Ben mi öyle zannediyorum bilemiyorum. Fakat KKTC’nin ilanının 31. yıl kutlamaları son yılların kutlamalarından daha coşkuluydu. Tabi “büyük görevleriymiş” gibi ellerindeki fırçaları kara boyalara batırıp “KKTC’yi karayanlar” yine vardı! Çoğu espri fukarası bazı insanlar KKTC ile dalga geçerlerken yine sahneyi viran eyledilerdi! Hafiften göndermelerle kutlamaları tiye alanlar her zamanki gibi eksik değildi! Buna karşın KKTC, 31 yıl önce Rahmetlik Denktaş tarafından verilen startla çıktığı yolculuğuna, (eğer çözüm olmazsa) bir yıl daha devam onayı aldı. Hem de her zamanki gibi kutlamalarla…
NE DİYORDUK? Eğer KKTC’ye “İnanmazsanız,” Kanuni döneminin İmparatorluğunu serseler ayaklarınızın altına “tu kaka” demeye devam edersiniz! Kendini “devlet olmaya” layık görmeyen insanlara KKTC ne ifade eder ki? Hiçbir şey! Buna karşılık yadsınamaz gerçektir: Bugün Anstasiadis’li Rum liderliği kim ne derse desin bu kara boyalara batırılıp çıkartılan, “tu kaka” denilen KKTC liderliği ile çözüm görüşmeleri yapmak zorunda kalıyor! KKTC’yi “bizimkilere “ inat daha ne kadar tanısın ki?
Diyelim ve bir başka (tatsız) olaya bakalım:
İÇİMİZDEKİ TÜRKİYE’NİN BARIŞ VE ÇÖZÜM ÇAĞRILARI. Tabi 31. Yıl kutlamaları nedeniyle törenlere katılan TC Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın KKTC payitahtından bir adım ötedeki Rum liderliğine seslenerek “çözüm istiyoruz” demesi ve çözüme ihtiyaç olduğunu bir kez daha yinelemesi belki bugüne kadar olagelen rutin ve klasik “nutuklar” hamaseti olarak değerlendirilir ama bu gerçek de yadsınamaz: Anastasiadis ve Yunanistan ne söylerlerse söylesinler, masadan ne kadar kaçarlarsa kaçsınlar müzakerelere dönmek zorundadırlar. Zaten son günlerde AB’den ve Amerikan işitilen sesler de bu kaçınılmazlığı çakmaktadır. Fakat ortada bir de “tatsız” dediğimiz gelişme vardır. Anlatalım.
GAZ KONUSU NEDEN SİYASİ ÇÖZÜMÜN ÖNÜNE GEÇTİ? Süreçte hoşumuza gitmeyen bu olaydır işte! Nitekim 31. Yıl kutlamalarında da enerji konusu yine protokolün başına oturtuldu! Ve “çözüme ihtiyaç var” diyen Bülent Arınç “bu süreçte her zaman bir adım önde olacaklarının” mesajını verirken, “Doğu Akdeniz’deki sismik araştırma gemisi Barbaros’un çalışmalarının Tüm Kıbrıs’a yönelik olduğunu” söyledi! Eee! Rum tarafı da zaten farklı bir şey söylemiyor ki? Sadece Güney kendi MEB’sinin TC tarafından bloke edilmeye çalışıldığını bir, Kuzey’in, denizden çıkacak gazdan yararlanması için çözüm olması gerektiğini söylemektedir iki… Yani olaya neresinden baksanız masaya dönmelerinden başka çareleri olmayan taraflar, o masadaki müzakereleri Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarının “aidiyeti” uğruna harcadılar! Oysa çok iyi biliyoruz: Anastasiadis masadan Türkiye’nin Münhasır Bölgesi’nde savaş gemisi eşliğinde sismik araştırma yaptığı gerekçesiyle kaçtı! Ve yine biliyoruz ki bu bahaneydi! Çünkü masada gitgide sıkışıyor, sıkıştıkça da müzakereler tıkanıyordu! Barbaros’un sismik araştırma girişimi Anastasiadis’e fırsat ortamı yarattı! Ve bir anda hidrokarbon arayışlarını Kıbrıs sorununun önüne geçirip müzakereleri berhava etti! Üstelik AB ve ABD’nin dikkatini gaza odaklamak için de Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getirecek bir dalaşma olasılığı yarattı!
TABİ Kİ ŞUNU SÖYLEMİYORUZ: “Türkiye yanlış yapmıştır demiyoruz.” Aksine nasıl Rum tarafı İsrail Mısır ile anlaşarak Amerikan Nobıl şirketine araştırma yaptırtmışsa, Rusya’dan platform almışsa, Türkiye’nin de KKTC ile anlaşıp o denizlerde sismik araştırma yapması hakkıydı…
Buraya kadar tamam! Fakat Gaz sorununu müzakerelerin önüne çekip ve tabi Anastasiadis’in oyununa gelip süreci tıkayacak gündem değişiklikleri yapmak çok doğru bir politika olmadı… Sonuçta bu sorunu Ankara ile Atina’nın çözmesi gerekir ki Kuzey Güney Lefkoşa’nın Türk ve Rum liderleri yeniden masaya dönsünler…
**********
Yönetim erki haline gelen STÖ’leri! (Devlet ayvayı yedi!)
Hükümet fasit bir daire içinde dönüp duruyor. Bana sorarsanız çoktan Medya’nın yerini kaparak 4. Güç olma görevini yüklenmiş “Sendikalarla, Birlik ve Derneklerin” yönetip yönlendirdiği bir kıvama gelmiş!
Kimin devletten bir istediği varsa ya bağlı olduğu sendikayı devreye sokuyor veya “Birlik”lerini! Artık biliyoruz ki devletten kimin bir talebi varsa önce greve, eyleme gidiyor; sonra ya istediğini alıyor ya sözünü!
Tabi bunu sendikacılığa karşı olduğumuz için yazmıyoruz. Aksine “doğru sendikacılığa” inananlardanız da zırt pırt grev ve eylemlere gidilirken bir yandan toplumun tel gibi gerildiğinden söz ediyoruz. Ve iddia ediyoruz: Hayvancısından çiftçisine, öğretmeninden doktoruna kamu görevlisinden işçisine, esnaf zanaatkârından iş insanlarına kadar mesleki zümrelerin yıl 365 gün eylem, grev ve uyarı yürüyüşleriyle geçen zamanlarının yansımaları, günlük hayatlara “bunalım” olarak kazınıyor!
Öte yandan “devlet otorite ve inisiyatifi” de STÖ’lerinin eline geçiyor! Artık kantarın topuzu o kadar kaçtı ki “sendikalarla Birlikler” harekete geçmeden, hükümet hiçbir soruna fiskelik nokta oturtmuyor! Tabii sendikalar da güçlerinin farkına varmışlar, dayatıyorlar!
İSPAT ET! Hadi üç beşini yazalım. Eğer Hayvancı çiftçi eylem yapıp bağırıp çağırmazsa devletten alacaklarını, teşvik primlerini ve ötesi parasal haklarını alabilir mi? Görüldü mü böyle bonkörlük?
Eğer her ders yılı başlarken sendikalar yollara düşüp eylem yapmaz, greve gitmezse hükümet öğretmen eksikliklerini tamamlar mı?
Eğer her dönemde narenciyeci bağırıp çağırmazsa, sorunlarına bir devlet politikası disiplininde çözüm bulur mu?
Eğer sendikalar harekete geçmemiş olsalardı KTHY’ları ile ETİ’den intikal eden çalışanlar haklarını nasıl alacaklardı ki?
Eğer gitgide artan uyuşturucu belasına STÖ’lerinden büyük tepkiler gelmemiş olsaydı hükümet sorunların üzerine gidecek tedbirleri yine alır mıydı?
Eğer STÖ’lerinin büyük kampanyası olmasaydı hükümet çevre kirliliği ile mücadeleyi ciddiye alır mıydı?
Eğer sendikalar olmasaydı asgari ücret insanca yaşam kıstaslarında değişikliğe uğrar mıydı?
KISACA: Sendikaların, Birlik ve Derneklerin, STÖ’nin işlevlerini yabana atmıyoruz. Fakat hükümetin kendi dinamiklerini ve devlet organlarını harekete geçirmek yerine STÖ’nin dürtü ve eylemleri ile hareket etme alışkanlığının tiryakisi olması, memlekette çok tuhaf bir yönetim modası yarattı ki dünyada eşi benzeri yok! Kısaca devlet dediğiniz yönetim erkini yitirmiş, inisiyatifi STÖ’nin tepkilerine havale etmiş dolayısıyla ayvayı yemiştir!
**********
Kısaca takıldığım: (S.Denktaş nereye koşuyor?)
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üç sıçrar… Hadi benden bir de bedava olsun dört sıçrar, sonra ele geçer! Serdar Denktaş “çok sıçradı çok hopladı!” Politikada bu kadar atraksiyon yaparsanız kazaya uğramanız kaçınılmazdır! Nitekim gün geldi adamın “ben yaparım olur” dediğini aşan tutumu karşısında, “sen de kimsin” denilerek “başlar” havaya kalktı!
BAŞINDAN OLMALIYDI: (Toparlayalım.) Kaşif ve Grubu İrsen Küçük yüzünden UBP’den koptulardı. Ancak DP’ye katılırlarken “çoğunlukları” nedeniyle esas “yürütme” olacakken koltuk değneği oldulardı!
Aslında İrsen Küçük gittikten sonra UG’nin yuvaya dönmesi gerekirdi çünkü sorunları UBP ile değil, Küçük ileydi!
UG kaptığı Bakanlıkların yüzü suyu hürmetine Serdar Denktaş’ın kaprislerini çekerken, bir yandan da hükümetteki CTP’nin yıpranmasını gözledi! (Çünkü Yorgancıoğlu hükümeti erken seçime gitse de UG’nin hem DP hem de UBP saflarından istediğince oyununu oynaması şansı vardı yani asla ortalarda kalmazdı!)
S.Denktaş’ın sorgusuz sualsiz bazı Bakanlarını görevden alması, öncesinde Arabacıoğlu’nun istifası blöf değildi! Belli ki kendi aralarında kendilerinin bildiği sorunlardan kaynaklıydı! Eğer çok sesli gürültülü tepkiler söz konusu olduysa “her iki tarafın da çok şeyler bilmesinden oldu!” S. Denktaş’ın Kaşif’i işaretleyerek “istifalar makam kavgası sonucudur” demesi de tutarsızdır. “Ya nereden kaynaklanacaktı” gerçeğinden dolayı! Kaldı S. Derdar Denktaş UG’yi “Baş’ından vurdu ve fena kanattı!
ŞİMDİ SORALIM. S.Denktaş bu görevden almalar ve yeni atamalarla kendini mi, partisini mi, yoksa hükümeti mi kurtarmak istedi? Tabi “KKTC’yi kurtarmak istedi deyip de el alemin bizi maytaba almasına sebep olmayacağız!” Çünkü KKTC’nin çıkarları çoktan zurnanın zırt deliği oldu!
SONUÇ: S. Denktaş nereye koştuğunu “düştüğü” gün öğreneceğiz!
































