Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çaresizlik görüntüsü hoş değil…

 

Başbakan Ömer Kalyoncu’nun iyi bir sosyalist olduğuna kuşku yok…
Halkı için, emeğin değeri için, ülke için niyetini, samimiyetini de zerre kadar sorgulamam…
Ancak, ülke insanının dövizin yükselmesiyle düştüğü sıkıntı konusunda yaptığı konuşmalar, sanki de konuyu hafife aldığı izlenimi veriyor, benim de buna canım sıkılıyor…
Ya da şöyle söyleyeyim; hani bir çaresizlik sergiliyor ya, işte onu kabul edemiyorum.
Kendisini önceki gün basın toplantısında izledim.
Asgari ücrete yapılan 55 liralık zammı içine sindiremediğini söylerken, “normalde başka türlü konuşurdum” dedi ya, işte onu kastediyorum…
Bence yapılması gereken, halkın sefaletine karşı sonuna kadar mücadele etmek, çare yoksa yaratmaktır… Kalyoncu’nun sözlerinde de görmek istediğimiz buydu…
Bakın nedir asgari ücret; “İşçi ile eşinin ve çocuklarının yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım, çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim, kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinmelerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya yetecek miktardır.” Peki Allah aşkına, en düşük kira 250 sterlin iken, 1730 lira ile bir işçi bunların hangi birini karşılayabilir?..
Sonra bu ülkede, eşit işe eşit ücret kuralı da işlemez. Özel sektörde çoğunluk, eğitimi ne olursa olsun, asgari ücretle çalıştırılmıyor mu? Bunu Sayın Başbakan bizden daha iyi bilmez mi?
Evet, dövizin yükselmesini durduramazsınız, size bağlı değil, o da kabulümüz, ama halkı buna karşı korumak sizin göreviniz…
Mesela Başbakan, Türkiye’de Özal dönemiyle gelen liberal para politikasının, KKTC’de de uygulandığını, yapacak bir şey olmadığını söylüyor. Oysa aynı Türkiye, tüzel kişiler dışında şahısların tüm ekonomik ilişkilerinde döviz kullanımını yasaklamış durumda. Hatta bu AB ülkelerinin bazılarında bile böyle. Elinizi tutan mı var? Belki ticaret adamları, müteahhitler karşı çıkacak ama, öncelik halkın geneli değil miydi?..
Sonra, DPÖ’nün hayat pahalılığı belirleme kriterlerine, TL’nin değer kaybı yansımıyor. Kendisi de bu kriterleri değiştirmek gerektiğini söylüyor, o zaman ellerini çabuk tutacaklar ve değiştirecekler. Kullandığımız para, bir yılda yüzde elli değer kaybederken, bunun yansımasını salatalık fiyatında arayamazsınız artık. Daha akılcı olmak zorundasınız…
Eğer niyetiniz halkınızın alım gücünü en azından korumaksa, fahiş faizlerin, masrafların üstüne gitmelisiniz. Dövizle tahsil edilen tüm masrafları, fonları, vergileri kaldırmalısınız…
Yılda 77 milyon lira tutan ek mesai çarkını durdurmalısınız. 77 milyonla neler yapılmaz… Fedakarlıksa, fedakarlık. Herkes elini taşın altına koyacak. Kimisi her ay iki aylık birden almayacak. İşin niteliği vardiyaysa, vardiya çalışacak… Kaldı ki Yasa’ya göre, kamu görevinde tüm memurlar vardiya çalıştırılabilir.
Kusura bakmayın ama Sayın Salih Coşar’ın düşünceleri bence sosyal adalete daha yakın. Ne diyor Hocam; “Kemer sıkma yerine maaş ve ücretlerin artması lazım”. Bırakın sosyal adaleti, halkçılığı, iş-emek-özgürlük sloganlarını; piyasa ekonomisinin bile kuralı bu değil mi? Geçmişte Sayın Coşar, belki de bundan daha ağır koşullarda, halkın alım gücünü koruyacak yöntemler bulmuş, piyasanın ölmesini, halkın perişan olmasını önlemiş biridir…
Diğer taraftan sürekli yazdığım bir başka konu, Ahmet Uzun’un, Maliye Bakanlığı döneminde yaşanan döviz krizi karşısında, aldığı önlemler, uyguladığı yöntemlerdir. Dün bir gazetede yine tekrarlıyordu… Neden o yöntem bugün de denenmez?
Çaresiz değiliz Sayın Başbakan, çare sizsiniz, çare sizdedir…
İnsanlar evlerini müteahhitlere, bankalara devretmeye başladılar, çocuklarını özel okullardan almaya başladılar, depresyona girmeye başladılar. Bundan sonrası kaostur… 
Böyle zamanda zecri tedbirler alma yetkiniz var. Olağanüstü koşullar yaşadığımızı kabul edip, olağanüstü ve belki de geçici önlemler almak durumundasınız.
Zaten kanun hükmünde kararname yetkisi de, hükümetlere bunun için veriliyor…
Yaşadığımız koşullar insanca koşullar değil. Solcu birine de bu koşulları görmek, hissetmek düşer.
Hele de o solcu, Başbakansa…

YERİN KULAĞI VAR
TEK DERDİMİZ GEÇİM:
Daha birkaç gün öncesine kadar kamuoyunda tartışılan konu mülkiyet sorunu iken, son günlerde dövizdeki artışla birlikte asgari ücrete yapılan 55TL’lik artış, gündemin ilk sırasına yerleşti. Yani bugünlerde kimse, olası bir anlaşmada oturduğu evin akıbetini değil, ay sonunu nasıl getireceğini, döviz borcunu nasıl ödeyeceğini düşünür oldu… 

İLAHİ İZCAN YOLDAŞ:
BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, Kıb-Tek’e partizanca istihdam edilen 135 kişinin durdurulmasını ve kurumu zarara uğratanlar hakkında yasal işlem başlatılarak yarattıkları zararın kendilerine ödetilmesini istemiş. İlahi İzzet kardeş, bugüne kadar ne kurumlarımız battı, bir tanesi ile ilgili tek bir dava sonuçlandı mı? ETİ’yi, KTHY’yi, hatta LTB’yi batıranlardan veya sorumlularından hangisinin yargı önünde hesap verdiğini duydunuz?..

DİKKAT ÇEKİCİ:
Bilmem dikkatinizi çekti mi. 31 Ekim’de yapılacak UBP kurultayında, Hüseyin Özgürgün’e karşı adaylığını açıklayan üç isim Tatar, Çavuşoğlu ve Üstel son UBP hükümetinde bakanlık koltuklarında oturan isimlerdi. Üç adayın da mevcut kabinede görev almaması bir rastlantı mı, yoksa koltuk almamanın tepkisi mi diye düşünmeden duramıyor insan…

İKİNCİ ŞOK:
Dövizin önlenemez yükselişi ithal edilen birçok mala zam yapılmasını adeta kaçınılmaz hale getirdi. Yurt dışından dövizle ithal edilen birçok mal, dövizdeki artışlar nedeniyle zorunlu olarak zamlanacak. Zaten zar zor geçinen vatandaş, dövizde yaşadığı sıkıntı yetmezmiş gibi, şimdi de günlük tüketim mallarına gelecek zamlarla ikinci bir şok daha yaşayacak… Hatta dünyada fiyatı yerlerde sürünen akaryakıt bile, bu nedenle zamlanacak.

HADDİNİ BİL:
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı ve ekibini “Yakın Doğu Üniversitesi’nin güdümüne girmekle” suçlayan Şener Elcil’in bu açıklamalarının seviyesiz olduğunu söyleyerek, Elcil’i “haddini bilmezlikle” suçladı. Hey gidi siyaset hey. Daha düne kadar aralarından su sızmayan, aynı yolu yürüyen dostları bile bu hale getirdi ya…

İSTER KEBAP YAP, İSTER ROSTO:
Asgari ücrete yapılan aylık 55 TL’lik artışa tepkiler sürerken, Havadis gazetesi bu para ile neler alınabileceğini araştırmış. Bu para ile 2 kilo dana eti veya “yok ille de ben kebap yapacağım” derseniz de bir buçuk kilo kuzu eti alabilirsiniz. Ayda bir bile olsa işveren işçisine, kebap yapma imkanı sağlamış ya, niye şikayet ediyoruz anlamak mümkün değil… 

ZİRVEDEKİLER
Ünal Akifler: “Fakirleşeceğiz bu kadar basit… Ekonomi istikrarsızlığı sevmez… Bu kadar memur bir de ek mesai… Adalet olan yerde ekonomi yeşerir… Bizimkilerin haberi var mı Türkiye Enerji Bakanı’nın söylediklerinden. Biz ne istiyoruz?.. Sorsunlar öğrensinler ayıp değildir. Bu sistem değişmeli öyle ‘elimizden bir şey gelmez’ demekle olmuyor…”

 

DİPTEKİLER
Beyhude Beyanatlar: Asgari ücret ve dövizdeki artış için bildiri yayınlamayan sendika ve sivil toplum örgütü kalmadı. Hepsi de özellikle de asgari ücret konusunda demediklerini bırakmadılar ama eleştirinin dışında ne yapılacağını söyleyen yok. Tek dertleri yayınladıkları mesajlarla gündeme gelmek. Unuttukları tek nokta, kuru açıklamaların karın doyurmayacağıdır…