Hafta sonu gündemi TV yapımcısı Acun Ilıcalı’nın “ithal et izni” oluşturdu.
Ilıcalı’nın KKTC’ye soktuğu ve izni de bizzat Tarım Bakanı Önder Sennaroğlu’nun verdiği 75 kilo eti konuştuk.
Seçim ve referandumun önüne geçen olay, ne yazık ki ülkemizde “kuralsızlığın kural” olduğunun en somut örneğiydi. İşin bir başka acı tarafı ise, olayı Türkiye medyasında yer almasıyla öğrenmemiz oldu…
Acun Ilıcalı başarılı bir TV yapımcısı veya TV sahibi olabilir. Ama ne olursa olsun bu ülkenin yasalarını çiğneme hakkına sahip olamaz…
kibrissozcu.com haberinde, ”Acun Ilıcalı için getirtilen ancak KKTC gümrüğü tarafından el konulan 75 kilo et Acun’un, ‘Ya etler Artemis Otel’e getirtilir ya da ben programı iptal eder, sizi de basında rezil ederim’ restinden sonra, Tarım Bakanı Önder Sennaroğlu’nun devreye girerek gerekli tahlilleri yaptırdıktan sonra etler için iznin verildiği” iddia edildi.
Bir TV yapımcısı “devleti rezil ederim” şantajı yapıyor ve bizim hükümetimiz bu tehdide pabuç bırakıp, “kuzu kuzu” etlerin adaya girişine onay veriyor. Bu nasıl devlet anlayışı söyler misiniz..?
Sayın Bakan Sennaroğlu’na soruyorum, “Bu şekilde söz konusu etlerin ülkeye girişi yasak mı, değil mi? Eğer yasak ise, ki yasaktır, izni niye verdiniz? Kendi koyduğunuz yasaları çiğnemek için kim veya kimler size baskı yaptı? Yasaları çiğnemenize neden, Acun Ilıcalı’nın savurduğu tehdit miydi..?
Belki de dünyanın en güzel, en lezzetli etlerinin yetiştiği ülkemizin etini beğenmeyip, “özel menüsü” için TC’den et getiren Acun beyin, “izin vermezseniz, programı iptal eder, sizi de rezil ederim” tehdidi eğer doğruysa, varsın programını iptal etseydi. Bize ne zararı olurdu ki? Görev yasaları korumak mı, rezil olma tehdidiyle tırsıp, yasayı delmek mi?
Bu ülkenin her türlü nimetlerinden faydalanacaksın ama, program boyunca KKTC’nin tanıtımını yansıtacak tek bir görüntü dahi vermeyeceksin. Görüntülere bakıldığında yarışmanın KKTC’de mi, yoksa başka bir yerde mi yapıldığını bilmeyen birinin anlamasına imkan yok. Hani KKTC’nin tanıtımı için izlenen bir programda bir şeyler yapılır, o zaman anlarım. Ama dediğim gibi, KKTC’yi tanıtan kaldığı otelin dışında tek bir görüntü yok… Hepsi bir yana, son 3 yıldır finalini KKTC’de yaptığı yarışmasının dışında bu ülkenin tanıtımı için ne yaptı gören, duyan var mı..?
KITSAB Başkanı Orhan Tolun’un, “Türkiye de imajımız kumarhane ve gece kulübü turizmi, diğer ülkelerde ise kaçakçıların, hırsızların, Avrupa’da aranan insanların barındığı ülke” tanımına şimdi, “isteyenin özel menüsü için istediğini getirebileceği ülke” unvanını da kazandık Acun Ilıcalı sayesinde…
O programı çekse ne olur, çekmese kaç yazar. UBP iktidarı döneminde sanatçılara golifa gibi dağıtılan vatandaşlıklar ve payelere ne kadar tepki koymuşsak, bu olayda da aynı tepkiyi göstermeliyiz. Yoksa siyasilerin koyduğu yasaların, yine siyasiler tarafından çiğnendiği bir ülke için “muz cumhuriyeti” diyenlere kızmaya hakkımız olmayacak… Bu kafayla gittiğimiz sürece de, önce kendimize olan saygımızı, ardından da her şeyimizi kaybetmeye mahkum olacağız…
Yakışmadı, hele de CTP’li bir bakana hiç…
YERİN KULAĞI VAR
ÖZGÜRGÜN VE DENKTAŞ AYNI KÜRSÜDE:
UBP’nin Lefkoşa’da Cuma akşamı yapacağı son mitinginde Genel Başkan Hüseyin Özgürgün ile aynı kürsüye çıkacak olan DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın bir de konuşma yapıp Kemal Deniz Dana için oy isteyeceği iddia ediliyor. Denktaş’ın son gün yapacağı konuşma kendi tabanında ne kadar etkili olur bilemeyiz…
SON HAFTA:
Yerel seçimlerde son haftaya girildi. Pazar günü 28 beldedeki belediye başkanlarını seçmek için sandık başına gideceğiz. Adaylar söyleyeceklerini söyleyecek, son kozlarını oynayacak ve seçmeni inandırdığı oranda kendisine verilecek oyları bekleyecek. Genelde sessiz ve maalesef etkisiz bir propaganda sürdüren adayların bu son haftayı nasıl değerlendireceği, son bir atak yapıp yapmayacakları merak ediliyor…
106 ADAYIN SADECE 3’Ü KADIN:
Kadın hakları dendi mi mangalda kül bırakmayan, eşitlikten dem vuran siyasi partiler bu seçimlerde de sınıfta kaldılar. 28 belediyede başkanlık için aday olan 106 kişi arasında, sadece 3 kadın adayımız var. Girne‘de Başak Tekerek, İskele’de Bilen Sayılı ve Serdarlı’da Vijdan Karagözlü… Oran yüzde 2.8…Partilerin kadınlara verdikleri değerin oranı…
BAŞKA YERDE GÖREMEZSİNİZ:
Sendikaların siyaseti bu kadar yönlendirdiği, hükümet kurup, hükümet bozduğu örneğini bizim ülkemiz dışında başka hiçbir yerde göremezsiniz. Kendi sorumlulukları dışında neredeyse her konuda tavır takınan sendikalarımız, ne yazık ki esas sorumlu oldukları konularda, aynı başarıyı gösteremiyorlar. İşte bu nedenledir ki sendikaların arkasındaki güç, her geçen gün giderek azalırken, üyelerin sendikaya olan güveni yerlerde sürünüyor…
GENEL KURULA DİKKAT:
CAS’ın yarın yapacağı genel kurulda, sorunlara çare üretilmezse, Ercan’daki yer hizmetleri konusunda da bir tekelleşmeye yol açılacak . Havayolu şirketlerine yer hizmeti veren CAS’ın halen 170 çalışanı bulunmakta. Mevcut havayolu şirketlerinin CAS’tan aldığı hizmetleri iptal etmeleri halinde, tekelleşme de kaçınılmaz olacak ve bunun ceremesini de, uçak biletlerine gelecek zamlarla vatandaş ödeyecek…
KKTC YİNE KADIN TİCARETİ DAMGASINI YEDİ: Her yıl olduğu gibi, bu yıl da ABD İnsan Hakları Raporu’nda güzide yerimizi aldık. Kuzey Kıbrıs’ın insan kaçakçılığının cezalandırılmadığı bir bölge olmayı sürdürdüğü, Orta Asya, Doğu Avrupa ve Afrika’dan giderek artan sayıda kadının zorla fuhuş yapmak zorunda bırakıldığı, bunun da bizzat Kıbrıslı Türklerin verdiği izinlere tabi olan gece kulüplerinde yapıldığı yazıyor.
ZİRVEDEKİLER
KTTO: Ticaret Odası, kamu görevlilerinin başlangıç maaşlarıyla ilgili tartışmanın popülist bir yaklaşım olduğunu belirterek, “Yakın tarihimiz, oy toplamak veya siyasi rakiplerini zor durumda bırakmak amacıyla popülist kararlar alan siyasetçilerin topluma neye mal olduğunu anlatan örneklerle doludur. Sorun bu kriterlerle ele alındığı zaman, kamu görevlilerinin başlangıç maaşlarını eski haline getirme girişimini samimi ve ülke sorunlarına çözüm arayan bir girişim olarak değerlendirmek ne yazık ki mümkün değildir” eleştirisinde bulundu…
DİPTEKİLER
Önder Sennaroğlu: Bakan Sennaroğlu, TV yapımcısı Acun Ilıcalı’nın KKTC’ye soktuğu 75 kilo etle ilgili, “İzni bizzat ben verdim” diyerek, etlerin özel menüde yer aldığını, satılmak için adaya sokulmadığını ifade etmiş. Yani yapılan iş ticari değil miymiş, bu iten kazancı olan yok muymuş. Ayrıca, bizim ülkenin etlerinin nesi vardı ki? “Özel menü” yutturmacası yerine keşke başka bir gerekçe söyleseydiniz. Yarın ben de “özel menümde var” deyip ülkeye girişi yasak bir şey getirsem, ayni toleransı bana da tanır mıydınız acaba..?
































