Dünya Bankası Türkiye’nin 2015 yılı büyüme beklentilerini revize etti. Büyüme 2014’ün 3. çeyreğinde beklentilerin çok altında kaldı. Yılın son çeyreğinde ise büyüme biraz ivme kazandıysa da yine de yılın tümünü beklentilerin altında % 2,80 büyümeyle kapattı.
2014 yılının son çeyreğinde yakalanan büyüme ivmesi bu yılın ilk çeyreğine yansıdı. Fakat tüketici verileri ilave ekonomik zayıflıklar işaret ediyor. Bundan dolayı büyüme beklentisi revize edilerek aşağılara çekildi. 2015 yılında Türkiye’nin büyüme beklentisi % 3,00 daha sonraki iki yıl için ise % 3,50 olarak tahmin ediliyor.
Geçmiş yıllarda yaratılan bu büyüme Türkiye ekonomisinin performans düşüklüğü nedeniyle yavaşlamış durumda. Türkiye’de yatırımların, iş güveninde ki toparlanmanın tamamlanmaması, ekonominin kırılganlığından ötürü insanların daha fazla yatırım yapma motivasyonunun olmayışı yüksek büyümenin önündeki en büyük engellerden biri.
Türkiye’nin tasarruf oranı düşük. Türkiye tasarrufla ve bunun yatırıma dönmesiyle büyüyemiyor. Dolayısıyla büyümek için yabancı yatırımcıya ihtiyaç var. Fakat yabancı yatırımcı potansiyeli zayıf gidiyor. Bunun da ötesinde yabancı yatırımcı elinde bulundurduğu yatırım enstrümanlarını satıyor.
Küresel piyasalar serbest kur rejimini benimsemiştir. Son birkaç yıldır, serbest kur rejimi küresel belirsizlik yaratmıştır. Bu rejim belirsizlik yaratırken aynı zamanda ulusal paralara ayar mekanizması olmaktadır. Türk Lirası da bu mekanizmanın içinde yer almaktadır. Bu meyanda TCMB’nin kura fazla müdahaleci olmaması yerinde bir karar olurken TCMB Türk Lirası’nın dövizlere karşı olan değerinden rahatsız olmadığının bir ifadesidir.
Türk Lirası OECD araştırmasına da yansıdığı üzere aşırı değerlenmişti. Türk Lirası bir düzeltmeyle esas denge seviyesine yaklaşıyor. Bu TCMB’nin de arzuladığı bir durumdur. Yazımı kaleme aldığım vakit Dolar kuru 2,6739 seviyesine gerilemişti. 2,50-2,60 aralığı dolar kurunun Türk Lirası karşısında denge kuru olacak diye tahmin ediyorum.
Türkiye’nin reel ekonomisi döviz kuruna karşı 202 milyar dolar açığı varken bile dayanıklılığını sürdürmektedir. Dolar kuru 2,74’lere kadar çıkmış olmasına rağmen reel sektör şirketleri zora girmedi. Geri dönüş kredileri zora girmedi. Reel sektör duvar gibi yüksek kurun karşısında duruyor. Fakat kur hareketlerinin yoğun olması halinde reel sektörün döviz yükümlülükleri sorun olabilecektir. Şu anda ki kur değişimleri büyük oranda Türkiye’nin kendi içsel sorunlarından kaynaklanmaktadır. Seçimler sonuçlandıktan ve ekonomi yönetiminin belirlenmesinden sonra ekonominin istikrar kazanması ve enflasyonun aşağılara çekilmesi durumunda döviz kuruna pozitif etki edecektir.
Kurun yukarılara çıkması halinde şuan için 76 milyar TL kur farkı yazan reel sektörün kur farkı bilanço zararı artacaktır. Bu ise uygulanan maliye politikaları ile örtüşmez.
Bundan sonra kur hareketleri Türkiye ekonomisinin güveniyle ilişkili olur.
































