Köşe Yazarları

Cukkalı işler ve ilkeli duruşlar…


Ombudsmanın Vakıflar ile ilgili raporunu kaç kişi okudu acaba?

Yüz yüze yaptığım görüşmelerden, gelen telefonlardan edindiğim intiba çok sayıda kişi okudu.

Sosyal medyadan gördüklerim bu sayının çok çok fazla olduğudur.

Fakat ne gariptir ki adına “gazeteci” diyenler hiç okumadılar galiba!

Şöyle bir göz gezdirmediler bile.

Çünkü Yenidüzen hariç hiçbir gazetede, internet sitesinde veya benzerlerinde tek bir satır görmedim.

Bilakis tersini gördüm.

Ombudsmanın raporunda “Vakıflar İdaresini büyük zarara uğrattı” diye tespit ettiği müdürün bir sözde gazetede tam sayfa fotoğrafını gördüm, üstelik birinci sayfada.

Özürlülerle ilgili yaptığı yardımları anlatıyordu müdür ve gazete abartmaktan bir hal olmuştu.

Bizim mahallede bu işler çok iyi bilinir ve “cukkalı işler” denir bu durumlarda.

Biz anlatmaya çalışmaktan helan düştük de anlamak istemeyenler hala diretiyorlar.

Dört bir yandan kuşatılmış bir ortamda  gazetecilerin olmadığı medya düzeni kurmaya çalışıyorlar.

Bir yanda hükümete ve yardım heyetine göbekten bağlanmışların yürüttüğü operasyonlar, diğer yanda sanal bet numaraları ile kara parayı cukkalayanların gazete patronluğu.

Bizim mahallenin düşkünleri de gönüllü tetikçiler.

Havadis ve benzerlerini susturmak için her türlü numarayı denediler.

Şimdilerde aklı sıra kimi cumhurbaşkanı seçeceğimizi bu topluma dikte edecekler ve amaçlarına ulaşacaklar.

Çok enteresan kış günlerinden geçeceğiz, sonrası bahar.

Diri, iri ve bir olacağız.

Şimdilerde akıl fukarası İslamcı tarikat düşkünlerinin yaptığı amatörce operasyonların kallavisini asker-hükümet-derin devlet üçgeninde gördü bu Kıbrıs Türkü de tınmadı.

Ne badireler atlattı da boyun eğmedi.

Cümle kısa, mesele basittir:

Cumhurbaşkanımızı biz seçeceğiz de size yem etmeyeceğiz.

Üstüne üstlük işbirlikçilerinizi de perişan edeceğiz.

Alacakları oy o kadar düşük olacak ki bir daha ahkam kesemeyecekler.

***

Dönelim konunun başına.

Mesela Tufan Erhürman okudu mu Ombudsmanın raporunu?

Hani meslektaşıdır Ombudsman ve Tufan Erhürman hukuki metinlere pek bir değer verir.

Kısa da olsa bir mütalaasını işitirsek pek bahtiyar oluruz.

Mesela “adalet abidesi” pozlarından bitap düşen Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay okudu mu?

Hüseyin Özgürgün’ü mahvetmek için hiçbir masraftan kaçınmıyor da Vakıfları mahvedenler için ne yapacak?

Başbakanımız “ince” işlerin peşinde ve derinden gidiyor.

“Bana herşey çok güzel olacak” söyleyin diyor da başka bir şey demiyor.

Önüne konan kurdeleden ve patlayan flaşlardan mutlu oluyor.

Oluyor da memleket kaybediyor.

Kimsenin sesi çıkmayacak mı?

***

Geçmişte siyasette “sin da gülle geçsin” diye bir deyim vardı.

Yani duruma göre davran, ilkeymiş, hukukmuş, onurlu davranışmış boşver.

Bu satırların yazarı böylesi omurgasız siyasetçilere çok tanıklık etti.

Sırf bu yüzden de “genç ve yeni siyasetçilere bu ülkenin ihtiyacı vardır” diye çok yazılar döşedi.

Gelen gideni aratıyor galiba.

Mesele yaşta değil baştaymış.

Gençte değil ilkeli ve kararlı olandaymış.

Bunu yazmak istemezdim eğer bize dayatılan kötü örnekler olmasa…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı