Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Biz böyle eyyiyiz!

 

Güney Kıbrıs ekonomisi bir süre önce batmıştı.
Hatta o günlerde bizden bir bakan KKTC olarak yardıma hazır olunduğuna dair açıklamalarda bulunmuştu.
Bizim de Türkiye ile imzalanmış olan Ekonomik Protokolü eksik aksak uygulamaya çalıştığımız günlerdi.
Popülizm ile rasyonel olma arasında gidilip gelinen o ortamda Güney Kıbrıs’ın ekonomik krize girmiş olması birçoğumuzu mutlu etmişti.
“Güney Kıbrıs’ta çöplerden ekmek topluyorlar” tarzı haberler bile yapıldığını hatırlıyorum.
O günlerde Güney Kıbrıs’ta bankalar kapanmış, ATM’lerden para çekilişlerine kısıtlama getirilmişti.
AB devreye girmiş, Troyka ekonomik tedbirler alınması için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin boğazını sıkmıştı.
Sendikalar sokağa dökülmüş, gösteriler yapılmıştı.
Bu arada Güney Kıbrıs Parlamentosu’nda yapılan tartışmaların ardından Troyka ile uyumlu bir şekilde tedbirler alınıp uygulamaya konulmuştu.
Maaşlarda kesintiye gidilmiş, kamu kaynaklarının kullanımı zapturapt altına alınmak zorunda kalınmıştı.
Özelleştirme tartışmaları gündeme oturmuştu.
Gelinen aşamada Güney Kıbrıs ekonomisi alınan önlemlerin sonucunu görmeye başladı.
Rum ekonomisi durağanlıktan çıktı ve büyüme trendine girdi.
Açıklanan son rakamlara göre Güney Kıbrıs ekonomisi 2015 yılının ilk çeyreğinde % 1 büyüdü.
Böylece Güney Kıbrıs ekonomisi rahat nefes almaya başlayacağının ilk işaretini vermiş oldu.
Ancak daha gidecekleri çok yol var.
Ekonomilerini akılcı bir şekilde yöneterek atmaları gereken radikal adımları atmaya devam ederlerse krizli günleri unutacak bir noktaya gelecekler.
Zaten başka da bir alternatifleri yok.
Yunanistan Güney Kıbrıs’ın aksine AB’deki ortaklarının uyarılarına ve Troyka’nın baskılarına boyun eğmedi ve direndi.
Siyasette tam anlamıyla bir deprem yaşandı.
Atina’da iktidar değişti.
Alexis Tsipras başkanlığında SYRIZA hükümete geldi.
“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” denildi.
AB içinde dengelerin değişeceği yeni bir sayfanın açıldığı gibi iddialı değerlendirmelerde bulunuldu.
Bu arada Yunanistan ekonomik olarak tam anlamıyla battı.
Euro bölgesinin dışında kalma tehdidi ile yüzleşti. Maaş ödeyemeyecek duruma geldi. Bankalar kepenklerini açamadı.
Ve son anda Tsipras AB ile uzlaşmak zorunda kaldı.
Yunanistan’da ekonomik tedbirler paketleri ardı ardına parlamentodan geçirilmek suretiyle uygulamaya konuluyor.
Popülizmle bir yere varılamayacağı orada da ortaya çıktı.
Ürettiğiniz kadar tüketmediğiniz ve uluslararası rekabet koşullarına ayak uyduramadığınız sürece ekonominiz ayakta kalamaz.
Lafla bir yerlere de artık varılamaz.
Yunanistan krizi aşmak için görünen o ki daha uzunca bir süre uğraşıp duracak.
Güney Kıbrıs gerçekle daha erken yüzleşip, daha erken tedbirler alma yönüne gitmenin şu anda sonuçlarını almaya başladı.
Yılın ilk çeyreğinde ekonomisinin durağanlıktan çıkması bu tedbirlerin bir sonucu.
Gelelim bize…
Biz uluslararası rekabet koşullarının dışında, kendi dünyamızda, rasyonellikten çok uzak bir şekilde, karaya oturmuş olan geminin içinde bir birimizi yiyip bitirmek için olağanüstü bir gayret göstermeye devam ediyoruz.
Ekonomik paket, tedbir, ekonomik akılla hareket, uluslararası rekabet gibi şeyler bize göre değil.
Sarayönü’nden dünyaya meydan okumaya devam ederken, Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelerin bize dayattığı sonuçlar karşısında çaresiz bir şekilde kendi bildik siyasi oyunlarımızı oynamaya devam ediyoruz
Memlekette ekonomi dibe vurup işsizlik artarken, bir yılda ödenen 77 milyon TL tutarındaki ek mesai gazete manşetlerine taşınıyor.
Peki gelinen aşamada Sevgili Ahmet Muratoğlu’nun Twitter’da paylaştığı gibi: “Ekonomik darboğazdan çıkmak için Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın almış olduğu önlemlere benzer önlemler alsak kaç kişi destek olur acaba?”
Yoksa başarılı bir iş insanı dostumun dediği gibi: “Biz böyle eyyi miyiz?”