Suudi Arabistan’ı seller bastı.
11 kişi sel sularına kapılıp öldü. Kaybolanlar da var.
Haberi okuyunca aklıma “talihsiz bedevi çölde kutup ayısı ile karşılaşır” sözü geldi.
Ortalama sıcaklık her daim 40 derecenin üzerinde, gölgede elli derece sıradan bir vaka, ülkenin nerdeyse tümü çölle kaplı, yağmur yılda birkaç kez yağan bereket olarak sevince yol açıyor.
Ve 11 talihsiz sel sularına kapılıp ölüyor.
Gel de şimdi dünyanın iklim dengesinin bozulduğuna inanma.
Neyse ki Mekke’de sorun yokmuş.
Çok eski zamanlarda Mekke’yi de sel basmıştı.
Kabe sular altında kalmış ve tavaf kayıklarla yapılmıştı.
Mekke’den Medine’ye gidiyoruz.
Çift şerit yolda her kilometre başına dikilen uyarı levhalarını gördüğümüzde tırsıyoruz.
“Dikkat kum fırtınası” yazıyor levhalarda.
Mekke ile Medine arasında sık sık kum fırtınası çıkarmış. Yol bazen günlerce kapanırmış. Dört buçuk saatlik yolculuğumuzda kum fırtınasına yakalanmamak için dua ediyoruz.
Yolun ortalarına doğru trafik sıkışıklığı yaşıyoruz. Yol kenarına park etmiş çok sayıda araç, insanlar araçlarından inmişler kenardaki tellere uzanmışlar bir şeyler yapıyorlar.
Şoför “maymunlara muz atıyorlar” diyor.
Birbirimize bakıyoruz hayretle, şoförün dalga geçtiğini düşünüyoruz;
“Halid, çölde maymun mu var?”
“Evet maymun…”
“Emin misin?”
Halid, ters bakışlar fırlatarak veriyor cevabını sonra başıyla işaret ediyor.
Aaaa çölde yüzlerce maymun, yüzlerce insan maymunları besliyor ve kendi kendilerine eğleniyorlar.
Çölde kutup ayısı hikayesine her daim gülüyorduk da bu kez biz komik duruma düştük.
Meğersem Suudilerin evlerde maymun besleme alışkanlığı varmış. Sonra bu maymunlardan sıkılanlar getirip çöle atarlarmış. Böylece çölde yüzlerce maymunluk bir koloni oluşmuş.
Tabii biçare maymunlar çöl ortasında ne bulup yiyecekler, gelen geçenlerin maymunları besleme alışkanlığı oluşunca tropikal ormanların haylaz hayvanları çölü mesken tutmuşlar kendilerine.
Haydutluk da yapıp yol kesiyorlarmış zaman zaman, muz atmayan arabalara zarar veriyorlarmış.
Bu da insan eliyle doğanın dengesinin bozulmasına bir örnek.
Öyle ya insanoğlu sadece iklimi bozmuyor, garip keyifleri uğruna doğal ortamı da bozuyor.
***
Asena’yı öldürdüler.
Yok, yok, dansöz Asena değil kurt Asena’yı vurarak öldürdüler.
Türkiye’nin uydu vericisi takılıp izlenen ilk kurdu.
Bu yılın 3 Haziranında takılmış verici. Beş buçuk ayda 1934 kilometre yol yürümüş Asena. 230 kilometre kare içinde dolaşmış.
Hayatta kalmak için olağanüstü bir çaba sarf etmiş.
Türkiye’den Kafkas Üniversitesi, ABD’den UTAH ve İsviçre’den Zürih Üniversitelerinin ortak projesiymiş Asena’yı izlemek.
Doğu Anadolu kurtlarının soyu tehlike sınırına yaklaşmış. Bu yüzden besin zincirinde bozlumlalar meydana gelmiş. Kurtlar azalmış domuzlar ve kemirgen hayvanlar çoğalmış. Ormanlara ve ekili arazilere zarar veriyormuş domuzlar ve kemirgen hayvanlar.
Asena bu nedenle takibe alınmış.
İnsanlar tarafından bozulan doğal dengeyi yeniden kurmak için.
Asena’nın öldürülmesiyle sadece beş buçuk ay sürmüş bilim insanlarının bu uğraşı.
Peki, Asena niye öldürüldü?
Veya kurtlar niye öldürülür?
Bu sorunun cevabı yok.
“Kaçak avcılar öldürüyor” denilir sadece.
Oysa kurtların ne derisi para eder ne de eti.
Öyleyse bu vahşet niye?
Üstelik doğanın dengesini bozacak ve birçok canlıyı etkileyecek bir şekilde?
Bilim insanları henüz yanıt veremiyorlar bu soruya.
İnsanın öldürme ve çevresini yok etme dehşetini çözemiyorlar.
Bu yüzden yaşanası bir dünya olmaktan çıkıyor mavi gezegenimiz…
***
Hafta içinde Çevre Bakanı Hamit Bakırcı geldi ziyaretimize.
Telaşlıydı çünkü bakanlığa dönüp bir evrakı imzalaması gerekirdi.
Bu nedenle ülkenin en büyük sorununu yani yaşadığımız çevre felaketini detaylarıyla konuşamadık.
Kısa ziyaretinde konu taş ocaklarından açıldı.
“Kapatmak gerekir” gibisinden cümleler etti.
“Sizin sorumluluğunuzdaki Beşparmak’taki rezaleti kapatarak başlayın” dedim.
“Siz biz yok bu ülke hepimizindir” diye yanıt verdi.
Karşılığını veremedim, buradan yazayım.
Özür dilerim, Beşparmak’taki rezalet bizim değil sayın bakan, sizindir.
Yani devletin. O makamda oturduğunuz için “sizindir” dedim.
Koskoca bir dağ hellim gibi rendeleniyor her gün. Üstelik devletin kontrolünde.
18 tane taş ocağı güzelim Beşparmakları adeta ortadan kaldırmaya yeminli bir şekilde her gün çalışıyorlar.
Ve kimse bunlara dur diyemiyor.
Çevre Bakanı olan siz bile.
Çok yakındır adını da değiştireceğiz, Beşparmak Dağları demeyeceğiz çünkü ortada dağlar kalmayacak.
Ve bunun bir sorumlusu da siz olacaksınız eğer tedbir almazsanız…
































