Magazin

Cansel Elçin: “İlişkinin kurtarıcısı çocuk”


“SEVGİ NEDEN YETMEZ”İ ANLATTI:

Türkiye’nin başarılı oyuncusu Cansel Elçin, başrolünü oynadığı “Closer-Sevgi Neden Yetmez” oyununu anlattığı söyleşisinde; “Artık bir yerden sonra o ilişki bir anne-baba, aile olma arzusuyla devam etmek istiyor.” dedi

Patrick Marber’ın aynı adlı eserinden uyarlanan “Closer-Sevgi Neden Yetmez” oyununun başrol oyuncularından Cansel Elçin, bir yandan oyunun inceliklerini anlatırken diğer yandan tiyatro sahnesini neden bu kadar sevdiğine değindi. Keyifli söyleşide oyunun özelliklerini dile getiren Eçin, bakın neler anlattı:

 

90’lı yılların Londra’sında yaşanan “Closer”deki zaman ve mekan sizin oyununuzdakiyle aynı mı yoksa değişiklikler oldu mu?

Aynı. Dekor, 90’ların havasını vermeye çalışıyor.

 

Canlandırdığınız karakteri sevebildiniz mi, sizden izler taşıdığını düşündünüz mü?

Karakterde hoşuma giden şey; işçi sınıfından gelen bir karakter olması. Bir işçinin oğlu ama okumuş ve doktor olmuş. Başarısını kazıyarak elde etmiş. Hayatını kimseye borçlu değil. Hatta şöyle bir ikilemi var; devlet hastanesinde çalışıyor, sevdiği kadın yüzünden daha çok para kazanmaya ihtiyaç duyuyor ve özel hastaneye geçiyor. Bundan dolayı inanılmaz bir suçluluk duygusuna kapılıyor. ‘Ben mesleğimi para için yapıyorum’ düşüncesine giriyor ve suçluluk duygusuna kapılıyor. İşçi sınıfından gelse bile bir bakış açısı var. Kitabı okuyup beğenecek kadar veya bir resme bakıp iyi mi kötü mü diye anlayacak kadar derinliği var bu karakterin. Bu yanını seviyorum. Biraz hümanist bir adam.

 

Marber, modern romantizmin anatomisini ele alırken seyircilere ne düşündürtmek istiyor sizce?

Yazar, insanın gözünün önündekini ne kadar göremediğini, insanoğlunun ne kadar bencil olduğunu anlatıyor. Özellikle ilişkilerde… İnsanlar birbirlerine yalan söyleyip kandırıyorlar, benciller. Bunu anlatmaya çalışıyoruz. Ayrıca bunların hiçbiri önemli değil; çünkü şöyle bir şeyler söylüyor; “Neyse ki bu hayatın bir sonu var, yoksa ne yapardık?”, “Bedenlerimiz azgın, etlerimiz çürüyecek, kemiklerimiz bizden daha uzun yaşayacak.” Yani bunların hiçbirinin anlamının olmadığını söylüyor. İnsanların birbirlerini bu kadar aşağılamasına, birbirleriyle kavga etmesine ya da ihanet etmesine gerek yok. Nasıl olsa bunların bir sonu var.

 

Closer’in tiyatro ile sinema versiyonları arasında en belirgin farklar neler sizce?

Tiyatroda derinliği, oyunun felsefesini daha çok hissediyorsun. Diyalogları daha çok duyuyorsun ve oyunculuklar ön planda olduğu için her şey daha felsefi olarak seyirciye aktarılıyor.

 

Sizce bir ilişkiyi neler sürdürülebilir kılar?

Bir çocuk mesela. Artık bir yerden sonra o ilişki bir anne-baba, aile olma arzusuyla devam etmek istiyor. Tabii en önemli şeylerden biri de saygı. Saygısızlaşma olunca acımasız davranırsan sevdiğin kişiyi kırarsın. Kırma değil, sevgi olmalı. Aslında sevgi yetiyor ancak saygı çerçevesinde olmalı.

 

Klişe bir soru; sinema mı, tiyatro mu?

Sahneye çıkmak her oyunda benim için ayrı bir heyecan. Her oyunda farklı seyircilerle karşılıklı kurduğumuz etkileşim beni oynadığım her oyunda geliştiriyor, dönüştürüyor. Bu sebepten dolayı tiyatro sahnesi çok sürprizli ve çok heyecanlı.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı