Köşe Yazarları

Burdan…


Rutin işim haline getirdiğimce her sabah olduğu gibi dün de gazetelerimi aldığım bayie uğradığımda, önce tümünün de manşetlerine şöyle bir göz attımdı..

Görüş birliğine varmışlar gibi hemen hepsinin manşetinden “can sıkıntısı” okunuyordu! Belli ki bu virüs olayı artık sıkmaya başladı!

İnsanları sabahtan akşama kadar “evlerine kapatıp” üstüne üstlük bir de “sakın ha evinizden çıkmayın” demek kolay!

Dışarıda yapacak tırnaklık işiniz de olmasa, evinizin mahpusu gibi yaşamak zorunda kalmanız belki bir iki gün dinlenceden sayılır, kabul görürdü ama uzadıkça sıkıyor..

Hani ne derler? “İnsan sosyal bir hayvandır!” (Tabi bu “hayvan” kelimesi hiç de hoş değil ama “canlı” deseniz kurbağa da canlı! “Yaratık” deseniz akla “goncoloz” da gelir!)

En çekilmezi de “yaşlı insanlara reva görülen muamele! Karar vermişler koronavirüsün en sevdiği insanlar 65 yaş üzeri olanlardır! Bir gün bu musibet virüs defolup gittiğinde yada yine ortaya çıkmak için uykuya falan yattığında, arkasında bırakacağı en büyük hatıra “yaşlı insanlara çektirdiği azap olacaktır!”

*** ŞURDAN…

YALNIZ! Keşke sadece bu azapla kalsak! Nitekim Hocaya da kıyamet ne zaman kopar diye sormuşlar, “karım öldüğünde küçüğü ben öldüğümde büyüğü” demiş!

Anladınız her halde! Hükümet daha koronavirüs insanları telef etmeye başlamadıydı, ilk mali önlemi “Ali’nin maaşından yapacağı kesintiyle Veliyi ödeyeceği kararı” oldu!

Tabi bu tedbir “memur takımı cephesinde!”

Ya serbest çalışan, özel sektör, ötesi tüm ticari ve ekonomik kuruluşlar, Turizmciler? “Kısmi” denen sokağa çıkma yasağı nedeniyle çalışamayan yevmiyeciler? Nitekim artık sıkıntılar, gazeteleri de sayfalarını azaltmak zorunda bırakıyor..

Yani bir gün olağan sürece de geçilecek ama “Koronalı” günlerin kayıplarına toslanıldığında ödenecek faturası galiba çok ağır olacak! Şimdilik geleceklerde ne olacağını bilmeyen Hükümet bugünleri “yasaklarla” idare ediyor.

Dolayısıyla bu vesileyle de halka ne kadar muktedir olduğunu, “yetki ve sorumluluğuyla” hatırlatarak, bir yandan da “merak etmeyin görevimizin başındayız” imajını çakmayı da unutmuyor! Öte yandan: DÜN de sözünü ettimdi.

“Nedense halktan fedakârlık istenirken, Devletin tepesinde gene çekişme didişme, ben-sen gösterisi var!”

Nitekim bir okuyucum dikkatimi çektiği için dün yazmıştım. Küçücük bir toplum olmamıza karşın bakıyoruz.

Hükümetin yanı sıra “Cumhurbaşkanlığı” da kendine ait “Ekonomi Danışma Kurulu” oluşturdu!

Tabi bu Kurulun hem özel sektörün hem halkın sesini isteklerini yansıtacak uzman ve bilirkişilerden oluşması güzel de o zaman Hükümetin oluşturduğu “Kurul” ne? Ve sık sık halka birlik beraberlik çağrıları yapılan bu çok olağan dışı ortamda, “tepede” oluşan “Ekonomik Kurulun” arasına DP Başkanı Serdar Denktaş’ı da katmakla sizce de olay siyasileşmiyor mu? Hatta aklınıza “Cumhurbaşkanlığı seçimlerini” getirmiyor mu?

Her neyse! Bir kez daha görüyor ve anlıyoruz, politikacının politikası önünde koronavirüs bile engel olamaz!

***

ORDAN…

VE CTP’den sonra YDP Başkanı Erhan Arıklı da “Krizden Çıkış ve Ekonomik önlemler Paketini” Başbakan Tatar ‘a sundu..

Yanılmıyorsam bu “ekonomik sunumlar” biraz da seksen milyonluk Türkiye’deki gelişmelerden esinlenerek oluşturuluyor..

Yoksa CTP’nin, YDP’nin diğer partilerin de Meclis’te temsil edildikleri gerçeklerde, zaten Hükümetin o Meclise dayanarak oluşturduğu Kurul ile hazırladığı “ekonomik raporu” da varken; neden her parti kendine göre ayrı bir rapor hazırlıyor?

Hakkıdır da ondan… Çok partili demokratik sistemin gereğidir de ondan.. Halkı düşünmenin ispatıdır da ondan.

Nitekim diyor ki Arıklı, “Önerimiz çok ciddi bir ekip tarafından hazırlandı…”

Tabi pembe günlerden söz edilmiyor. Arıklı’ya göre bundan sonra uzun sürecek bir ekonomik gelecek bekliyor bizi.. Hatta dört beş ay sonra hükümet maaş ödeyemeyecek hale gelecek!”
…Kim bilir bu ekonomik rapor kaç sayfadır. Bize yansıyan ve yansıttığımız “işte bu kadar!” Yani Koronavirüs biter, çeker gider, ayvayı kalanlar yer!
İŞTE burada hasbelkader bir hatırlatma yapayım. KKTC artık sınırlarının dışına kaymalıdır. Kuzey’de oturarak Rumun paşa keyfinin gelmesini beklemek abese iştigaldir. Kaldı ki 46 yıldır zaten bekliyoruz! Yetmedi mi?
Sn. Akıncı “Cumhurbaşkanı” oluşunun yetki ve sorumluluğunda Avrupa Birliğinin Rum tarafındaki siyasi misyon şefleri, elçileriyle şu veya bu şekilde temasa geçmeli. Yada kendi kanallarıyla AB ülkelerinden (bir kaçı da olsa KKTC için harekete geçirilerek propagandistlerimiz olmalı. Çünkü artık açık seçik belli olmuştur:
Bir: AB’nin KKTC’e uyguladığı ambargolar kalkmadan sittin sene daha ekonomi sayıklarız ama hayır yüzü görmeyiz! İki: KKTC tanınmadan çözüm olmaz!


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı