Kimse bizi yemesin, bu karar dibine kadar siyasidir…
Zaten 9 aydır perişan durumdaki esnafa gareziniz neydi? Hakikaten şok olduk. Kimsenin beklemediği bir kısıtlama. Tam da Başbakan “kapanmayacağız” dediği gün.
Son söylenecek olanı baştan söylemek lazım; bu karar, özellikle de 1. maddesi, Türkiye’den kumarcı getirmek için bastıranların tepkilerini yumuşatmak amaçlıdır. Zira aynı gün, 6 bin kişilik kafile taleplerini 2 bin beş yüze indirdiklerini, hükümet üyelerinin de buna sıcak baktığını ilan ediyorlardı.
Ne oldu? Tabii halkın tepkisi büyüktü. O zaman bir cinlik yaptılar ve dediler ki; “Size izin vermedik ama, bak yerlileri de kapattık”…
Bazı arkadaşlar, maddenin içeriğine bakarak, yani kumarhanelerin ve otellerin bu listede yer almamasını işaret ederek, “halkı buralara yönlendirme amacı var” dediler.
Bu kadar da fena olabileceklerine inanmak istemiyorum.
Ama bakıyorsun, otel, kumarhane dışında tüm yeme içme, eğlence yerleri var listede.
O oteller ki, haftalardır reklamlarla yerli müşteri rezervasyonu yaptılar, bütün gün otelde üst üste olan müşteriyi saat 21.00’de bir anons yapıp, odasına mı tıkacaklar? Var mı böyle bir karar? Restoran bölümleri kapanacak mı?
İkincisi, asıl kuşkuya sebep olan şu; malum kumarhaneler yerlilerle dolup taşıyor, o ne olacak?
Eğer ülke için gerçekten tehlike varsa ve gerçekten bilimsel karar alındıysa, bu ne?
Ha, sahi kumarhaneler yerlilere yasaktı değil mi?
Gidin yahu işinize, özellikle şu pandemi döneminde açıldıkları günden itibaren hepsi hınca hınç yerli dolu. Benim bildiğimi siz bilmez misiniz? Napacaksınız? Denetim mi? Güldürmeyin insanı. Bunu düşününce, kumarhanelerin kaybını böyle karşılama sözü vermiş olabilecekleri geliyor insanın aklına, tövbe tövbe…
Aylardır onlar başarılı olduklarını söylediler, biz itiraz ettik. Hayır, asıl çöküşü sizin kararlarınız getirdi dedik. İşte aynen bunun benzeri kararlarından bahsediyorduk. Mesela devlet gelirlerini onun işçisi, bunun turisti için harcama kararları, böyle bir yanlış karardı. Denetimleri adam gibi yapamayınca kapanma kararı alıp herkesi iflasa sürüklemeleri böyleydi.
Milleti eve kapatarak başarı mı olur?
Bugün Kıbrıs Türk piyasası can çekişiyorsa, bunun nedeni bu ve bundan önceki hükümettir. Tam piyasa iç turizmle, vatandaşın ilgisiyle, biraz da vakalar azaldığı için canlanırken, vur beline kazmayı.
Başarılıyım diyebilmek için, her iki tehdidi de eşit şekilde göğüsleyebilmeliydiler. Sen ekonomiyi yerden yere vur, salgında başarılıyım diye gezin. Bunu yaparken de, kıramadığın sektörlere ayrıcalık yap, adaletsiz davran…
Ey ahali, bilim kurulu size diyor ki; saat 21.00’e kadar bulaşmayan virüs, bu saatten sonra bulaşacaktır!!! Tedbirlerimiz ona göre alınmıştır!!!! Lütfen, bi zahmet evlerinize kapanın ki, kumarcıların tekliflerini reddetmeye yüzümüz olsun!!!
Gene yazayım, bugüne kadar kaç restoranda, kaç cafe’de bulaş olmuş, söyleyebilirler mi?
Bulaşın sebebi bellidir. Güney’se güney, Pile’yse Pile, sonra o malum 3 günlük karantinasız girişler. Sebep bal gibi ortadayken, yine bir akıl dışı karar, yeni bir yıkım.
Buna yönetim denemez, dense dense idarei maslahat denir. Aynen Ersin Tatar hükümeti gibi.
Bu teslimiyetçilerden hiçbir şey beklenmemesi gerektiğini biliyorduk da işleri daha da kötüleştirecek tinyozluklar yapacakları aklımıza gelmemişti. Bundan sonra herkes yeni yeni cambazlıkları beklesin…
YERİN KULAĞI VAR
VİZESİ YOKMUŞ:
Salgının ilk başladığı günden itibaren bizim siyasiler pandemi hastanesi yapma sözü vermişti ya, baktılar para yok sonunda onu da Türkiye yaptı. 15 Kasım’da da büyük bir tantanayla sözde hizmete açtılar. Yok, hizmete açmadılar, kurdele kestiler. Ha bugün ha yarın diye diye bugünlere geldik. Sonunda öğrendik ki yaptıkları binanın hiçbir proje onayı yokmuş. Hal böyle olunca da koca hastane adı var kendi yok oldu…
KAÇARI YOK:
Adaya gelmek için “onu da bunu da isterim” diyerek olmadık şartlar ileri süren Özgürgün’e kötü haber. Başsavcı Sarper Altıncık, dokunulmazlığı kaldırılsa da istifası reddedilen, eski Başbakan, UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün yargılanmasına adaya geldiği gün başlanacağını açıkladı. Tutuklanma korkusu olmasa da bu durumda adaya gelmesi oldukça zor. Bundan sonrasını Özgürgün’ü adaya getirmek için yalvar yakar olanlar düşünsün…
EMİRNAME ÇIKARTMAMIŞLAR:
Başbakan övünüyor, bizim partimiz hiç emirname çıkartmadı. İyi öyle kabul edelim, ya yaptığınız emirname değişiklikleri? En korkuncu, en vahimi, sonuçlarını birkaç yıl içinde almaya başladığımız, bir kenti kökünden mahveden Girne Emirnamesi’nde 2010 yılında yaptığınız değişiklik değil mi? Hem de beyaz bölge için… Bu emirname çıkartmaktan da beter. Sonra İskele imar planı çıkmasın diye uzattıkça uzattığınız emirnamenin amacı planlamayı engellemek değil mi? Bir Girne’ye bakarım, bir de atıp tuttuklarına. Bugüne kadar yapılmış en büyük kötülük…
ASGARİ ÜCRETLİ BEKLİYOR:
Yeni asgari ücreti belirleyecek olan komisyon bugün toplanıyor. Bu süreçte en çok mağdur olan asgari ücretliye bir yeni yıl müjdesi çıkar mı derseniz sanmam. Asgari ücret halen brüt 3820 TL net ise 3323 TL olarak uygulanıyor. Yeni asgari ücreti belirlerken, bu parayla bu insanlar nasıl geçinir diye biraz kafa yorunuz ve ona göre karar veriniz…
KİM OLACAK:
Saner’in UBP başkanlık koltuğuna oturtulmasından sonra, parti içinde Genel Sekreter ve Meclis Başkanı kim olacak kavgası başladı. Adaylar bir bir ortaya çıkarken özellikle Meclis Başkanlığı konusunda büyük bir kavga var. Öyle anlıyoruz ki, Meclis Başkanlığı konusunda da partiye müdahale var. Yoksa aday olan Zorlu Töre çıkıp da “kafama silah dayasalar adayım” demezdi…
SİVİL İTAATSİZLİK:
Hükümetin aldığı saçma sapan kararlardan sonra toplumdan sivil itaatsizlik sinyalleri gelmeye başladı. Otelciler Birliği alınan kararların siyasi olduğunu söyleyerek hükümete ver yansın ederken son çare olarak eylem planlaması yaptıklarını söyledi. Restorancılar ise hükümetin aldığı saat 21.00’den sonra ‘kapatma’ kararına uyulmayacağını açıkladılar. Evet bazen alınan kararlar bazılarını mağdur eder bunu anlarız da toplumdan bu kadar kopuk, ne yaptığını bilmez kararlar sonunda toplumsal tepkileri de beraberinde getirir tıpkı bugün olduğu gibi. Boşuna dememişler, böyle başa böyle tıraş diye …
BUKALEMUN GİBİSİNİZ:
Be kardeşim siz değil miydiniz güneyden gelen ilaçların faturasını dönemin Cumhurbaşkanı Akıncı’ya çıkaran, neredeyse onu kaçakçı ilan eden? Şimdi ne oldu da yan çizdiniz. Neymiş efendim güneye gelecek aşılardan biz de vereceklermiş. Hani siz Rum’dan gelen hiçbir şeyi sadaka deyip istemezdiniz. Vallahi bukalemun gibisiniz, işinize geldiğine göre renk değiştirirsiniz…
FOTO GÜNDEM: Pandeminin derdinden, gıdadaki zehirleri unuttuk. Tarım Dairesi verileri yayınlıyor ama, ben çoktandır bakmadığımı fark ettim. İthalde deveci armudu, havuç, pancar, cennet hurmasında, yerlide yeşil biber, kapya biber ve ıspanakta kanserojen pestisit tespit edilmiş. Bunlar rastgele örneklemeler. Diğerlerinin ne olduğu meçhul. Galiba diğer suçlardaki gibi, otorite boşluğundan bunda da artış olmuş. İnsanlar “kim arar, kim sorar” havasında.

































