Suyun yönetimi, imzalanan mali ekonomik protokol, hepsi bugünlerde rafa kalktı. Şimdi en önemli gündem maddesi, Türkiye ile imzalanan Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi ile ilgili tartışmalar. Öncelikle belirtmeliyim ki, bu ofisle ilgili ciddi kaygılarım var. Bu olay öyle anlatıldığı gibi masumane, sadece gençliğin spor yapabilme sportif yatırımlara katkı amacı taşıyan bir konu değil. En azından, net değil. Belirsizliği çok…
Aslında burada sizlerle paylaşmak istediğim başka birşey. Şu anda bu ofise, hükümet ortakları dışındaki partiler, birçok sendika ve sivil toplum örgütü karşı. Hatta hafta sonu birçok örgüt protesto için sokaklara çıktı. Bu eylemlerin daha da devam edeceği anlaşılıyor. Örneğin, bugünkü Meclis birleşimi sırasında da bazı gurupların, Meclis önünde bir eylem yapması bekleniyor… CTP de bir eylem çadırı kurmuş durumda.
Şimdi size 20 Haziran 2014 tarihli Bakanlar Kurulunda alınan ve Meclis Başkanlığına bilgi için yazılan bir kararı aktarmak istiyorum.
“KKTC hükümeti adına Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizim, Kültür ve Spor Bakanı Sn. Serdar Denktaş ile T.C. Hükümeti adına Gençlik ve Spor Bakanı Sn. Akif Çağatay Kılıç tarafından 12 Mart 2014 tarihinde Lefkoşa ve Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurtdışı Koordinasyon Ofisi’nin Kurulması ve Faaliyetlerine İlişkin Anlaşma” Bakanlar Kurulu’nun 18.6.2014 tarih ve Y(K-1) 1173-2014 sayılı kararı ile onaylanıp, 19 Haziran 2014 tarihli, 140 sayılı Resmi Gazete’nin EK 1V Bölüm 1’inde yayınlanmış olup, sözkonusu Protokolün bir nüshası Anayasa’nın 90 Maddesi gereğince ekte sunulmaktadır.
Bilgilerinizi ve gereğini saygılarımla istirham ederim.”
Özkan YORGANCIOĞLU
Başbakan
Dönem CTP-DP koalisyon hükümeti dönemi. Bugün, karşı çıktıkları Koordinasyon Ofisi anlaşmasını aslında bundan tam 2 yıl önce Bakanlar Kurulu’nda kabul edip, bilgi için Meclis’e göndermişlerdi.
Bu karar, 3 Temmuz 2014 Perşembe günkü Meclis birleşiminde okunmuştu.
TDP milletvekili Zeki Çeler söz alarak, ülkedeki sportif ve kültürel aktivitelerin imzalanan bu protokolle Türkiye’ye devredileceğini, ülkenin tehlikeli bir organizasyona sürüklendiğini savunarak, “Ülkemizin gençlerini kimlere emanet ediyoruz?” diye sormuştu. Çeler ddevamla, “Bu protokol halktan, yüce Meclis’ten saklandı. Biz de bypass ediliyoruz. Bunu yapan da Bakanlar Kurulu’dur. Bunun önüne geçilmesi konusunda gereğinin yapılacağına inanıyorum” şeklinde konuşmuştu.
Şimdi aynı anlaşma yine gündemde ve o gün bu anlaşmayı imzalayan CTP’li Başbakan ve Bakanlar bu ofise karşı tepki gösteriyorlar. Peki ama, 2014’de Türkiye ile yapılan bu anlaşmaya onay veren CTP’li hükümet, bu tehlikeleri hiç mi görememişti. Keşke itirazlarını o günden dile getirselerdi ve Bakanlar Kurulu’nda böyle bir karara onay vermeselerdi. Bugün ne değişti ki, dün “evet” dediklerine, bugün “hayır” diyorlar…
Bunları CTP’yi kötülemek veya başka bir amaçla da yazmış değilim.
Tek gayem, ülkedeki siyasetin nasıl çalıştığını, ideolojilerin mevki ve makam uğruna nasıl terkedilebildiğini göstermektir. Sadece CTP değil, ne yazık ki bütün partilerimizin bu tür “kayganlıklarına” yakın tarihimizde şahit olmuşuzdur.
Belki de bugünkü Meclis birleşiminde Koordinasyon Ofisi’ne en büyük tepkiyi, dün o anlaşmaya imza koyan arkadaşlar gösterecekler, hatta Meclis önündeki eyleme de katılıp destek bile verecekler…
Keşke bugünkü duruşlarını 2014’de hükümetin büyük ortağı olarak da gösterebilselerdi.
O zaman, bugün ortaya koydukları her tepkide, çok daha haklı olacaklardı…
YERİN KULAĞI VAR
EVLERE ŞENLİK ATAMALAR DEVAM EDİYOR: Bu hükümet korkarım, “devletin çivisini sökenler” olarak akılda kalacak. Trafiğe edebiyat öğretmeni, Tarım Bakanlığı Bakanlık Müdürlüğü’ne posta memurundan sonra, şimdi de Sosyal Konut Dairesi Müdürlüğüne bir ormancı, Orman Dairesi Müdürlüğüne de öğretmen atanmış. Duyduğumuza göre UBP’li, ya da DP’li olmak yetmiyormuş artık. Hali hazırda partilerin içindeki muhaliflerin yakını olmak da sorunmuş. Şimdilerde, parti yönetimlerine yakın olma şartı varmış…
ONLAR DA BİLMİYOR: Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Çavuşoğlu başka, Başbakan başka söylüyor. Hatırlayacaksınız Çavuşoğlu “vana” bozulmasaydı, bazı belediyelere çoktan suyu vermiş olacaklarını açıklamıştı. Başbakan Özgürgün’ün umudu ise, suyun belediyelere en iyi niyetle 1 Ağustos tarihinde verilebileceği yönünde. Her iki açıklama da aslında, su konusunda bizimkilerin hala ne yaptıklarını bilmediklerinin en somut göstergesidir…
HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKAMIYORUZ: İş konuşmaya, sosyal medya kahramanlığına geldi mi elimize su döken yok ama, karşı olduğumuz birşey için iş fiiliyata geldi mi, orada yokuz. Koordinasyon ofisini protesto etmek isteyen CTP gençlik ve “reddediyoruz platformu”nun hafta sonu yaptığı eyleme katılanların sayısı ancak da iki elin parmaları kadar oldu. Biz böyle “nemelazımcı” olduğumuz sürece daha böyle çok ağlayacağız…
SENDİKA VAR, ÖRGÜTLENME YOK: Kamu-Sen’de, başkanın istifasından sonra, bir çözülmenin işaretleri geliyor. Neden? Çünkü, tabandan tavana gerçek anlamda örgütlenme yokmuş. Kusura bakmasınlar ama, bir çok sendikanın durumu bu. Yıllar yılı koltuklarına sıkı sıkıya bağlı sendika başkanları, mikrofonu kullanarak varlık göstermekteler. Eyleme, örgütlenmeye gelince, hiç bir başarı hikayesi yok, kurumsallaşma yok… Kamu-Sen’in başına gelenler diğerlerinin de başına gelse, ortada sendika kalmayacak…
9 SENEDE DAHA ÇED RAPORU: Ben bu CMC’yi yazmaktan bıktım. Şirket yetkilileri dün Havadis’te sevgili Duygu Alan’a, ÇED raporu beklediklerini söylemişler ve bürokrasiyi suçlamışlar. Kardeşim 2007’den, 2016’ya 9 yıl, bir ÇED raporu nasıl çıkmaz? Arada en az 5 hükümet var. Sen hazırlığını yaptın da, hükümetler mi ‘hayır’ dedi. Tabii, işin peşine düşmeyen hükümetlere ne demeli, o ayrı sorun. Gelmiş geçmiş sorumlululardan bir cesur adam çıksa ve bu 9 senede neler olduğunu bize bir anlatsa keşke…
ZEYBEKÇİ İYİ NİYETLİ DE: Türkiye’nin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, “Kıbrıs Türkiye’nin sebze deposu haline gelebilir” demiş. İyimser bir yaklaşım. Ama ilk akla gelen Mersin kapısındaki sorunlar. Sonra gıda denetimindeki yetersizlik, sonra maliyetler. Sadece suyun gelmesi, bu hedef için yeterli değil. En azından Türkiye’deki fiyatların altında üretimi nasıl yapacağız ki? Acaba bizimkiler, Ticaret ve Sanayi Odaları’nın, çiftçilerin dertlerinden, aradaki sorunlardan da Sayın Bakan’a bahsetmişler midir? En azından adam gibi bir dosya sunulmuş mudur..?
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”Justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER
Mete Tümerkan: “Çökmüş kamu yönetimini daha da çökertmek adına ne gerekiyorsa sanki kasıtlı bir şekilde o yapılıyor. Kimsenin kamu yararını, toplumun geleceğini filan gözettiği yok. Ne gelen iktidarın ne de gidenlerin. Aslında bir birilerinden bir farkları yok. Kullandıkları renkler ve söylemler dışında! Yaptıkları hep aynı… Sonuç zaten ortada…”[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”Justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER
Eğitim Bakanlığı: Bakanlık, 6. ve 7. sınıflarda bütünleme sınavını da, sınıfta kalmayı da aniden kaldırdı. Birden fazla eğitim uzmanıyla konuştum, Bakanlığın “Teknik Kurul’da aldık” dediği karara hepsi de karşı çıktılar. Eğitim, başarı odaklıdır, başarısız öğrenci de, eğitilmemiş demektir. Öğretimin görevi öğrencinin belirlenen bilgileri edinmesini sağlamak, istenen yönde birey yetiştirmekse, bu yaptıkları tümüyle eğitimin amacını reddetmek oluyor. Nedenini hala net olarak anlamış değiliz. Tüm dünyada yüzyıllardır uygulanan eğitimin temel unsurlarından biri, hop diye kalkabiliyor. Hem de bir tıp doktoru eğitim bakanının döneminde. Zaten yerlerde sürünen, “eğitimde başarı oranı”nı bir o kadar daha aşağı çekmek mi, yoksa yine işin içinde birilerinin çocukları mı var? Neden sadece iki sınıfa? Anayasa’nın fırsat eşitliği nerede kaldı..?[/quote]
































