Köşe Yazarları

“Çökmüş bir eğitim sistemi”

Başbakan Erhürman geçtiğimiz gün bir kabulde yaptığı konuşmada “çökmüş bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız” dedi. Konuşmanın devamında çöküntünün ne olduğu ile ilgili net bir açıklama yapılmadığı için, tam olarak neyi kastettiğini anlamış değiliz. Evet! Eğitimde işler yolunda gitmiyor. Zamanın birinde eğitim bakanlarımızdan biri de “eğitim bitti” demişti. O bakan da “bitti” dediğinde neyi kastettiğini anlamamıştık.

Başbakan’ın bahsettiği bu “çöküntü” işine nerden baktığınıza bağlı… Bir kısım insan “ülkemiz üniversite adası oldu, lokomotif sektör üniversitelerimizdir. Yakında 30’u bulacak üniversite sayımız. 100 bin olan öğrenci sayımız 150 bine çıkacak, ne çöküntüsü uçuyoruz “diyor.

Bir başka grup; “ Ne çöküntüsü, liseyi bitiren öğrencilerimizin %75’i üniversiteye gidiyor. Bir şekilde de mezun oluyorlar. Memleket hep okumuş çocuklarla doldu taştı” diyor.

Vatandaşın bir kısmı da “ÖSS sınavlarında artık çok gerilerdeyiz, eski başarılı dönemleri mumla arıyoruz” diyor.

Bu başarı-başarısızlık meselesi de görecelidir. Herkese göre başarı farklıdır.

***

Başbakanla ilk görüşmemde bu çöküntü meselesini soracağım. Ancak başbakan bu konuşmada çok önemli iki şey daha söylüyor. Birincisi “Bu eğitim sistemi bizim ihtiyaç duyduğumuz insanı üretmediği gibi ihtiyaç duymadığımız insanları üretiyor”. Bir diğeri de “Okullarda kökene bağlı yoğunlaşmalar olması ciddi bir sorun… Kıbrıs kökenli denilen öğrencilerin özel okullara, TC kökenli KKTC vatandaşlarının kamu okullarına gitmesi ve çok küçük yaşta ayrışmaları ilerisi için çok ciddi bir alarmdır”.

Bu iki konuda uzun süredir bu köşeden uyarıları yapıyorum. Belki başbakan söyleyince daha çok dikkate alınır.

Bizim eğitim sistemi geleneksel anlayışla yola devam ettiği için çağdaş dünyanın ihtiyaç duyduğu bireyleri yetiştiremiyor. Başbakan Erhürman’ın üstünde durduğu bu konu aklıma geçtiğimiz yılın sonlarında Türkiye’yi ziyaret eden OECD’nin PISA Sınavları Direktörü Andreas Schleicher’in söylediklerini getirdi. Türkiyeli yetkililer ile görüşürken ne demişti Schleicher? “Öğrettikleriniz artık gereksiz” demişti. Biz de tam da bu noktadayız aslında. Öğrettiklerimiz yeni neslin ilgisini çekmiyor. Onları geleceğe hazırlamıyor, teknolojide çok gerilerdeyiz, öğretim yöntemlerimiz de geleneksel anlayışlara hizmet ediyor. Tabii ki yarattığımız sınav odaklı sistem de bizi oraya zorluyor. Hal böyle olunca da başbakanın dediği gibi bizim eğitim sistemimiz ihtiyaç duyduğumuz bireyleri yetiştirmiyor.

Gelelim başbakanın üzerinde durduğu ikinci konuya… Okullar kökene göre yoğunlaşıyor. Bu tehlikeyi uzun süredir bu köşeden yazıyorum. Yalnız başbakanın eksik bıraktığı bir şey var. Devlet okullarında da daha çok Kıbrıslıları gittiği okullar var. Aileler çocuklarını bu okullara yazdırabilmek için ne badirelerden geçiyor, tahmin bile edemezsiniz. Özellikle Lefkoşa ve Mağusa’da bu konuda ciddi bir ayrışma var. Türkiyelilerin gittiği okullar ayrıdır, Kıbrıslıların gittiği okullar ayrıdır. Elbette bunun bir kısmı ikamet edilen yerle ilgilidir ama genel anlamda bu ayrışmayı görmek mümkündür. Başbakan’ın dediği gibi bu çok tehlikeli bir durumdur ve çatışmayı körükleyen bir anlayışa hizmet eder. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı bu konuda gerekli önlemi alıp bu ayrışmayı yaratanlara fırsat vermemelidir.

Tabii ki hükümetin de yapması gereken, okullardaki bu ayrışmayı ortadan kaldırmak için doğru dürüst bir nüfus politikası ve buna bağlı olarak eğitimin yeniden planlandırmaktır.

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı