En doğru tespiti Sanayi Odası dile getirdi, “Sorunlara bütünlüklü çözüm üretilmeli”…
Cesaretle ve akıl yoluyla.
Son eylemlere ne hükümetin imkanları açısından bakmak doğru, ne de emek, hak, hukuk açısından.
Ortada doğru dürüst, akılcı, hakça bir sistem yoksa, doğal olarak mağdurlar da olacaktır.
Bizde ekonomi sürdürülebilir bir sisteme, bir planlamaya ya da politikaya bağlı değil ki…
Bu ülkede ihtiyaçtan fazla süt üretiliyor.
Baksanıza çiğ inek sütü üretimi ekonomik büyümenin 3-4 katı oranında artmış. Ve Güney Kıbrıs’taki üretim seviyesine ulaşmış.
Son on yılda artış, 87 bin tondan, 124 bin tona…
Devlet, bu sütün yüzde 40’ını alıyor. Aldıktan sonra da, zaten yüzde 60’ını alan özel sektöre zorla satmaya çalışıyor.
Bu işin bir boyutu.
Diğer bir boyutu, bu üretim için verilen teşvikler.
Mesela çiğ süt ihracı için verilen teşvik, yüzde 20… Diğer kalemlerde de destekler, sübvansiyonlar mevcut.
Öyle olunca da, ne kadar çok üretirsem, o kadar çok teşvik alırım düşüncesi gelişiyor ve bugünkü tıkanmayı yaratıyor.
Bizim ülkemizde, sözde liberal ekonomi yürürlüktedir ama devlet hala bizzat ekonominin içinde tek belirleyici durumundadır.
Bunu fiyat belirlerken de yapıyor, destekleri, teşvikleri verirken de.
Seçim mi var, süt parası, arpa parası yüksek tutuluyor, teşvikler, sübvanseler tıkır tıkır ödeniyor; ya sonra…
Tam bir manipülasyon.
Üreticinin eylem yapmadığı bir dönem hatırlıyor musunuz.
Ekonomik dengelerin hilafına gelişen sektörler, sonuçta ellerini yine devlete açıyor.
Bu durum asla sürdürülebilir değil.
Arz-talep temelindeki ekonomik akla da ters.
Talep olmayan yerde, devlet eliyle arzı arttırıyorsunuz, bedelini de tüm vergi mükellefleri ödüyor.
Şu anda KKTC devletinin 12 milyar TL borcu var. Bunun 4,5 milyarı iç borç. Ben bu borçların ne kadarının bu teşviklerden kaynaklandığını gerçekten merak ediyorum.
Şimdi bu ödemeleri yapacaklar, peki nasıl, yeniden borçlanarak.
“Hükümet çözüm arayışında” deniyor. Sanırsınız ki, bir sistem arayışı var. Değil. Konu sadece ödeme, yani günü kurtarma… Ama öte yandan devleti her gün biraz daha batağa sokma.
Bir bakışta halihazırda devam eden düzene “saçmalık” diyebilirsiniz. Ancak sadece saçmalık değil, ihanet…
Bugüne kadar bütünlüklü ekonomik sistemi bilerek ve isteyerek kurmayanların, devlete de vatandaşa da ihaneti bu.
Devlet sadece sütten değil, narenciyeden de, arpadan da, patatesten de, kısaca üretimden elini çekmeli.
Devletin Süt Kurumu, Toprak Ürünleri Kurumu kapatılmalı.
Sektörler kendi dengelerini kurmalı.
Tarım Bakanlığı da sadece bir koordinasyon, denetim organı olarak işlevini sürdürmeli.
Çözüm, sistemi ortadan kaldırmak, yerine yenisini koyabilmek…
YERİN KULAĞI VAR
İKTİDAR OLMAK İÇİN: Öğretmen para, öğrenci parasız eğitim istiyor. Üretici ürün parasını, vatandaş ucuzluk istiyor. Memur maaşına, işçi asgarine ücretine zam istiyor. Kısacası herkes bir şeyler istiyor. Dikkat edin, isteklerin tümünün temeli maddi konular. Bunları düşününce, bu ülkede ille de iktidar olmak için uğraşanları anlamakta zorlanıyorum…
ARTIK CAN SIKTI:
Eğer demokratik olduğunu iddia eden bir ülkede yaşıyorsan bu yapılanları haklı bulabilirsin. İnanların canı yanmış, paralarını alamamışlar, ona da diyecek bir şeyim yok. Ama eğer üç gündür benim özgürlüklerimi sınırlıyorsan, trafiği bilerek ve isteyerek kilitliyorsan işte orada adama dur derler. Çocuklar okula, hastalar hastaneye gidemiyor, insanlar sokağa çıkmaktan korkar oldu. Bu yaptığınız hak aramayı çoktan geçti…
DEVLET NEREDE:
Devletin görevleri arasında kamu düzenini sağlamak da yok mu? Adamlar 3 gündür başkent sokaklarını esir almış, polisi de, devleti de sadece seyrediyor. Daha önceki eylemlerde “aslan” kesilen o polisler nerede, gözlerinin önünde devlet malına zarar verenleri görmezden gelmek mi görevleri..?
DENGELERİ DEĞİŞTİRİR:
Ülkede Cumhurbaşkanlığı için aday bolluğu yaşanırken, zorlama sorularla İrsen Küçük ismi öne atılmaya çalışılıyor. Yıllardır siyasete hizmet vermiş birisi olarak, bu Sayın Küçük’ün en doğal hakkıdır. Aday olması halinde kazanma şansı yok denecek kadar az. Bu seçimleri 2013’ün rövanşı diye niteler ve seçime girerse, adaylığının özellikle sağdaki dengeleri etkileyeceği kesin…
SİZ NİYE ATMADIYDINIZ:
UBP Milletvekili Faiz Sucuoğlu diyor ki: “Teknecik için elini cebine atan yok”… Kastı filtre meselesi. Özür dileriz sayın vekil, sizin partinin hükümetleri atmıştı değil mi? Onun için mi 1994’ten beri takılamadı o filtre… Dünü bir çırpıda unutarak, sanki yokmuş gibi farz ederek politika yapmak nasıl oluyor benim aklım almıyor. Allah’tan vatandaş unutmuyor…
YETERİ KADAR SORUN YOK SANKİ:
Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Derneği, CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın, geçtiğimiz haftalarda Cumhuriyet Meclisi kürsüsünde yapmış olduğu konuşma nedeniyle bugün eylem yapacaklarını ve Derya’nın açıklamalarından dolayı özür dilemesini isteyeceklerini açıkladılar. Ama Cumhurbaşkanlığı seçimleri havasına giren ülkede bu örgütlerin belli bir hedef göstererek eylem yapmaları oldukça manidar değil mi sizce..? Sanki başka derdimiz kalmamış gibi…
ZİRVEDEKİLER
Güven: Ne yazık ki ülkede güven erozyonu yaşanıyor. Buna neden olan da, gelmiş geçmiş tüm siyasilerimiz. Vatandaş artık siyasilerin verdiği sözlere güvenmiyor. Buna da, yıllardır verilen boş sözler neden oldu. Kimse kusura bakmasın ama yıllardır ne ektiyseniz, bugün onu biçiyorsunuz…
DİPTEKİLER
Ekonomi Bakanlığı: Ortalık üç gündür kaynıyor, ekonomiden sorumlu bakanlıktan tek ses yok. Çare günü kurtarmak değil… 8’inde, 9’unda ödediniz, sonra ne olacak? Mevcut sistemin sakatlığını, biraz ekonomiden anlayan herkes dile getiriyor ama ekonomiyi yeniden yapılandırmanın lafı bile edilmiyor. Nereye kadar..?
































