Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bürokrat kıyımı ve Danimarka’dan bir örnek…

“Danimarka’nın Kalkınma Bakanı Christian Friis Bach, hükümetin yardımda bulunduğu bir uluslararası örgütün kasasından yapılan lüks harcamalar konusunda patlak veren skandalla ilgili olarak, bürokratlarının kendisini uyarmaması sonucu kamuoyuna yanlış bilgi verince, istifa etti. Siyasi çevrelerce örnek gösterilecek etik bir davranışta bulunarak istifa eden Bakan Bach’ın, olayda pek fazla sorumluluğu olmadığı halde görevini bırakması ülkede büyük alkış aldı”.
Haber çok yeni değil. Geçtiğimiz haftanın. Ancak müşavirler konusu yeniden gündeme gelince, bu haber bir o kadar daha önem kazandı benim için.
Yüzün üstündeki müşavirin 15-20 kadarını Başbakanlık’ta görevlendirme, geri kalanları da Meclis’te milletvekillerine danışman verme kararından bahsediyorum. Halkın vicdanını yaralayan bu uygulama konusunda kesin çözüm bulacağını söyleyerek gelen hükümet, böyle bir geçiştirme kararı aldı. Yani halkın gazını almak adına…
Önce şunu kabul edelim; şimdi oraya buraya göstermelik olarak dağıtılacak olan müşavirlerin bir kısmı sırf partili olduğu için kıdemine, liyakatına bakılmadan atananlardır. Onları herkes zaten biliyor. Ama büyük bir kısmı da teknik kadrolardan gelme. Yani konularının uzmanı, iyi yetişmiş bürokratlar…
Bu insanları devletten çekip aldığınızda, çalışma ve verimli olma kapılarını yüzlerine kapadığınızda, o insanlar için bir travma olduğu kesin, ama ya devletin kaybı? Hem maddi, hem manevi olarak.
Eğer bugün kamunun verimsizliğinden söz ediliyorsa, eğer bugün hatalı, kural dışı, hatta yasa dışı işler yapılabiliyorsa, bu devletin üst karar organlarının doğru bir şekilde yerleşmemiş olmasından, bilgi birikiminin hovardaca harcanmasından değil midir? Mümkün olsa da listelerine baksak; halen görev yapan bürokratlardan kaçta kaçı çalıştığı bakanlıktan gelmedir. Sanırım çok azı. Özellikle son bir kaç haftada müdür müsteşar yapılan öğretmenlerle, bu sayı iyice dibe vurmuştur…
Dönelim Bach olayına… Önce, Danimarka’nın ana muhalefet liderinin, bir yardım kuruluşu olan “The Global Green Growth Institute”ün kasasından lüks seyahat harcamaları yaptığı ortaya çıkıyor. Ülke bu skandalla çalkalanırken, Gazze ve İsrail‘e ziyaret gerçekleştirmekte olan Bakan Bach, kendisinin bu seyahatlerinin de aynı yöntemle karşılandığını öğreniyor. Bürokratlarının kendisini doğru bilgilendirmemesi nedeniyle farkında olmasa da, seyahatlerin örgütün kasasından çıktığını öğrenen Bach, derhal seyahatini yarıda kesiyor ve istifa ediyor. Sonuçta hükümet de ilgili bürokratlar hakkında soruşturma başlatıyor. Bu arada dikkat, Bach’ı uyaran da başka bir bürokrat.
İşte aradaki fark bu. Bürokrat seçerken, en çok bayrak sallayanı, mitinglerde en önde koşturanı, arkasındaki delege sayısı en fazla olanı, devleti bilen, konusunda uzmanlaşmış olanın yerine getirdiğinizde, sonuç yukarıdaki örnekten farklı olmayacaktır…
Nitekim insan harcamada üstüne olmayan KKTC’de de durum budur…
Ha, bir şey daha var. Bach’ın onurlu duruşunu da es geçmemek gerek. Bizde bu haberdekini solda sıfır bırakacak hatalar yapılmıştır her dönem. Ama böyle bir sebepten istifa eden bakan, asla görülmemiştir…

YERİN KULAĞI VAR

KIZMAYA GEREK YOK:                                                                                                                                  
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na Türkiye Muhtarlar Federasyonu ve Muhtarlar Derneği heyetini kabulünde Kuzey Kıbrıs’taki muhtarlar adına “Baş Muhtar” unvanı verilmiş. Hiç kızmaya gerek yok. Bir ülke, maaşını, yolunu, suyunu, hatta yakında elektriğini bile bir başka ülkeden alıyorsa, burada 50 vekilin, 10 tane bakanın, üstüne bir de Cumhurbaşkanının olması kadar saçma bir durum olamaz. Böyle bir yerde en çok, bir tane “Baş Muhtar” olur. Adamlar bize, çapımızı ve ne olduğumuzu hatırlattılar…
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN:                                                                                                                      
Başbakan Yorgancıoğlu, müşavirlik konusunun uzun yıllardır tartışıldığını belirterek, Meclis Başkanlığı’yla yaptıkları görüşme sonrasında, müşavirlerin bir kısmının Başbakanlık’ta, geriye kalanların ise milletvekillerine danışmanlık yapmak üzere Meclis’te görevlendirilmeleri için bir çalışma başlattıklarını açıklamış. Benim bildiğim müşavirlerin büyük kısmı siyasi. Belli dönemlerde belli siyasi görüşleri nedeniyle bu mevkilere atanmış kişiler. Yani hepsi de belli bir siyasi görüşün temsilcileri. Bu iş nasıl olacak bilemiyorum. Yok eğer hükümet, “Bakın müşavir sorununu hallettik” mantığıyla yapıyorsa, diyecek bir şey yok…
SERDAR DENKTAŞ KABUL ETTİ:                                                                                                                        
   “Dağınık bir görüntü var, hem hükümette, hem de ayrı ayrı partiler içinde… Bütün bunları da düzelterek halkın ileriye yönelik beklentisini umuda çeviren icraat dönemi yaşama geçirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız”… Bu sözler Serdar Denktaş’a ait. Bir kaç gün önce bir kabulünde söylemiş. Hükümet kurulalı 3 ay oldu. Allah’a şükür başta zam olmak üzere kararlar da alınıyor. Yani bu kararlar bu dağınıklık içinde mi alınıyor? Vay halimize. Toparlanmalarını beklerken, telef olacağız.

KEŞKE BAŞBAKAN DA GİDEBİLSE:                                                                                                                          
Sibel Siber başkanlığındaki KKTC Meclis heyeti Ankara’da, üst düzey temaslarda bulunuyor. Heyet, ekonomiden Kıbrıs sorununa kadar birçok konuyu, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile görüştü. Bizim Başbakan, Başbakan Yardımcısı hala daha Türkiye hükümetinden resmi davet almazken, Meclis Başkanı’nın bu ziyareti sanki birlerine mesaj niteliği taşıyor gibi geldi bana… 
İNŞALLAH BİZ YANILIRIZ:                                                                                                                                      
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, bakanlığına bağlı sorunların çözümüyle ilgili, “Ya yaparım ya giderim” diye konuşmuş. Sayın Bakırcı’yı bilmem ama, geçmişte biz bu sözleri çok duyduk. Günün sonunda, verdikleri sözü yerine getirmemelerine rağmen, o koltukta oturmaya devam eden çok siyasetçi gördük. İnşallah sayın bakan bu kez bizi yanıltır…
GÖRELİM BAKALIM:                                                                                                                                  
Toparlanıyoruz Hareketi lideri Kudret Özersay dün, sosyal medya üzerinden ilginç bir mesaj atarak, “Zamlı elektrik faturanızı BİZE GÖNDERİN! Şaka yapmıyorum! Tümünü götürüp Hükümete vereceğiz, kendininkileri ÖDEMEDİKLERİ gibi bizimkileri de ÖDEMESİNLER!!!” diye vatandaşa çağrıda bulundu. Okkalı zam kararına tepki gösterenlerin kaçı, elektriklerinin kesileceğini bile bile Özersay’ın bu isteğine uyacak, çok merak ediyorum.. 
ANA CADDELERDEN ÇIKARILSINLAR:                                                                                                                  
Bakanlar Kurulu dünkü toplantısında, bir müşterek bahis şirketinin faaliyet izninin, yasanın emrettiği gerekleri yerine getirmediği için iptal etmiş. İyi de yapmış. Yalnız benim temennim, KKTC’nin her yerinde, ana caddeler üzerinde, ailelerin yaşadığı apartmanların altında çirkin bir görüntü sergileyen bu tür işyerlerinin gözlerden uzak yerlere çekilmesi için de bir karar almalarıdır. Kör gözüne parmağım” misali, en işlek caddeler üzerinde devasa bir şekilde “kumar” oynatılan bu yerlerin, şehrin belli bölgelerine getirilmesi, hem vatandaş için, hem de ülkeye gelen turistler için daha uygun olmaz mı..?

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                        
  Ekonomik Örgütler Platformu: İşadamları, sanayiciler, esnaf örgütlerinin oluşturduğu Platform, bugün gerçekleştirilecek eyleme destek verirken, Başbakan’ın özel sektör çalışanlarına üvey evlat muamelesi yaptığını vurguladı ve öyle bir cümle kullandı ki, durumu kısaca özetliyordu; “Özel işletmeler KİT, hepimiz kamu görevlisi olalım…”.

DİPTEKİLER                                                                                                                                                         
  Önder Sennraoğlu: Gıda Tarım ve Enerji Bakanı Sennaroğlu, enerji alanında bütünlüklü bir proje öngördüklerini belirterek, “Hedefimiz, maliyetlerin düşürülmesi, arz güvenliği ve enerji verimliliğinin sağlanmasıdır… Çiftçiyi ve hayvancıyı köyünde kentli gibi yaşatmayı, üretim maliyetlerini düşürmeyi, verimliliği artırmayı ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyoruz” demiş. Bu işleri elektriğe %30, süte %25 zam yaparak mı gerçekleştireceksiniz sayın bakan? Vazgeçin de olmaz…