Son günlerde Rumların doğal gaz arama faaliyetlerinin fiili bir duruma gelmesi, krizin elle tutulur şekilde somutlaşması ve bununla birlikte adanın her iki tarafında yükselen endişeler, herkese “neden” sorusunu sorduruyor.
İlginçtir ki, Türkiye’den de, Kıbrıs Türk basınından da ve en son Rum basınından da verilen ortak bir yanıt var; “Crans Montana’nın sonucu”…
Acaba öyle mi? Çözüm konusu bir kez daha rafa kalktığı için mi bütün bunlar?
Yoksa acaba Rumların bir çözümden kaçmaların sebebi doğrudan doğal gaz hedefi miydi? Hani havalara girdiler falan…
Cyprus Mail, önceki gün ilginç bir başlıkla yorumladı Başyazsısında; “Kıbrıs Crans Montana’daki çöküşün bedelini ödüyor”…

Söylediği özetle şu…
“Diplomatik çabalar sonuç vermeyecektir. Rum liderliğinin, uluslararası desteği arkasına alma umudu suya düşmüştür…
Ankara, 22 Şubat’ta süresi biten Navtex’in yerine yenisini çıkartır, kriz devam eder…. (Aynen öyle oldu, yenisi yayınlandı. MM)
Avrupa Komisyonu’nun ‘Türkiye bir üye devletimizi tehdit etmekten vazgeçmelidir’ anlamındaki açıklamasının dışında, kimse Türkiye’yi suçlamamıştır.
Güney Kıbrıs’ın dostu Rusya’dan “sorunlara barışçı yollarla çözüm bulma” tavsiyesi gelmiş…
Hatta gemisi bekleyen İtalya bile, duyduğu endişeyi ifade etmekle kalmış, Türkiye’yle ilişkilerini bozacak bir tavır içine girmemiştir…
Bunlara ilaveten BM Genel Sekreteri’nin, ‘BM üye devletlerinin hakları konusunda tavır almaz… Ortak çıkarların en iyi şekilde korunması, adada çözüm bulunmasıyla mümkündür’ sözleri, Rum Yönetiminde hayal kırıklığına sebep olmuştur.
Ne ilginçtir ki, Türkiye Dışişleri Bakanlığı da çözümü işaret etmiştir…
Ankara, uluslararası toplumu, Anastasiadis’in Crans Montana’da bir çözüm için istekli olmadığı ve kuvvet politikası izlemesinin kaçınılmaz olduğu konusunda ikna etmiş görünüyor…
Güney Kıbrıs ve Yunanistan dışında hiç bir ülke, Crans Montana’daki çöküşün yüzde yüz sorumlusunun Türkiye olduğuna inanmıyor…
Güney Kıbrıs şimdi, Anastasiadis’in görüşmelerden kaçıp, Kıbrıs Türklerini de dışlayarak, enerji konusuyla yoluna devam edeceği düşüncesinin bedelini ödüyor. Üstelik ABD aracılığıyla ortaya konan bir gayrı resmi anlaşma var ki, bu da Güney’in enerji planlarını çözüm sonrasına bırakmasını öngörüyordu.
Belki şimdi Anastasiadis, çözüm olmadıkça, enerji planlarını ileri götüremeyeceğini anlamıştır.
Son on günde olanlara bakınca, hangi petrol şirketi milyonlarca doları riske atıp, arama platformu getirir ki?”
Ne doğru, ne tarafsız bir analiz.
Ve de gerçekçi…
Anastasiadis de farkında mıdır..?
Sanmıyorum…
Öyle bir battı ki, geri adım atması için şimdikinden daha fazla baskı yemesi gerekecek…
YERİN KULAĞI VAR
BENİMKİ MERAK İŞTE:
Seçim öncesi ve sonrası mevcut hükümetin tüm üyeleri “hesap sorulacağı” üzerinden siyaset yaptılar. “Yolsuzluk dosyalarının” akıbeti ne oldu, hükümeti kurdunuz, güven oyu da aldınız. Soruşturma memuru mu atayacaksınız, yoksa bu iddiaları bir komisyona mı havele edeceksiniz orası sizin bileceğiniz bir iş… Ancak vatandaş, adım atmanızı, hesap sorulmasını dört gözle bekliyor bilesiniz.
NEYİN İMASI BU:
Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu bir açıklama yayınlamış. Sanki mevcut yönetim ya da Cumhurbaşkanlığı, Kıbrıs Türk haklarını yeteri kadar korumuyormuş, Türkiye ile işbirliği yapmıyormuş iması var. Oysa tam tersi… Hemen her gün ya Cumhurbaşkanlığından, ya ilgili bakanlıklardan “parsellerin tümünde Kıbrıs Türklerinin de hakkı var… Bu hakkı yedirmeyiz” yönünde açıklama geliyor. Herkes de biliyor ki, bu politika ortak bir politika… Şu da kanıtı; hükümet TPAO’nun Kıbrıs açıklarında petrol aramasıyla ilgili anlaşmanın süresini 6 yıl daha uzattı.
YENİDEN KIRMIZI:
Geçmiş hükümetin kiralık araç plakalarını beyaza döndürme kararını hala anlamadım. Neden ve kimin için yapılmıştı bilmiyorum. Kazalara ekseriyetle kiralık araçların sebep olduğundan mı, yoksa ülkede ne kadar çok kiralık araba olduğu bilinmesin diye mi… Ancak bu plakalar sayesinde birilerine önemli bir rant kapısı açıldığını biliyorum. Şimdiki hükümet yeniden kırmızı plakaya dönerek bu yanlıştan döndü. Hiç olmazsa trafikte kimin normal, kimin kiralık araç olduğunu göreceğiz…
ÇOK KIZDILAR:
Rumların, doğu Akdeniz’de tek taraflı petrol arama kararına tepki gösteren KKTC ve Türkiye hükümetlerinin ısrarlı duruşu güneyde hayal kırklıklarına neden oldu. Özellikle BM ve AB’ye bu konuda yaptıkları şikayetlerden olumlu yanıt alamayan rum yönetimi, AB’yi, bir üye ülkesine gereken desteği vermediği için acizlikle suçladılar. Demek ki bu işler “rabbena, hep bana” demekle olmuyormuş…
UBP NOKTAYI KOYDU:
Yerel seçimlere az bir süre kala partiler aday belirleme çalışmalarına hız verdiler. UBP Parti Meclisi, yerel seçimlere mevcut başkanlarla gitme kararı aldı. Bu karar, mevcut başkanları rahatlatırken, adaylık hayali kuranlarda ise düş kırıklığı yarattı. 21 diğer belediye için nasıl bir adaylık süreci izleneceği ise henüz netleşmedi…
PARA YİNE GERİ GİTTİ:
2017 yılında da yapılmayan projeler nedeniyle, Türkiye’nin ayırdığı 982 milyon TL Türkiye’ye geri döndü. Bir önceki yıl Türkiye’ye geri dönen para da 600 milyon liraydı. O projeler hayata geçseydi, a’dan z’ye bir çok sorun hallolmuş olacaktı. Lütfen bakın ve söyleyin, nasıl yönetilmişiz?
ZİRVEDEKİLER
Hükümet: Sadece 5 gün içinde bütçeyi hazırlayıp, Meclis’e gönderdiler. Oysa Özgürgün, önünde bir ay olmasına rağmen, ülkeyi kasıtlı olarak bütçesiz bırakmış, “Benden sonra tufan” deyip, seçime gitmişti. Bravo her birine. Çoğu da devlet tecrübesi olmayan bakanlar, kadrolarıyla çalışmış, yapmış. Bu da tarihe en hızlı bütçe olarak geçecek…
DİPTEKİLER
Nazmi Pınar: “Kuzey Kıbrıs’taki en büyü operasyon ajanların cirit attığı bir coğrafya olması. Para nereden gidiyor ve bunlar nasıl böyle manşet atıyor, sorunun cevabı çok basit…. Bazı gazeteler, bazı televizyonlar, bazı medya örgütleri inanılmaz derecede besleniyor bu paralardan. Orada yüz kişi, iki yüz kişi, beş yüz kişi toplanıp da eylem yaptığında tesadüf yapıyor. Paralar dönüyor… FETÖ’nün KKTC’de parasal kaynaklarının olduğu, kamuoyuna bazı isimlerin deşifre edildiğini biliyoruz, ama bir adım atıldı mı, hayır”…
Foto Gündem

































