Köşe Yazarları

CENEVRE FELAKETİMİZ OLMASIN

Başaran Düzgün yazdı






Cenevre zirvesi bugün başlıyor.

Zirvenin ev sahibi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres dünyayı kasıp kavuran pandemiden sonra ilk kez yüz yüze bir zirve organize etmiş.



Bundan çıkarılacak anlam Genel Sekreterin Kıbrıs sorununa büyük önem verdiğidir.

Öyledir de.

Sadece Genel Sekreter değil Avrupa Birliği de büyük önem verir çünkü kendi toprakları içinde kanayan bir yaradır.

NATO, iki önemli üyesinin sürekli kavga içinde olmalarını istemediği için önem verir.

Amerika ve Rusya Doğu Akdeniz’de son dönemde enerji kaynaklarını da içeren güç dengeleri açısından önem verirler.

Ve böyle olduğu için de Kıbrıs sorununu çözmek için her daim görüşme masaları kurulur.

Eğer Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında bir uzlaşıya varılırsa bunun herkesin faydası olacağına inanılır.

Tarafların 1974’de olduğu gibi silah kullanarak birbirlerine üstünlük sağlayamayacakları  veya sağlamak istemedikleri için şimdilik görüşme dışında başka bir seçenek de yoktur.

İşte bu yüzdendir ki geçmişte uzlaşmazlıkla sonuçlansa bile her defasında yeninden bir zirve tertip edilir.

Tek seçeceğim bu olduğu için.

 

*

 

1974’den sonra ilk zirve 1977’de dönemin Rum Cumhurbaşkanı Makarios ile Türk Cumhurbaşkanı Denktaş arasında oldu.

Yönetim şeklinin federasyon olacağı iki bölgeli ve iki toplumlu bir ortak devlet kurulması üzerinde uzlaşıldı.

Bu uzlaşıda ortaya konulan tüm parametreler Türk tarafının resmi teziydi.

1974 askeri başarısının da verdiği güçle Türk tarafı tüm istediklerini Rum tarafına kabul ettirdi.

Böylece Kıbrıslı Türklerin adanın Kuzeyi’nde ayrı bir yönetime sahip şekilde yaşayacakları tescil edilmiş oldu.

Makarios 1978’de öldü.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu kez Makarios’un yerine gelen Kipriyanu ile Denktaş’ı 1979 yılında bir araya getirdi ve 1979 doruk anlaması imzalandı. 1977’deki anlaşma Rumlar tarafından teyit edilmiş oldu.

Annan planı da dahil ondan sonraki tüm görüşmeler bu temelde yürütüldü.

Türk tarafı BM Güvenlik Konseyince ayrılıkçılık olarak kabul edilen ve tanınması yasaklanan KKTC’yi ilan ettiğinde bile anayasasına federal çözüme geçiş olsun diye kurulduğu felsefesini ekledi.

Denktaş ve Papadopulos gibi militan milliyetçi görüşlere sahip taraflar federasyondan kurtulmak içn çok çaba sarf ettiler ama başaramadılar.

Peki bugün başlayacak Cenevre zirvesinde Türk tarafı federasyondan kurtulmayı başarabilecek mi?

*

 

Tatar’ın danışmanın Kathimerini gazetesine söylediği gibi ‘artık federasyon yok, KKTC’yi tanıyacaksınız, sınırlarını kabul edeceksiniz, toprak tavizi yok, KKTC sınırları içinde malları kalan Rumlar da tazminat işini unutsunlar…’

Bu görüş ‘Türkiye Kıbrıs’ın yarısını silah gücüyle işgal etti’ diyenleri haklı çıkarır.

Bizim de felaketimiz olur…







Başa dön tuşu