Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çıldırma Hali

Kıbrıs hakkında yazılı kaynaklardaki ilk bilgiler genellikle coğrafik bilgilerdir.

Bu bilgiler, Kıbrıs adasının hangi denizlerde yer aldığı, hangi dağlar tarafından çevrildiği ve enlem ile boylamları hakkındaki bilgilerdir genellikle.

Adaya gelen bazı gözlemci, araştırmacı ve yazarlar, o dönemin koşullarında adanın bir ucundan bir ucuna seyahat etme süresinin 4 günde, eninden seyahatin de 2 günlük bir zamanda gerçekleştiğini belirtilirler.

Motorlu araçlar devreye girdikten sonra hayatın akışı hızlanmıştı.

Telgrafın icadı ile haberleşmenin, iletişimin hızlandığı gibi.

İlk arabaların gücü ile Lefkoşa’dan Baf’a soluksuz gitmek herhalde 6 saati alırdı.

Arabaların motorları güçlendikçe hem hız artmış, hem seyahat saatleri kısalmıştı.

1950’li 60’lı yıllarda bir arabanın Lefkoşa-Baf yolculuğu 4 saatti.

Günümüzde birçok şey değişmiştir.

Baf’a gidilecek çevre yollarının gayet iyi olması akışı kolaylaştırmış, seyahat süresini de bayağı gerilere çekmiştir.

1 buçuk saatte Baf’a varan araçlar vardır…

Ada üzerinde yaşayanlar da evrim geçirmişlerdir!

Bundan bin yıl önce Kıbrıs’ta yaşayan insanların, ki yerli ahali genellikle Rumlardı, sosyal ve kültürel bakımdan şimdiki ahali ile uzaktan yakından ilgileri yoktur.

1200’lü yılarda adayı ziyaret eden bir gezgin şunları söyler:

“…Frenkler bu adanın sahipleridirler ve Rumlarla Ermeniler de hizmeti toprağa bağlı olan köle köylüler gibi onlara baş eğmişlerdir. Tüm alışkanlıklarında kaba ve giysilerinde pejmürde olup her şeylerini şehvet uğruna feda etmişlerdir…”

Toplumlar değişir.

Gelenekler, görenekler değişir,

Koşullar değişir,

Dünya yeniden kurulur ve o toplumlar da yerini bulur…

Harp sanatları (!) da değişir.

Balta, ok ve kılıçtan sonra barut icat edilince günümüzde savaş teknolojisi dijital, uzaktan kontrollü ve insansız bir hal aldı!

Değişmeyen tek şey insanoğlunun hırsı olsa gerek!

İnsanlığın başına ne gelmişse bu yüzden gelmiştir denebilir…

Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki,

Bu sefer, hayatın hızlı akışından yorgun düşenler alternatif yollara, yavaşlatılmış hayat biçimlerine başvurmak durumunda kalıyorlar.

Aslında, evinizi kentlerden uzaklara taşımanız da bu arayışın bir parçası değil mi?

Hiç kimse komşusunun kapısını çalmıyorsa,

Ya da hiç kimse kapısının çalınmasını istemiyorsa var bir nendi?

Çünkü bu yalnızlaşma ve çıldırma hali bireysel değil toplumsal, ve sadece bir topluma mahsus da değil…

Evet, çıldırma hali!

Herhangi birileri arasında çıkan bir tartışmada tarafların birbirine ilk saldırdığı şey “sen kimsin?” demek oluyorsa, var bir nedeni!

Sen kimsin? dendiğinde karşıdaki yok sayılıyor, kıymetsiz, beş para etmez biri olarak görülüyor.

Aynı şey diğer taraf için de geçerli…

Artık birbirlerinin kapısını çalmadıklarından,

Birbirlerini tanımadıklarındandır!

“Yabancı” sayılırlar!

Bu gidişat, bu hız gerçekten yavaşlatılmalı mı?