Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CANIMIZ CİĞERİMİZ

GEÇEN HAFTA canımızı ciğerimizi beterince yakarken ormanlarımız yandı!

Ki kaç zamandır memleket zaten yanarken yangın yeri olduydu!

Gözümüzün gördüğü, parmaklarımızın dokunduğu.. İşitip hissettiklerimiz, yiyip içtiklerimiz, gereksinmelerimiz.. Ne gerekirse yaşamak için sahip olmamız gereken ve ne varsa.. Yanıyordu!

KKTC hiç bu kadar yanmadı yakılmadıydı! Hiç bu kadar çaresiz de kalmadıydı!

***

FELAKET TELLALLIĞI YAPMAYI SEVMEM! Battık çıktık laflarını sevmediğimce! Zaman zaman “Kıbrıs siyasi sorunu çözüme kavuşmadan biz bu adada asla hayır yürü görmeyiz” diye yazsam da bu görüşümü sıfırla çarpacak kadar “Devlet” olmak iddiasında erken seçimlerden erken seçimlere atlayan.. Hükümet kurup ardından hemen bozan.. Siyasi krizler anaforlarında boğulurken yine de memleketi yönetmek iddiasında birbirlerine çelme takıp birbirlerinin boğazlarını sıkan.. Politikacılar diyarı olmuşluğuyla KKTC de yaşanan “devlet oluş devinimi” Amerika’da bile yoktur!

TABİ lafla yürütülmeye çalışılan “peynir gemisi” gibi! Ki artık “Devlet” dediğiniz, “oyuncularının” ayaklarından ayaklarına şutlanıp, bazen paslaşılırken buradan oraya, oradan şuraya gidip gelen futbol topuna döndü!

Oluştuğu günden beridir başlayan sorunları hâlâ çözülmemiş, aksine kangren olmuşluklarıyla devam etmekteler.. KIb-Tek gibi! Sağlık kurumları, üretimin anası babası olan Tarım gibi! Hem de Dünyada eşi benzeri olmayan bir mühendislik harikası sonucunda denizin altından borularla ülkeye akıtılan sulara karşın, “tarım” gibi!

HEM DE kendi hava yollarımızı kurmamızın başarısında, yönetim ve idamesinde inadına başarısızlık göstererek onu da batırmak başarısında! ***MEMLEKET imar iskân şantiyesi haline geldi! Artık bu ülkede zengin turistler için kiralık villalar, kentlerde konutlar, ekilip biçilecek toprakları bile harcayarak rezidansları göklere değen apartmanlar inşa edilmektedir!

ARTIK bu memlekette Güneşi elektrik enerjisine dönüştüren kurulumlar gerçekleştirilmektedir..

Bu memlekette onlarca üniversite vardır! Yollarında vızır vızır en lüks arabalar seyrüsefer eylemektedir.. Otelleri, eğlence yerleri, özel hastahaneleri, şirketleri onlarca bankaları… VARDIR ama bırakın şöyle böyle Devletin çarklarını çevirecek oranda bu kuruluş ve yatırımlardan belirli bir vergi toplamayı.. Aksine iflaslarını önlemek; olancasının giderlerini karşılamak sorumluğunda müflis duruma düşmüş işadamı gibi bizatihi Devlet elini taşın altına koymakta onlar için borçlanmaktadır!

SONRA DA içine düştüğü çaresizlik nedeniyle dolaylı vergilere yüklenip fakir fukaranın canını yakarken;  memleketi “pahalarla pahalılığın” başatı durumuna getirmektedir!

***

SADECE GEÇEN HAFTAYA DEĞİL: Son yıllarda geçen yıllara bakıyor o yıllardan söz ediyorum.

NİTEKİM geçen hafta canımızı da yakan Yeniköy’deki orman yangını! Geçmiş yıllardaki  orman yangılarından ne farkı vardı? Ayni nedenlerle çıkmıştı.. Ayni nedenler dolayısıyla yayılmıştı ve ayni sorunlu söndürme çalışmaları nedeniyle söndürülmesinde büyük zorluklar yaşandıydı..

NE DERDİK ESKİDEN: Tarih tekerrürden ibarettir. Sonra ne derdik? “Eğer ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?”

Şimdi hep birlikte hatırlayalım. Şu geçen hafta çıkan yangından önce beterleri yangınlar yaşamadık mıydı? Gerekli tedbirler alınacaktır denmedi miydi? Kesinlikle bir yangın söndürme helikopterini havaalanında “hazır olda” tutmanın kaçınılmaz olduğu tüm siyasi partiler, iktidarlar ve ötesi toplum kuruluşları tarafından deklere edilircesine ayni görüşlerde paylaşılmadı mıydı?

O zaman neydi bizi bir kez daha bir Orman yangının gafil avlaması?

***

BU ÖRNEKTEN HAREKETLE: Nedenlerini çok iyi bildiğimiz bu sorunları çözmek yerine neden sadisttik bir zevkle kamburumuzda taşıyoruz!

YANİ Sn. yöneticiler, bürokratlar, müşavşirler; arabalar arttıkça daha çok yola ve trafik düzenlemelerine ihtiyaç duyulacağını bilmeden mi yıllar yılı devletin makamlarını “yetkili ve sorumlu memurları, akıl hocaları” olarak işgal ettiniz? ÖĞRENCİ sayısı artarken okula, nüfus çoğalırken hastahanelere, Üniversite mezunlarının aşa işe hayat hakkına, köylünün çiftçinin hayvancının desteğe ihtiyaçları olacağını bilmiyor muydunuz? VE KKTC İLE TC’nin Hükümetleri arasında sürekli gerçekleştirilen İktisadi ve Mali Kalkınma Programları yapılır, bu nedenle öngörülen parasal katkılarda bulunulurken; neden bugüne kadar bu protokoller KKTC’i beterince krizlere yokluklara yoksulluklara düçar eyledi! Bunlar nasıl plan programlardı ki KKTC’i yüzdüreceğine daha çok batırdı!

***

VE ŞİMDİ NE DİYOR Sn. BAŞBAKAN ÜSTEL? “Gelin ülkemiz için yeni bir sayfa açalım. Ülkeyi yeniden inşa edelim…”

Sn. Başbakan var mı sizi tutan, yapmayın diyen?

Ha! Demirelvari diyeceksiniz ki “vardı da yaptık mı?” Ama varmış gibi “protokol yapan” yaptığınız protokolü savunan, halktan bu konuda fedakârlık isteyen siz, Hükümetiniz değil mi?

***

BİR ZAMANLAR Annan planına hayır diyenlerdendim.. Ve benim gibi “niçin hayır diyen binlerce Kıbrıs Türk yurttaşı vardı.. Ayni plan bugün önümüze gelse “hayır” diyeceklerin sayısı her halde beş on kişiyi geçmeyecek. Egemen ve bağımsız Devlet inancının ödülü böyle bir “devlet yapısallığı” mı olacaktı!