Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇOKTAN VAZGEÇERDİM

Yazılara ara vermeme arkadaşlar itiraz ediyor.

Her akşamüstü aynı konuşma geçiyor aramızda;
Bugün yine mi yazmayacaksın?
O anı atlatmak için mutlaka bir mazeretim vardır.
Ya günün yoğun iş yorgunluğu ya da devam edeceğim bir toplantıya hazırlık.
Kendimi iyi hissetmem de zaman zaman.
İyi olmayışımın nedeni kendimle ilgili değildir.
Çok şükür sağlık kısmını kadim dostum Dr. Okan Dağlı'ya havale ettim.
Doktoruna inanan ve güvenen iyi bir hasta olarak tıbbın mucizelerinden yararlanıyorum 🙂
Birçokları atlarla ilgimi merak edip soruyor.
Babadan kalma bir hobi.
Ama iyi ki varlar, hem atlar hem de atçı arkadaşlar.
Politikacıya bulaşmadığımızda bu ülkenin en bahtiyar insanlarıyız.
Memleketteki dört ayaklı hayvanları inek ve koyundan ibaret zanneden bir tarım bakanı ve bazı yöneticileri ile cebelleş ettik bir süre.
Çok şükür onlardan kurtulduk.
Şimdi “makam düşkünü” istifacılardan vakit bulursa Serdar Denktaş ile atçılık için iyi işler yapacağız.
Yanlış anlaşılmasın “nerede bu devlet, niye bize yardım etmiyor” türünden değil bizimkisi.
Türkiye Jokey Kulübü'nün Kıbrıs kökenli başkanıyla kimseye yük olmadan götüreceğiz bu işi.
Tek isteğimiz devlet politikası olması.
Türkiye dahil tüm Avrupa'da devletin kontrolünde yapılıyor atçılık.
Jokey Kulüpleri sadece icracıdır.
Avrupa'da büyüklük açısından beşinci sırada bulunan Türkiye Jokey Kulübü'nün yıllık bütçesi 2 milyar dolardır.
Ve bunun bir milyarı Türkiye maliyesine akmaktadır.
Yani entegre bir planla inşaa edilecek bir hipodromla bu ülkenin maliyesi kazanır sadece. Bir de Kıbrıs Türk atçılığı.

***

Bu yazının konusu atçılığın sorunları değildi elbette.
Hani arkadaşlar soruyorlar ya “niye ara veriyorsun yazılarına” diye.
Neyi yazayım ki?
Artık inanmadığım, inanmayı bırakın her defasında kusma hissi yaşadığım politikayı mı yazayım?
Yoksa benim mesleğe başlamamın üzerinden 26 yıl geçmesine karşın bir türlü çözülmeyen aynı sorunlara mı parmak basayım?
Aynı konuları, aynı insanlarla ve aynı cümlelerle tartışmaktan gına geldi artık.
Hele aynı tiplerin makam ve çıkar uğruna o partiden diğer partiye zıplamalarına ne demeli?
Biz çocuklarımızın iyi bir eğitim alması, alın teriyle para kazanması be başlarını sokacakları mutlu bir yuvalarının olması için gecemizi gündüzümüze katarken, bazılarının çocukları milyonlarca lira değerindeki evlerde zevkü sefa sürüyorlar ve devleti nasıl milyonlarca sövüşleyeceklerinin hesabını yapıyorlar.
Üstelik de devletin makamları bunun için pazarlık konusu oluyor.

****

Neyse…
Serde gazetecilik var.
Ve bu ülkenin dertlerini dert edinen yurtseverlik bilinci.
Yoksa Shakespeare'nin dizelerindeki gibi çoktan vazgeçerdim eğer böylesi aşık olduğum bu ülke olmasaydı…