Amme Memurları Sendikası, kamuda çalışan geçiciler konusunda bir yasa taslağı hazırlamış, dün CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’a sunmuş.
Normalde bakarsanız, kamuda değişik kategorilerde çalışan bulunması haksızlık, adaletsizlik gibi görünse de, geçici memurların işe alınışlarının da adaletli olduğu söylenemez.
Şu veya bu parti döneminde, çoğu münhalsiz, sınavsız işe alınmışlar, bu partizanlık da, hem kamu görevlileri yasası, hem anayasanın eşitlik ilkesi çiğnenerek yapılmıştır.
Yani yasal bir tarafı yoktur.
Ama ne yazık ki, bu fiili ve yasa dışı durum, bu haksızlık, yıllar geçtikçe ve bu insanlar uzun yıllar bu şekilde çalıştıktan sonra “hak” olarak görülmeye başlamıştır.
Uygulama, KTFD’den beri devam etmektedir. 1981 seçimlerinde kitleler halinde işe alınanlar, 1984’de kadrolandılar. Daha sonra da böyle devam edip gitti. Geçici çalışanlar, içerili olduklarından, açılan münhallerde de bir adım önde oldular.
Kamuda kalite de verimlilik de böyle düştü…
Kamu vicdanı yaralandı, adalet zedelendi, kanunsuzluk kanun oldu.
Bu çelişkileri ortadan kaldırmak için zaman zaman çeşitli öneriler geldi.
Arka kapıdan doluşturulanlara sonradan sınav yapılması, ya da yeterlilik sınavını geçme şartı aranması falan düşünüldü.
Ama en sonunda, sözde tüm partilerin üstünde mutabık kaldığı bir Kamu Reformu ortaya çıktı.
Ortaya çıktı ve çıktığı yerde kaldı…
Geçen hükümet döneminde, Meclis Genel Kurulu’na gelme aşamasındaydı.
Öyle demişlerdi.
Sonra birileri böyle bir yasanın yaratacağı mecburiyetlerden tırstı ve kadük olmaya bıraktılar.
Hem de protokolle altına imza attıkları, çıkartacağız diye söz verdikleri bir temel yasayı daha…
Şimdi, KTAMS belki de iyi niyetle böyle bir öneri yapıyor. Ama bu öneriyi yaparken, geçmişte partilerin yaptığı partizan istihdamlara yönelik eleştirilerini de geri almış olmuyor mu?
Peki ya Sayın Erhürman…
“Kamuda verimliliğin bir türlü sağlanamamasının ve hizmetlerin düzenli ve etkili bir biçimde sunulamamasının halkın genelinde bir memnuniyetsizlik yarattığını, bu sorunun sebeplerinden bir tanesinin de kamu çalışanları arasında yaratılan statü, hak ve sorumluluk farklılıkları olduğunu” söylüyor da, bir kamu reformunu zaten haırladıklarını, çarenin bu yasanın geçmesi olduğunu söylemiyor.
Üstelik de bizzat kendisi, bir çok milletvekilinden çok zaman ve emek harcamış biri olarak, “bütünsel bir yaklaşım” derken, kamu reform yasasını açıkça dile getirmesini beklerdim.
KTAMS’ın önerisinin içeriğini bilmiyoruz. Belki de bir yeterlilik sınavı falan öngörüyor olabilir. Ancak, bu karmaşık, adalete, eşitliğe yasalara aykırı, kemikleşmiş sorun, öyle orasından burasından ellenerek çözülebilir mi?
Mümkün değil…
Çare sadece, delinemeyecek, bozulamayacak güvencelere bağlanmış, kapsamlı bir kamu reformudur…
Bugün duygusallıkla yapılacak bir hata, aynı yanlışın gelecek yıllar da sürdürülmesine olanak verir, başka da bir işe yaramaz.
Hele de şimdiki iktidar böyle bir öneriyi önünde bulursa, kimin önerdiğine bile bakmaz, üstüne atlar…
En azından bunu hesap etmekte fayda var…
YERİN KULAĞI VAR
SEÇİME HAZIR OLUN:
Daha düne kadar hiçbir partinin ağzına almadığı erken seçim sözleri, son günlerde herkesin dilinde. Partiler birbirlerine “hodri meydan” çekerken, hükümet ile Cumhurbaşkanı arasındaki söz düellosundan da seçim kartı çıktı. Akıncı’nın iktidara yönelik, “azınlık hükümeti” sözüne Başbakan Özgürgün, “tarih versin sandığa gidelim” diyerek yanıt verdi. Madem herkes hazır, o zaman getirsinler Meclis’e. Sandıklar kurulsun ve herkes boyunun ölçüsünü alsın…
ÇAKICI’DAN BALON BENZETMESİ:
TKP-YG Başkanı Mehmet Çakıcı, “HP’nin bir şehir efsanesi olduğunu” savundu ve; “Balon söylemlerle HP yaratıldı. Algı operasyonları ile HP öne çıkarılmaya çalışılıyor. Eski UBP ve DP’den olanların çocuklarının oluşturduğu bir partidir HP” değerlendirmesinde bulundu. Siyaset yavaş yavaş ısınıyor. Olası bir seçimde, kendi içlerinde parçalanmış eski partiler ve henüz halkın karşısına çıkmayan yeni partilerin çekişmesi ilginç olacağa benzer…
ÜST AKIL:
Akıncı’nın “hainliği, vatanı satma” söylemeleri bugünlerde yerini, Akıncı’nın seçmenin kaçta kaçı tarafından seçildiği iddialarıyla yer alıyor sosyal medyada. Kimine göre katılım düşük olduğu için %60 ile seçildiği, kimine göre seçmenin %30 tarafından seçildiği iddiaları. Eroğlu kazansaydı, aynı iddialarda bulunacaklarmıydı acaba? Ki o da öyle seçilmemiş miydi? Hem de daha düşük bir oranla… Bu iddialar pek itibar görmüyor aslında. Belli ki bir üst akıl bunları kullanarak güya Akıncı’ya karşı bir kampanya başlattı. Bu telaşlarının nedenini anlıyorum…
SAPIR, SUPUR:
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, kendini burada Türkiye devletinin resmi görevlisi sanıyor galiba. “Türkiye bu konuda çalışıyor. Ankara’nın B planı hazır. KKTC’nin adı Kıbrıs Türk Devleti olacak. İsim değişikliğinden sonra anayasa değişikliğine gidilecek. Başkanlık sistemine geçilecek” diye buyurmuş. Merak ederim şimdi resmi ağızlar bu gevezelik için ne diyecekler…
BU NE ŞİMDİ:
Sağlık Bakanı Sucuoğlu’nun mehkemenin ikinci iş yasağıyla ilgili kararı üzerine istifasını bekleyenler, tahmin edildiği gibi çok bekleyecekler. Dün de yazmıştık, ‘öyle bir demagoji yapacak ki, göreceksiniz’ demiştik. Aynen öyle oldu. “Sıkıntıları aşamazsak, ‘yapamayacağım veya başarısız olacağım yerde oturmam, gerekirse istifa ederim’ dedim” diyor. Oysa Mahkeme heyetine “aleyhime karar verirseniz uygulamam, istifa ederim” demişti. İkisinin arasında yüzseksen derece fark var. Şimdi karar aleyhine verildi ve Bakan bu kararı memnuniyetle karşılıyor. Ey koltuk, sen nelere kadirsin…
HAYDİ HAYIRLISI: Lefkoşa Türk Belediyesi’ni on yıllarca ödenecek borca batıran, Lefkoşa halkının vergilerini çar çur eden, Sayıştay tarafından belgelenen bir yönetimden hesap sorulmadı. Yıllarca yazdık, ‘bu kanıtlarla kamu davası açılmalı, zarar, sebep olanlardan tahsil edilmeli’ dedik. Başkan Harmancı sonunda dava açmaya karar vermiş. Acaba bir ilk mi olacak? Haydi hayırlısı…
ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “İşlerine geleni alıp, işlerine gelmeyeni atarak Erdoğan’ın sözlerini çarpıtıyorlar, arkasına saklanıyorlar” diyen Soyer; “Toprak konusunda Erdoğan’ın arkasına saklanmak ama dönüşümlü başkanlık için Erdoğan’ın söylediklerini göz ardı edip buradan Cumhurbaşkanı Akıncı’ya saldırmak yeni bir metot, yeni bir siyasi bir taktik mi?”diye sordu…
DİPTEKİLER
Trafik Dairesi Müdürü: Müdür Nazmiye Çelebi, Girne Belediyesi’nin güzergah değiştirerek rahatlatmaya çalıştığı Ramadan Cemil Meydanı’na iki otobüs şirketinin girmesine izin vermiş. Yasa, “Daire, kendi görev alanına girmekle birlikte diğer Bakanlık ve/veya daireler ile yerel yönetimleri de ilgilendiren konularda, ilgili Bakanlık ve/veya Daireler ve Yerel Yönetimler ile işbirliği yapmakla sorumludur” diyor. Yani, böyle bir kararı kendi başına alması mümkün değil. Oysa Girne Belediye Meclis üyeleri, bu yöntemin izlenmediğini ve bu kararla mücadele edeceklerini söylüyorlar. Trafik Dairesi’nin görevi kaos yaratmak mı, trafiği rahatlatmak mı anlaşılamadı.
































