3242 kilometre karelik bir coğrafyada, 3 yüz elli bin küsur nüfuslu KKTC’de “sanal” mıyız “gerçek” miyiz? “İşte bütün mesele!”
Nitekim devletiz ama devlet değiliz!
Vatan dediğimiz toprakların sahibiyiz ama hâlâ yamalama!
Türkiye ile ilişkilerimiz var ama öteki dünya ülkeleriyle devletler arası gibilerinden ilişkiler kuramayız!
AB’ye yakınız ama Güney Kıbrıs sayesinde!
Limanlarımız var Mersin’e tekmil vermeden rıhtımlarından bir gemi demir alamaz! (uçaklarımız vardı battılar!)
Turizmimiz var.. Ama kumarın yüzü suyu hürmetine… Falan..
DÜNYADA bize benzeyen bir ülke yada “devlet” daha yok! O kadar kendimize özgüyüz ki ayni adada “müzakere masasında çözüm aradığımız Rum tarafı ile en enten püften nedenlerle her an “kapışıp çatışacak kadar!”
Üstelik eğer böyle bir kapışma çatışma söz konusu olursa, bizim yerimize kapışıp çatışacak yine Türkiye! (Hoş “al birini vur ötekine,” Güney’in de farkı yok, onlar da Yunanistan’a emanet!)
“KIBRIS sorununun uzamasından bıktım!” “45 yıldır çözüm aranmasından usandım!”
“Tavşana kaç tazıya tut diyen BM’ler sekreteryasının tutumundan gına geldi, artık bizi Allah kurtarsın” demekteyim!
Rum’un riyakârlığından, AB’nin kalleşliğinden, Amerika’nın ağalık taslamasından midem bulanmakta!
Ve 45 yıldır veremediğimiz siyasi kararımızdan dolayı kendi kendimizi “Kuzey’in tutsağı” durumuna getirmemizden artık utanıyorum! Rum’un oyuncağı durumuna gelmekten de! Ki 45 yıldır Cumhurbaşkanlarımızı seçerken, ulaşacağımız istikrar ve refahımızı sağlayacak devletin başındaki en yüksek makam olarak değil; “Rum Cumhurbaşkanlarıyla görüşüp tartışıp Kıbrıs sorununa çözüm bulmaları için seçmekteyiz!”
Eee! Çok usanç verici bir süreç bu! Nitekim çok usandık çok! **********
DEVAM EDEN ÖZEL DERSLER SORUNU!
Küçük torunum aylığı okkayla ödenen paralı bir özel okuldadır ve bu yıl ortaokula geçecektir.
Keza büyük torunum da ayni okulda lisededir ve o da her ay okul parası ödemektedir..
NE var ki her iki torunum da okkayla para ödedikleri özel okullarından gayrı ayrıca dıştaki “özel dershanelere” de okkayla para ödeyerek “özel dersler” almaktadırlar!
(Çocukları öğrenci olan veliler bu “paralı okullarla” “özel dersler” olayını çok iyi bilirler çünkü bu babalar analar çocuklarına aldırdıkları özel dersler nedeniyle her gün “dershanelerden dershanelere” taşınırlar!
PEKİ neden öğrenciler ve tabi velileri bu korkunç para girdabının çarklarını “ödedikleri paralarıyla çalıştıran birer mekanik “alet” haline getirildiler?
ÖNCE soralım ama: Okullar öğretmen ve öğrencileriyle devletin denetiminde değiller mi? Hemen hepsi de ayrısız gayrısız Milli Eğitim bakanlığına bağlı “eğitim camiasını” oluşturmuyorlar mı?
HAYIR! Geçmişte özel derslerin uzun süre tartışmaları kavgaları olmasına karşın, “Maarif kolejleri giriş sınavlarına hazırlık” nedeniyle başlayan “özel dersler” yaygınlaşarak devlet okulları yanı sıra her biri birer paralı “dershane” haline geldi..
Ne var ki devletin okulundaki öğretmen de dershanedeki de özel okuldaki de “ayni makastan çıkmış modeller gibi ayni öğretmen!”
O zaman soralım: “Öğretmen her yerde öğretmen midir? Evet?.. Bilemediniz!
Devletin okullarında devletten aldığı maaş karşılığı ders veren öğretmenler ile mesai dışında veya emekli oluşlarında bu kez okkayla aldığı para karşılığında özel ders veren öğretmenler arasında büyük farklar vardır.
ŞÖYLE ki “devlet okullarında ders veren öğretmenler için öğrenci ille de devletin şu veya bu “kolejine” gitmek zorunda değildir zaten sınavlarına girse özel ders almadığı için geçemez, ortaokula liseye devam eder!
FAKAT devlet okulunda okurken devletin kolejlerine veya öteki özel okullara girmek isteyen öğrenci, ayrıca özel ders alarak hatta Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı sınav sorularından örnekleri hatmederek ve de sınava katılarak şansını denemektedir. Eğer talihi yaver gider de kontenjan içinde kalacak notu alırsa ayni devletin imtiyazlı sınıflı okullarından birine girme hakkı elde edecektir!
YANİ Milli eğitim bakanlığı da “parası olan aile çocuklarının daha kaliteli okullarda eğitim görmesinden yanadır ve bunu kendi devlet okullarıyla değil, kendi devlet okulları sayesinde mesleği icra eden özel ders öğretmenlerinin dershaneleriyle başarmaktadır!…
…HEY gidi fırsat eşitliği hey! Aynen poşet olayı gibi! Çevreyi kirleten pis insanların yüzünden temiz ve çevresini seven insanlar da poşete para vermek zorunda bırakılarak cezalandırılmaktadırlar!
Sadede gelecek olursak. İşte takıldığım:
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (ANAYASAMIZ NE DİYOR?)
Madde 1: Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir cumhuriyettir.
Madde 2: “Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütündür…”
(Yukarıda “devlet okullarımızla özel okullarımızı, devlet okullarımız içindeki imtiyazlı sınıflı oldukları için ancak sınavla girilebilen fakat bu sınavlar için özel dersler almak zorunluğunda paralı dershanelerden dershanelere koşturulması gerektiğini… Falan hatırlattım!
Bakın bakalım bu “eğitim düzeni” anayasamızın yukarıdaki maddelerinin neresine uygundur?
































