Köşe Yazarları

Cumhurbaşkanımıza hakaret edemezsiniz


Bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret anlamına gelecek davranışlar sergilemek mümkün müdür?

Kimin veya kimlerin yaptığına bağlıdır.

Kafayı çekip çekip de “be Mustafa” diye hitap edip, bunu da “basın özgürdür” diye izah edenler elbette “kimin yaptığı” kısmına girer.

Her ne kadar geçmişte teşrik-i mesai yaptıysa da naçizane tavsiyem “görmezden ve duymazdan” gelmemesidir.

Eğer bir muhalefet lider “meydanı cumhurbaşkanına bırakmayacağız” diyorsa bulunduğu pozisyon açısından haklı olabilir ama siyaseten ofsayta düşer.

Çünkü içinde bulunduğumuz ahval ve şerait içinde “meydan” yoktur.

Tehlikeli bir şekilde devre dışı bırakılmaya çalışılan Kıbrıs Türkleri vardır.

Ve o ana muhalefet lideri de dahil olmak üzere tümümüz devre dışı bırakılmaktayız aslında.

***

Anastiadis kuyuya bir taş attı.

Görüşme masasının dışında şeyler geveleyip durmaya başladı.

Görüşme masasına dönmemek için kıvranıyor.

Fırsat buldu Türkiye Dışişleri Bakanı ile kapalı kapılar arkasında gizli görüşmeler yaptı.

Türkiye Dışişleri Bakanı’na ne söylediyse söyledi ortamı zehirledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı siyasi partilerin de olduğu bir ortamda “Rumlar da konfederasyon isterse siz ne dersiniz” gibisinden dinamitin fitilini ateşleyip federasyon isteyen partilerin kucağına attı.

O gün bu gündür tartışıp duruyoruz.

Sanki de Anastasiadis 2 devletli bir çözüm istiyormuş da buna bizim federasyoncular karşı çıkıyormuş gibi.

Bizim cumhurbaşkanı çıkıp da “federasyon temel uzlaşma noktasıdır, Gutteres belgesi ile görüşmeler yeniden başlamalıdır” dedikçe kimi çevreler çem çem çemkirip duruyor.

Siyaseten yapanları bir noktaya kadar anlayabilirim.

Çünkü sonuçta herkes kendi görüşünü dile getiriyor.

Fakat “resmi” çevrelerin tutumu çok ama çok tehlikelidir.

Bu “resmi” çevrelerin Anastasiadis ile ne görüştüklerini bilemem.

Anastasiadis’in ne sözler verdiğini de bilemem.

Açıklarlarsa öğrenmiş olacağız.

Ve bence mutlaka açıklamalıdırlar da.

Eğer, Anastasiadis,  kapalı kapılar ardında federasyon dışında bir söz vermişse ve Türkiye de buz sözlerle politika değişikliği yapmışsa bunu ilk bilecek olan Kıbrıslı Türkler olmalıdır.

Öyle cumhurbaşkanına randevu vermeme gibi basit oyunlara başvurmak, “sizin kafanız karışık çözün de gelin” diyerek toplantı iptal etmek son derce tehlikeli hareketlerdir.

Ve maalesef son dönem de yaşananlar böylesi tehlikelerden başka bir şey değildir.

***

 

Her ne olursa olsun, tarihin her döneminde Kıbrıs sorunuyla ilgili bir anlayış ve fikir birliği vardı.

Bu anlayış ve fikir birliği berhava edilirse “herkes” kaybeder.

“Herkes” kapsamı kimden oluşur bilir misiniz?

Türkiye halkları ve Kıbrıs Türkünden.

Politikacılar gelip geçicidir…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı