Köşe Yazarları

BÜYÜK GÜÇLERİN RAHATLAMA NEDENLERİ

Ahmet Okan yazdı






 

Ankara bir hediye paketi ile Kuzey Kıbrıs’a geleceğini bildirince, dünya diken üstünde oturmaya başladı!



Acaba paketten ne çıkacaktı?

Yorumlar muhtelifti ve büyük güçleri tedirgin ediciydi.

Bu yüzden Ankara Kıbrıs’a gelmezden önce deyim yerindeyse ona “gözümüz üstünde” mesajları verildi…

Hediye paketi Kıbrıs’ta açıldı ve içinden “5’li çete” çıktı.

Bir anda büyük güçler rahatladı!

“Oh” diye nefes aldılar.

Varsın müjde inşaat olsundu, varsın 5’li çete buraya da betonlar diksindi, varsın Kıbrıslı Türklerin onurları, gururları zedelenmiş olsundu.

Bunda hiçbir mahsur yoktu.

Zaten 47 yıldır böyle yapılmıyor muydu?

Fiili bölünmüşlüğün getirdiği statüko Kıbrıslı Türkleri yok etme süreci başlatmamış mıydı?

Varsın böyle olsundu.

47 yıldır Kıbrıslı Türkler ambargolar altında dünyanın dışına itilmemiş miydi?

Varsın bu devam etsindi.

47 yıldır adanın bir yarısındaki nüfusun üstünde nüfus pompalanıp, Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesi, kültürü, sosyal dokusu yok olmaya doğru sürüklenmiyor muydu?

Varsın sürüklensindi.

Gün geldi askerler Kıbrıslı Türklerin Türklüğünü sorgulamış, bu yetmemiş sıra imamlara gelince onlar da dinlerini sorgulamışlardı; kimisi Türklük konusunda kimisi din konusunda adada yayılmacılık yapmamışlar mıydı?

Varsın böyle olsundu.

Varsın Kıbrıslı Türklerin hepsi dinci olsun, varsın hepsi ilahiyat okusun, varsın hepsi örtünsün, varsın hepsi takke taksındı…

47 yıldır kuzeydeki “Rum” mülkleri dağıtılmış, tapu bile verilmiş, çoğu arazilerin üstüne oteller dikilmiş, nerede bir Rum mülkü varsa Türkleştirilmek istenmişti.

Bunlar yetmemiş kumarhaneler adaya getirilmiş; cinayetler bile işlenmişti, bunlar da yetmemiş siyasi olarak düşman gördükleri kişileri “derin devlet”e havale etmişlerdi.

1983’te KKTC ilan edilmişti. Varsın edilmiş olsundu. Kınanıyor ve işler yürüyordu nasıl olsa! Tanınmadıktan sonra ne işe yarardı ki?

Varsın böyle olsundu.

47 yıldır sürdürülen görüşmelerde herhangi bir çözüme ulaşılmamıştı. Ama ne gam?

Varsın bir taraf politika değişikliği yapsındı; ilk kez mi yapıyorlardı sanki?

Varsın böyle olsundu.

Onca zamandan sonra Ankara’nın Kıbrıslı Türklere müjdesi “külliye” olunca…

Varsın olsundu; ne mahsuru olabilirdi ki? O kadarı elbette olabilirdi! Hatta yaratıcı bir fikirdi doğrusu!

Bu nedenle,

Paketten “5’li çete” çıkınca rahat bir nefes aldılar…

“Kıbrıs Cumhuriyeti” nin düzenini kurmak için Kıbrıs’a gelen Türk askeri 47 yıldır adadaydı.

Adaya geldi de Kıbrıslı Elenlerin dininr, milliyetine, kültürüne, sosyal dokusuna mı zarar geldi?

Adaya geldi de güney kesimindeki mülklere mi el konmuştu?

Adaya geldi de Kıbrıslı Elenler tankların, namluların gölgesinde mi yaşıyorlardı?

Adaya geldi de güneydeki nüfusun üstünde nüfus mu aktarılmıştı?

Adaya geldi de Kıbrıslı Elenlerin tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti elinden mi alınmıştı?

Kıbrıslı Elenlere adanın bir yarısı yetmiyor muydu?

Adaya geldi de Baf’ta, Limasol’da, Larnaka’da hangi deniz sahilini telleyip yasak bölge ilan etmişti?

Adaya geldi de İngiliz’in tasarladığı Taksim’i fiilen gerçekleştirdikten sonra Elen toplumu fakirleşmiş miydi? Ambargolar altında mı kalmıştı? Dünyanın dışına mı itilmişti? Seyahat özgürlükleri mi kısıtlanmıştı? Yoksa Annan Planına “hayır” demelerine rağmen AB’ye girişleri mi engellenmişti?

Nasıl olsa, 74 çıkarmasındaki günler hariç (ki bir savaşta olacaktı o kadar!), çıkarmanın bütün ezgi ve cefasını Kıbrıslı Türkler çekmiyorlar mıydı?

Gelecek kaygısı ve korkusu yaşayanlar Kıbrıslı Elenler miydi yoksa Kıbrıslı Türkler mi?

Bu haliyle 74 harekatı sanki de Kıbrıslı Türklere yapılmış olmuyor muydu?

Varsın böyle olsundu; bu da fiili bir durumdu!

Bu nedenle,

Hediye paketinden “5’li çete” çıkınca,

Rahatlayıp bir oh çektiler…

Nasıl olsa onlarda da bir “çete” zihniyeti yok muydu?

 

 

 

 







Başa dön tuşu