KıbrısKöşe YazarlarıManşet

Kapalı Maraş ve TC kamu bankaları… (Bir Temmuz gecesi rüyası)

Öntaç Düzgün yazdı






Sn Ersin Tatar’ın Maraş’ın yüzde üç buçuğu kadar bir bölümünün askeri bölge statüsünden çıkarılarak Rum sahiplerine iade edilmelerine imkan tanıyacak hazırlık içinde olduklarını açıklar açıklamaz, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bu karara karşı sert önlemlere hazırlandıklarını açıkladı. Maraş’ın yönetiminin BM Güvenlik Konseyi’ne ait olduğunu hatırlatan Sözcü, “Kıbrıslı Türk Lider ve TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Maraş ile ilgili aldıkları kararlar ve uygulamaları kabul edilemezdir. Güvenlik Konseyi’nin yeni bir karar alması için hazırlıklar yapıyoruz” dedi.

‘Parça parça tırtıklama’

Aslında Erdoğan ile Tatar’ın Maraş’ta ne tür bir politika izlediklerini henüz anlayan yok. Önce Maraş’ın tümünün Vakıf toprağı olduğu ileri sürülüp bunda ısrar edildi. Ancak hukuki argümanları ile KKTC Yüksek Mahkemesi’ni bile ikna edip ihtiyaçları olan kararlar çıkarılamayınca, ‘parça parça tırtıklama’ olarak algılanan farklı bir politikaya geçildi. Önce sahil şeridi sivil halkın kullanımına açıldı. Bazı yollar yenilenerek bölgenin “dark turizm” e açıldığı açıklandı hatta günlük ziyaretçi rakamları yayınlandı. Bir adım daha atılarak “ Maraş’taki kamu alanları doğal olarak KKTC malıdır” denmeye başlandı. Cami tamiratı yapılarak Sn Erdoğan’ın isimlendirdiği “millet bahçesi” açılışı yapıldı.

Tek karar verici Erdoğan

Maraş ile ilgili atılan adımlarda tek karar verici Erdoğan olarak görülüyor. Başta BM ile AB olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşlar, Maraş’taki gelişmelerden sadece Türkiye’yi sorumlu buluyorlar. Eğer bir yaptırım uygulanacaksa da bu yine Türkiye’ye yönelik olacak.

Şimdi gelelim şu ‘yüzde üç buçuk’ kararının perde gerisine. Bu karar, Maraş’ın hiç olmazsa bir kısmının parası da ödenerek Türkleştirilmesi hesaplarına göre alınmıştır. “Pilot uygulama” denilerek küçük bir alanın seçilmiş olması da bundandır. Yani finansman imkanlarının kısıtlı olması. Peki sistem nasıl çalışacak?

Malını elden çıkarıp parasını alma yoluna girecekler

Şu ana kadar Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuran ve mallarının iadesi veya karşılığının para olarak ödenmesini talep eden 300’ü aşkın Rum mülk sahibinin bir analizi yapılacak/yapıldı. Bu mülklerin Maraş içerisindeki dağılımına göre kümeler oluşturulacak/oluşturuldu. Bu kümelerin açık yerleşim yerlerine en yakın ve değerlilerinden bir küme, askeri bölge olmaktan çıkarılarak, Taşınmaz Mal Komisyonu’na değerlendirilmek üzere iletilecek. Aralarında 47 yıldır mülküne sahip olamamış ve hali hazırda paraya şiddetle ihtiyaçlı olanlar seçilerek, pazarlık usulü ya da mahkeme kararı ile ortaya çıkan meblağlar ödenecek. Malına sahip olan ancak değerlendirebilmek için daha kaç yıl beklemek zorunda kalacağını kestiremeyenler de eninde sonunda malını elden çıkarıp parasını alma yoluna girecek. Ancak bence bu plan burada bitmeyecektir.

Azeri ve Rus hatta Çeçen girişimciler de dahil edilecek

Ele geçirilen mülkler, Türkiye’de Erdoğan döneminde zenginleşmiş başta inşaatçılar olmak üzere artık yasal ya da kara para sahiplerine satın almaları yönünde teklifte bulunulacak. Türkiye hükümetlerinin Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinde bugüne kadar ödedikleri ve artık zorlanmaya başladıkları 320 milyon Sterlin dikkate alınırsa, bu işi artık özel sektörün üstlenmesi istenecek. Bu satın alma işine büyük bir ihtimalle güvenceler verilerek yeni dönem zengini Azeri ve Rus hatta Çeçen girişimciler de dahil edilecek.

Kamu bankaları belki de Türkiye Varlık Fonu devreye girecek

Bu projede en zayıf nokta, seçilen alanların sınıra yakın olmalarına rağmen halen yatırım riski taşıyor olmaları olacak. İşte bunun için de Sn Erdoğan yeni kararlar almak zorunda kalacak devreye kamu bankaları belki de Türkiye Varlık Fonu girecek. Ödeme ertelemeli, uzun vadeli düşük faizli krediler verilecek. “Şu kadarını öde, şu kadarını da biz kredi verelim Maraş’tan şu malı al” kampanyaları düzenlenecek. Böylelikle diğer Rum mallarının ele geçirilmesi için bir döner sermaye oluşturulacak.

BM GK yaptırım kararı alırsa?

Ancak AİHM yıllardır önünde duran pilot Maraş davalarını ilerletir ve Türkiye’nin canını acıtacak kararlar alırsa ya da ABD Dışişleri Sözcüsü’nün dediği gibi Güvenlik Konseyi yaptırım kararları alarak Türkiye’yi yeniden değerlendirmeye zorlarsa ne olur? Bunun cevabı bende yok ancak Türkiye’nin bu hareket hattının bu olduğundan adım gibi eminim. İster alkışlayın, isterseniz ‘şark kurnazlığı’ deyin biz bu senaryoyu çok yakında tartışmaya başlayacağız.







Başa dön tuşu