere neden olacaklarını ve Darbe için pusuda bekleyen yapıların bundan güçleneceklerini unutmamalıdırlar.

15 Temmuz darbesinin, büyük bir askeri grubu hareket ettirmesini Fetullah Gülen cemaatine bağlamak da, iktidarın yapacağı en büyük yanlış olacaktır. Bu yanlışla, Fetullah Gülen grubuna sahip olmadığı bir güç vermek de olacaktır.

Zaman, Türkiye’deki tüm farklı güçlerin haklarını dikkate alacak yeni bir uzlaşmayı gündeme getirmektir.

Bu yeni uzlaşma Batı’nın ve Amerika’nın da desteğini alabilir.

Aksi politikalar, Türkiye’yi alabildiğine gerer.Çatışmalar ve bölünmeler derinleşir. Bunun sonucunda Türkiye, Batılı değil, Doğulu bir ülke konumuna düşer.

Doğu’lu ülkelerin kaderi ise, Mısır’ın, Suriye’nin, Libya’nın Irak’ın kaderi gibi olur.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı