Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sınavı erken başladı…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı göreve başlar başlamaz, başını kaşıyacak vakit bulamayacak.

Daha ekibini oluşturmaya fırsat bulamadan, kendini bir yandan müzakerelerin, bir yandan da hızlı gelişmelerin içinde bulacak.
Daha son duruma bir bakamadan, görüşme kağıtlarına göz atamadan, Anastasiadis’le adı “sosyal buluşma” olsa da bir araya gelmek zorunda kalıyor.
Bu konuda girişim Rum tarafından geldi. Bir yerde, ister istemez Akıncı bu gündemin içinde buldu kendisini.
Anastasiadis bununla da kalmadı, dün kendince bir jest yaparak, tek taraflı güven yaratıcı önlemler açıkladı.
Aslında özüne bakıldığında pek dişe dokunur şeyler değil, ancak yeni bir muhatap, yeni bir süreç öncesi bu “jest”ini tepe tepe kullanacak.
Önerilere şöyle bir baktım…
Biz örneğin taa 2005’te Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, Haspolat-Alayköy arasındaki ara bölgede mayınların temizlenmesi konusunda BM ile mutabakata varmış ve gereğini yapmıştık. Bu da Güvenlik Kuvvetlerimizin bir jestiydi, ama karşılık bulmamıştı.
Şimdi Anastasiadis, Kuzey’deki bazı mayınların haritasını verecekmiş.
Ya da, İslam mabetlerinin Evkaf’a devredilmesi güzel de, mütekabiliyet istemeyecek mi?
Mesela Kuzey’deki kiliselerin iadesi gibi…
Devlet dairelerine Türkçe bilen memur alması güzel, kendi işini de kolaylaştıracak, hem de istihdam yaratacak…
KTFF-KOP ilişkisi de yine kendilerinin bizzat istediği bir konu…
Diğer taraftan, Yunanistan’ın “garantörlükten çekilme” talebini BM’ye iletmesi meselesi…
Antlaşmaya göre, hukuken tek taraflı olarak çekilmek mümkün mü?
Ya siyaseten? Kim böyle bir konuda kendi başına karar verebilir ki?
Türk tarafının bunu kabul etmeyeceği açıkken, İngiltere’nin de reddetmesi büyük bir olasılıkken, bu çıkışların samimi olduğunu düşünemiyor insan…
Öneri Yunanistan’dan gidiyor ama Çipras’ın bunlarla ilgilenecek hali olmadığı ortada, o nedenle bu cin fikrin Güney Kıbrıs’tan çıktığı açık.
Anlaşılan, Güney Kıbrıs masadan kaçmış ama zamanını boşa harcamamış, yeni bir yol haritası çizmiş, şimdi bunları dikte etmeye hazırlanıyor.
Yeni süreçte değişik bir tutumla yer alacaklar. Bir anlamda kırk yıllık BM parametrelerinin dışında hareket etme niyetleri var.
Hatta yeni oldu-bittiler ve emrivakiler…
Şeytan ayrıntıda gizli derler.
Bu adımların tümüne ihtiyatla yaklaşmak, üzerinde kafa yormak, karşılık verebilmek için, toplumsal mutabakat sağlamak gerekiyor.
Özellikle de garantörlük meselesi en yakıcı olanı.
Kıbrıs Türk tarafının en önemli dayanağı.
Gerçekten zor bir dönem…
Galiba Denktaş’tan sonra ne Talat, ne de Eroğlu böylesi zor bir durumla karşılaşmışlardı.
Akıl yolu, içte ve dışta tüm kesimleri kırıp dökmeden hassas bir diplomasi izlenmesi gerektiğini söylüyor…
Görünen o ki, Sayın Akıncı’nın sınavı çok erken başladı…

YERİN KULAĞI VAR

NE DEDİYSE O:
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Akıncı arasında geçen söz düellosu, kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu. Bazıları bunun erken olduğu görüşünü savunurken, bazıları ise yeni dönemle ilgili ipuçlarından yola çıkarak destek belirtti. Aslında Sayın Akıncı’nın söylediklerini yadırgamamak lazım. Çünkü propaganda döneminde de, Türkiye ile ilişkilerin nasıl olması gerektiğini anlatmıştı. Yani söylediklerini yapıyor, yeni bir şey değil ki Akıncı’nın bu sözleri, bazıları niye kızıyor anlayamadım…

YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK:
Erdoğan-Akıncı polemiğinin sürgit edilmemesi, birilerinin durumdan vazife çıkartmamasını dilemiştik ancak, görüyoruz ki, yangına körükle gidenler var. Türkiye-KKTC ilişkileri duygusallıktan öte, mantıklı bir şekilde yürütülmesi gereken hassas bir konu. Gerginliği körüklemenin kimseye, özellikle de Kıbrıs Türk tarafına faydası yok. Özellikle de dış çevrelerin eline malzeme vermeye hiç lüzum yok. Sayın Akıncı, halkından aldığı gücün ağırlığıyla makamındadır. Tartışmayı büyütmek, onun da işini zorlaştıracaktır. Sağduyulu davranmak hepimizin çıkarına…

EROĞLU’NUN YENİ OFİSİ:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybeden 3. Cumhurbaşkanı Eroğlu yeni dönemde çalışacağı ofisini belirledi. İddiaya göre Eroğlu, geçmişte başbakanlık konutu olan ve kendisinin de uzun bir süre ikametgah olarak kullandığı evi, ofis olarak istiyormuş. Rauf Denktaş’ın eski çalışma ofisiyle karşılıklı olan evin şu an AB ofisi olarak kullanıldığı belirtiliyor…

UBP’DE KILIÇLAR ÇEKİLDİ:
UBP’de genel başkanlık hayalleri kuranların başında gelen Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, “Özgürgün istifa kararını değerlendirmelidir. Gerçekten bir güvensizlik var. Telefonlar başladı! Belediye seçimlerinde her ne kadar da oyumuzu artırdık dese de bir başarı aslında yok! Parti içinde dağınıklık devam etmiştir. Sorgulanması gerekiyor. Erdem neyse onun yapılması gerekir” diyerek Özgürgün’e karşı bayrak açanların başını çekti. Yakında UBP’de öyle bir fırtına kopacak ki, ne dam ne de döşeme kalacak…

ANLAYIŞ FARKI:
CTP’de genel başkan ve Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan yenilgiden kendisini sorumlu tutarak, “Siyasette gelinen aşamanın sorumluluğu benim.Bu sorumluluğu almaktan kaçınmayacağım.Hükümette olmasak hemen istifa ederdim” derken, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, istifa etmesi için bir neden görmediğini söylemiş…CTP kurultay tarihini erkene alırken, UBP ise sadece tüzük değişikliği ile günü kurtarmaya çalışıyor…

NEYİ BEKLİYORLAR:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu’na destek veren UBP ve DP-UG’nin 2013 seçimlerinde aldıkları oy oranı %50.49… İlk turda iki partini sandığa yansıyan oran ise sadece %28.18…Ama bu sonuçlara rağmen ne UBP’de, ne de DP-UG’de bu sonuçların sorumluluğunu alıp, gereğini yerine getirme niyetinde olan yok. Herhalde, “biraz zaman geçsin, unutulur” diye düşünüyorlar. Nasıl olmasa “geri zekalıyız” ya…

ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: “Yangına körükle gitmemek için dün bir şey demedim ama Sayın Akıncı’nın düşüncesini çekinmeden açıklamasını da, yaptığı açıklamanın içeriğini de yerinde buluyorum. Yalnız artık basın üzerinden polemiklerle yürümek yerine, doğrudan ve sağlıklı bir diyaloğun, daha da önemlisi diplomasinin devreye girmesi gerekir. Türkiye ile olan ilişkilerimizin zamanla içi boşalmış ya da istismar edilmiş kavramlar üzerinden yürütmesi doğru değil. Dilerim bu tartışma somut bazı adımların hayata geçirilmesi sürecine evrilir…”

DİPTEKİLER
Burhan Kuzu: “Akıncı Rumları çok beğeniyorsa gidip Rum tarafında yaşasın… İnsan haddini bilir. Biz gelip Akıncı’ya şunu yap bunu yapma diye talimat verecek halimiz yok, Yunanistan, Rum’dan önce bize yakın olmalısın eğer ayakta kalabileceksen. Sana rağmen biz gelir seni kurtarırız. Cumhurbaşkanı Erdoğan Akıncı’ya az bile söylemiş…”