Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

By-pass şart oldu

 

KKTC mali yapısı çökmüş durumdadır.
Ekonomik yapı sürdürülebilir olmaktan çok uzaktır.
Uzun yıllar önce gerekli tedbirleri alıp disiplinli bir şekilde bunları uygulamamız gerekiyordu.
Ama yapmadık.
Ülkeyi yönetenler kendilerini popülizmin kıskacından kurtaramadılar.
Bu nedenle de ülkenin yarınlarını karartacak gelişmelere fırsat verdiler.
KKTC’yi gelin bir hastaya benzetelim.
“Bana bir şey olmaz” mantığı ile beslenen, bu nedenle de fazla kilosu olan bir hastaya.
İlk başlarda doktorlar böylesi hastalara kilo vermeleri tavsiyesinde bulunur.
Diyet programı önerir.
Daha az yağlı yemesini, örneğin kızartmalardan uzak durmasını söyler.
Şeker, tuz ve unu hayatından çıkarmasını öğütler.
Hayatına hareket katmasını, eksersiz yapmasını önerir.
Hasta bunları yapmaz ve bildik kötü alışkanlıklarının üzerine yenilerini eklerse durumu daha da vahim olmaya başlar.
Günde bir paket içtiği sigarayı iki ya da üçe çıkarır, aldığı alkolün oranını her geçen gün artırırsa işler karışır.
Hasta doktor tavsiyelerini dinlemezse örneğin damarlardaki yağ oranı artar.
Kalbe giden damarlarda tıkanıklıklar ortaya çıkar.
Önce diyet ve eksersizi reddeden hasta doktorun önerilerini dinlememekte diretirse gün gelir doktor o hastaya bakıp tedavi önermeyi bile reddedebilir.
KKTC örneği işte böyle bir şey.
Gelinen aşamada KKTC doktor tavsiyelerini bugüne kadar hep kulak arkası eden ve bildiği gibi yaşamaya devam eden hatta daha kötü alışkanlıklar edinen bir hastadan farklı değil.
Kalbe giden bütün damarlar tıkanmış vaziyette.
Yerel gelirler giderleri karşılamıyor.
Gelirlerin yüzde seksen beşi kamu maaş ödemelerine gidiyor ve bu konuda bir esneklik yok.
Ekonomik pasta her geçen gün tıpkı daralan damarlar gibi küçülüyor.
Hasta nasıl ki durumu ağırlaştıkça nefes almakta zorlanmaya başlar, KKTC’nin de durumu öyle.
Özellikle TL’nin döviz karşısında yaşadığı değer kayıpları ile birlikte KKTC, yatağa düşen ve başını kaldıramayan bir hastadan farksız bir hale geldi.
Konuşmakta, gözünü açmakta zorlanıyor.
Diyet, eksersiz ya da ilaç tedavisi için çok geç kalınmış.
Ekonomiyi büyütecek tedbirler alacak durumda değil.
Her şey tıkanmış vaziyette.
Tam bir çaresizlik hakim.
Yüksek tansiyondan tutun her şey var.
Doktorlar tek çıkış yolu olarak by-pass öneriyorlar.
Ama hasta ve yakınları by-pass’a karşı.
Karşı komşu by-pass’a girip çıkmış yavaş yavaş toparlanmaya başlamış ama biz hala “bize bir şey olmaz, bu da geçer” mantığı ile doktora direnmeye devam ediyoruz.
KKTC olarak Güney Kıbrıs’ın Troyka ile birlikte yaşadığı deneyimi mercek altına alıp “Biz nerede yanlış yapıyoruz” da demiyoruz.
Sonuç vahim.
Ne kamu çalışanları, ne reel sektör çalışanları ne de işadamları mutlu.
Herkeste büyük bir endişe var.
Borçların ödenemeyeceği yarınlara doğru yelkenleri fora edilmiş bir tekne hızında batışa doğru sürükleniyoruz.
Ve hala rasyonel bir şekilde reformları hayata geçirme refleksi ile harekete geçip yapısal önlemler almamakta diretiyoruz.
Bu nedenle kurumlarımız sürdürülebilir olmaktan çıkmış, ekonomiyi büyütecek önlemler almak için kullanabileceğimiz enstrümanlar tükenmiş durumdadır.
Umarım yarın doktor bize sırtını tamamıyla dönmez.
Dönerse işte o zaman bizim için felaket olacak.
Dileyelim, dibe çakılmadan gerçeklerle yüzleşebilelim ve akılcı adımlar atma cesaretini gösterelim.
Ama maalesef siyaset sahnesinde yaşananlar bu yönde adım atılacağı konusunda ümit veriyor.