Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Polisin ve hükümetin ilk ama zor sınavı

Polis Genel Müdürlüğü’nde yeni bir yapılanma var.

Yeni isimler…
Yeni dönem…
Üst kademe olduğu gibi değişti.
Yetmedi…
İlçelerde köklü bir değişim yaşandı.
Taşlar yerinden oynadı.
Gençler devrede.
Yeni sorumluluklar aldılar.
Polis Genel Müdürlüğü içerisinde bozulan disiplin yeniden tesis ediliyor.
Ve tam da bu değişim içerisinde Mağusa’daki olay patlak verdi.

Ne oldu?
Hikaye şu…
Yaklaşık 1.5 yıl önce Mağusa’daki belediyeye ait büyük bir ihale sonuçlanır.
İşin bir kısmını Tüfekçi, bir kısmını da Uçanok alır.
Ne olursa ondan sonra olur.
Birileri, önce Tüfekçi’ye ardından da Uçanok İnşaat’a giderler.
“Aldığınız ihale gereği bize düşen pay 150’şer bin TL. Ödeyin” der.
Abilerinden de selam götürür.
İddia o ki, Tüfekçi bu parayı öder.
Zira bir süredir araçları kundaklanır, tehdit edilir.
Uçanok ise bu parayı ödemez.
Hatta tersler…
“Birlikte mi işliyoruz ki, parayı sizle bölüşelim” der.

Ofisinde tokatlanır.
Sonrası malum.
Ofisi basılır ve koskoca iş adamı tokatlanır.
O da polise gider.
Hükümete gider.
Adalet arar.
Devletin adaleti tesis etmesini bekler.
Olmaz.
Tehdit almaya devam eder.
Kendisini tokatlayanlar aleyhine açtığı davanın geri çekilmesi istenir.
Çekmez.
Tehdit alır…

“Oğlunu öldüreceğiz”
Tehdit alır dedik ya…
Oğlunun canı ile tehdit edilir.
“Evladını öldüreceğiz” denir…
İddia bu.
Kolay mı?
Birileri gelecek sizi ofisinizde tokatlayacak.
Siz de adaleti, adli makamlarda arayacaksınız ama sesinizi duyan olmayacak.

Uçanok kendi adaletini kendi yarattı
Nasıl derler?
ADALETİN OLMADIĞI YERDE ORMAN KANUNLARI DEVREYE GİRER…
Uçanok da öyle yaptı.
Devlet kendisini korumadı.
O da mahkemeye kendi adamları ile geldi…
“Ya davayı çek, ya oğlunu öldürürüz” dediler ya…
O da davayı çekmedi.
Baktı ki kendisini koruyan yok.
Tehdit savuranlar korunuyor.
O da kamyon şoförü, sıvacı, kalıpçı, asfaltçı… Ne varsa alıp mahkeme önüne geldi.
“Devlet beni korumazsa, yanımda ekmek yiyen adamlar korur” dedi.
Mahkemeye de öyle geldi…

Kim, neden korkuyor?
Bir süreden bu yana mafyavari olayların merkezi Mağusa oldu.
Darp…
Kundaklama…
Kurşunlama…
Tehdit…
Ne varsa yaşanıyor.
Ve ilginçtir olaylar hep aynı isimler etrafında dönüyor.
Kimse de bu ekibe dokunamıyor.
“Yurt dışı” kararı olmasına rağmen, AK Parti merkezli bir koruma kalkanından söz ediliyor.

Polis de hükümet de sınav verecek
Şimdi başa dönelim.
Polisin yeni yönetimi, dünkü olaylarla birlikte malumun ilanı ile yüzleşti.
Ciddi bir sorumlulukları var.
Mağusa’daki bozulan düzen yeniden tesis edilecek.
Polis cesur adımlar atacak.
Özkan Yorgancıoğlu hükümeti yeteri kadar cesur davranamadı, bakalım Kalyoncu hükümeti nasıl davranacak.
Maalesef uzun süredir ülkedeki tüm devlet ve belediye ihaleleri mafyavari yöntemlerin gölgesinde.
Parasını halk ödüyor, Türkiye Cumhuriyeti hibe diyor ama sefasını taş atıp kolu yorulmayanlar sürüyor.
Bu olay fırsat.
Uçanok’u dinleyin, size neler anlatacak.
Tüfekçi cesurca konuşsun, bakın neler anlatacak.
Ülkeyi tehdit nedeniyle terk eden müteahhitler var.
Sistem kendisini yaratan ve rüşvet çarkını kuranları bir bir yemeye başladı.
Bir nusübet, bin nasihatten evladır.
Dün yaşanan olay, ciddi bir fırsattır.
Polis için de…
Hükümet için de…
Bakalım halktan yana mı adalet tecelli edecek, yoksa yine karanlık odaklar mı galip gelecek?
İzlemede olacağız.

Uçanok masum mu?
Olayın bir de bu yönü var.
Uçanok masum mu?
Bence değil.
Mafyanın dayattığı sistemden uzun süredir beslenip buna ses çıkarmayan, ya da korkup susan çok sayıda müteahhit var.
Maalesef çark böyle dönüyor.
Şimdi o canavar, sistemden beslenenleri yemeye başladı.
Halil Falyalı’ya sorun anlatsın, bu çark nasıl dönüyor.
Ya da Cafer Gürcafer size isim isim, olay olay anlatsın.
Her şeyi biliyor.
İhalelerde dönen dolaplar, maalesef utanç verici.
Ama yıllardır böyle.
Üç-beş isim milyonları bölüşüyor.
Çarkın dışında kalan da mafya eliyle araba yakıyor, kundaklıyor, tehdit ediyor.
Bu iş böyle.
Ne zaman kimin kapısını çalacağı belli değil.
Şimdi de Uçanok’un kapısını çaldı.
Dediğim gibi.
Bir canavar yaratıldı.
O canavar şimdi kendisini yaratanları yemekle meşgul…