Köşe Yazarları

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE DOĞRU DÜŞÜNDÜKLERİM…


Koronavirüsün dışlayıp unutturduğu pek çok olaydan biri de “Kıbrıs sorunu” oldu.

Oysa Ekim’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır ve her halde propaganda sürecinde  adaylar, “size yol yapacağım yada trafik sorununu çözeceğim, memleketi pislikten kurtaracağım…” Nutukları atacak değillerdir.

FAKAT Yazık ki KKTC’de her beş yılda uğruna seçim yapılan “Cumhurbaşkanlığı”nın  bu kadarcık bile yetkisi yoktur! Hatta Hükümet Başkanına dönüp “neden memlekete yol yapmıyor, neden kirlilikten kurtaracak köklü tedbirler almıyor, neden falan filan yasayı çıkarmıyorsunuz” diye soracak hali de yoktur..

FAKAT KKTC Cumhurbaşkanları seçilip göreve geldiler mi otomatik olarak Kıbrıs siyasi sorununun  “müzakereciliğini” de yüklenirler..

Tutun ki rahmetlik Denktaş’tan kalan bir miras.. 1983’den beridir de dünya alem değiştiği halde bu “anayasal miras” değişmeden günümüze kadar geliverdi..

(…Buraya kadarki maruzatımın elbette resmi hükmü yoktur.  Dolayısıyla sorumsuz ve yetkisiz düşüncelerimdir!)

Fakat artık Kıbrıs Türk halkı için de “yetkili”  olanı artık Kıbrıs’ı dolayısıyla siyasi sorunu da atlayıp Doğu Akdeniz’e geçen hidrokarbon yatakları ve henüz yeryüzüne çıkartılmamış olsa da yarattığı siyasi sorunlarıdır..

Bir ucunda Yunanistan ile Kıbrıs Rum yönetimi, öte ucunda Türkiye ile KKTC dolayısıyla bu ülkelerin yarattıkları siyasi ve ekonomik ittifaklar vardır!

NİTEKİM artık Türkiye de “yönlendirici ve caydırıcı politikaları” ile Doğu Akdeniz’de yerini alırken, Libya ile oluşturduğu ittifakla da “Rum-Yunan” tekelini kırarak bölgede  üstünlüğü ele geçirmiştir..

Dolayısıyla artık Kıbrıs siyasi sorunu çok daha önemli bir konuma girerken, KKTC Cumhurbaşkanlığı da bir o kadar önem kazanmıştır..

İŞTE burada duruyor ve bir KKTC yurttaşı olarak soruyorum:

“Toplum olarak hâlâ “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, Türkiye’nin garantisini içiren (dolayısıyla Rum tarafı için de Yunanistan’ın garantisi olmalıdır) bir Federal çözümde mutabık mıyız?”

Eğer mutabıksak önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde işte bu “ilkenin” mücadelesini sürdüreceğiz.. yada bir kez daha “iç sorunların” baskıları altında sıkışırken, bu ilkeli siyasi kararı partiler arası o kısır tartışmalarda  yitirerek, bir kez daha heba edeceğiz!

Bakalım “adaylar” bize ne gösterecekler..

***

(KISACA TAKILDIĞIM: DAÜ ÜZERİNE)

 

Prof. Aykut Hocanın’ı tebrik ederim. Hayır Rektör seçildiği için değil. O konuda zaten seçimi kazanarak “liyakatını” ispat etti. Benim “tebrikimin” nedeni şu:      Kime sordumsa “nasıldır Aykut Hocanın” ki bunların arasında öğretim görevlileri de vardı eski DAÜ Vakıf Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinden kişiler de vardı.. Hepsi de “mükemmel bir insan” dediler. “Siyasetten uzak kendini DAÜ’deki görevine adamış.. Yönetim Kurulu üyelerini de kendisi gibi siyasete bulaşmayan kişilerden seçmiş.”

Kısaca alışılmışın dışında olmalı, bir teki de “hadi canım sende” deyip dudak bükmedi.       Bilirsiniz bizde kimse kimseyi “beğenmez, önünde el sıkıp saygılarını sunsa, arkasından    söylemediğini bırakmaz iftiraların binini bir paraya harcar!                                                  BUNLARI  yazmamın nedeni şu: Rektörlük seçimi öncesi, “DAÜ Mağusa’nın velinimetidir. Dolayısıyla bir Mağusalı olan Turgay Avcı’nın seçilirse  DAÜ ile Mağusa’yı yeniden bütünleştireceğine inanıyorum” dedimdi..                                                    Doğrusu ya bunu yazarken Avcı’nın siyasi yanını da düşündümdü. Çünkü bu ülkede “siyaset yapmadan, siyasi alavere dalaverelerin içinde yuvarlanıp her tarafı kirletmeden iş yapılmaz!      Sn. Hocanın’dan beklentim ise şu: “Kaç zamandır DAÜ üçüncü ülkelerden gelen öğrencileri nedeniyle sadece “kalite” sorunu değil sosyal ve ekonomik sorunlar da yaşamaktadırlar..” Afrika ülkelerinden gelenler büyük bir lobi oluşturdular. Üniversiteye devam edenlerini  tenzih ederim ama dışarıda kayıtsız şartsız iş tutanlar yasaları çiğnerlerken,   ayni zamanda yasa dışı türlü çeşitli illegal olayların sorumluları oluyorlar ki…

ÖNCE DAÜ bu nedenle  evini disipline etmelidir.. Devleti harekete geçirmeli, DAÜ üzerindeki şaibeleri kaldıracak tedbirlerin alınmasına öncülük yapabilmelidir.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı